26 Eylül 2011 Pazartesi

gidelim olric

nasıl oluyor da, olric hep doğruyu söylüyor?

"Tut ki güneş açtı. Papatyalardan taç yapar mı saçlarımıza?
Bilinmez efendimiz...
Yıldız kaydığında diler mi bizimle olmayı?
Sanmam efendimiz...
Ben de sanmam... Gidelim Olric...
Gidelim efendimiz..."

12 Eylül 2011 Pazartesi

10 sene önce bugün



İlk dansı bununla yapmıştık. Planlamadan. Şansımıza bu çıktı biz de sevdik. Aklımıza gelmezdi şimdi şu hallerimiz. Bambaşka olacak sanmıştık, oysa kaderimizde yokmuş. O zaman bilemezdik.

Onca yıl derimin altına işlemişsin. Hala deri değiştiriyorum ben. Olur olmaz yerlerden çıkıyorsun ben deri değiştirdikçe azalıyorsun.

Şarkıda başkasını sevemem değişemem diyor, oysa ne çok değiştim ben, senin bildiğin gibi değilim artık. Saçım uzun ve daha çok açık bırakıyorum. Senin sevdiğin siyah göz makyajını hiç yapmıyorum. Senin asla sevemediğin şarkılar dinliyorum. Daha çok şiir okuyor, daha çok çay içiyorum. Gökyüzüne daha da çok bakıyorum. Daha çok şükrediyorum. Değiştim işte. Anlamadan, farkına varmadan, altına işlediğin derimi değiştirdim. Bir doğum yapar gibi acıdı. Sonra yavaştan geçti.

Artık bildiğin gibi değilim. Yollarım bambaşka, baktığım yer bambaşka, istediğim bambaşka, ben bambaşkayım. Gerçi hala kapı gıcırtısına oynuyorum. Hala kolayca ağlıyorum. Sen gördüğünde hemen sarılırdın. Ve hala masallara, şövalyelere inanıyorum. Bir de, bazen yaptığımız komiklikleri hatırlayınca hala gülüyorum. Bazı şakalar var kimse gülmüyor, sen olsan gülersin biliyorum.

Böyle işte... Zaman geçti, iyi geldi. Keşke demiyorum. Belki bir başka hayatta demiyorum. İnandım ki her şeyin bir nedeni var. Seninle yıkılan inançlarımı zamanla yeniledim, tazeledim. Dışardaki güzelliği görebilmek, içime alabilmek için.

Şimdi içimde sadece güzel anları saklıyorum. Ve 10 sene öncesini gülümseyerek hatırlıyorum.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

gönül gönüle değmişse..




Pek çok soğuk geceyi sıcak çay ve muhabbetle ısıttık. Ağladıkça sarıldık, sarıldıkça güldük. Sırlar paylaştık. “Şimdi hisar’da, salacak’ta, piyer loti’de olmak vardı” ile başlayan cümleler kurduk.

Vedadan önceki gece, “hatırlıyor musun” diye başlayan cümlelerle ortak olduğumuz sefil hallerimize güldük, güldük. Sonra “bir sayfayı kapatıyoruz farkında mısın” dedi, iç çektik. Önümüzdeki günlerin daha güzel olacağına dair hayaller kurarken hüzünlenmek nedendir?

Biraz önce telefonda, “hayal ettiğimiz şeylerin bir gün olacağına ben bütün kalbimle inanıyorum çakıl” dedi. “Olur tabi marul, yeter ki gönüller bir olsun” dedim.

Gönül gönüle bir kere değdi mi, mesafeler nedir ki...

2 Ağustos 2011 Salı

yollar...


meğer kişisel tarihimde(!) gelen ve geçen zaman değil, yollarmış... birbirine bağlanan, birbirinden ayrılan yollar. 

kimini kaybolmadan bulamadım. kimini hiç hesapta yokken buldum.

bir de önümde bekleyen yollar var. hangisinden gideyim henüz bilmem. 

her yolda bir ben bırakıyorum. her yolda başka bir ben buluyorum. 

yollar bazen ayırıyor, beni senden ayrıştırıyor.

yollar bazen birleşiyor, beni sana getiriyor. yoldaş olup birlikte yürüyoruz.   

birlikte yürürken, şurda biraz duralım. olmaz mı?
  

9 Temmuz 2011 Cumartesi

sabaha doğru 3



eğer geceliyorsam, adetimdir. sabaha doğru 3'te, ben genelde bu kuyuya atarım kendimi...

tam da bu şarkıyla.

bir oruçlunun iftarı beklediği gibi beklerim saat 3'ü.

bu şarkı en çok sabah saat 3'te güzeldir çünkü.


edit: yok yok. bu şarkı her an güzeldir.

3 Temmuz 2011 Pazar

sonra?


Kapadım kapıyı ama içim rahat değil. Aklımın yolunu tutuyorum, sonradan aklım başıma gelirse diye korkarak...

“Dünyadan ve onun bin bir halinden korkma!” diyordu kitapta... 

Şu an aklımdan geçen her şeye tek cevap buymuş gibi geliyor. 

Bir de efil efil esen, elbisemin eteğini dalgalandıran rüzgar var.

2 Haziran 2011 Perşembe

33



geçen sene yazdıklarıma baktım. o duygular, o ruh hali daha dünmüş gibi. oysa ben ne çok değişmiş hissediyorum.

gördüğüm o ki, yaşayacağım değişimleri önceden kestiremiyorum. kendimi bir projeymişim gibi kontrol edemiyorum, etmek istediğim de yok zaten. zamanla kendiliğinden oluyor her şey.

ancak geriye dönüp baktığımda görebiliyorum nelerin değiştiğini ve saksıda yeni açmış bir çiçeği farkeder gibi karşılıyorum hepsini.

bu yılki yeni yaş karşılamamda gün boyu güzel sürprizler vardı. en güzeli de, kapıma gelen saksıdaki güldü. saksıda gül alasım vardı ne zamandır, henüz kimselere dememiştim ki o gül kapıma geldi.

sevgili blog, eğer unutursam hatırlat olur mu:

insan isterse her şey olur. eğer gönülden isterse olur... sadece zaman gerekli.

en içten sevgimle :)