26 Şubat 2013 Salı




Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

23 Ekim 2012 Salı

Akşamın Yansıları

Toplarız yansılarımızı sulardan
Akşamlar kilitlerken suları karanlığa

Akşamlar karanlığa kilitleyince suları
Susup kaldıysak bile inanmadık yalnızlığa

Umutsuzluk bile iyidir
Ardından sen gelirsin, umut gelir

Ellerin sessizce uzanır bana
Ovada tomurcuklar patlarken birer birer

Her dokunuşun beni değiştirir
Akşam pembeliğini yayar sulara

Ben seni hep umuda benzetirim
Ben seni benzetemem yalnızlığa...
 
Afşar Timuçin

22 Ağustos 2012 Çarşamba

"bir tren geçip giderken beni düşün..."



Lay your head where my heart used to be
Hold the earth above me
Lay down in the green grass
Remember when you loved me

Come closer don't be shy
Stand beneath a rainy sky
The moon is over the rise
Think of me as a train goes by

Clear the thistles and brambles
Whistle 'Didn't He Ramble'
Now there's a bubble of me
And it's floating in thee

Stand in the shade of me
Things are now made of me
The weather vane will say...
It smells like rain today

God took the stars and he tossed 'em
Can't tell the birds from the blossoms
You'll never be free of me
He'll make a tree from me

Don't say good bye to me
Describe the sky to me
And if the sky falls, mark my words
We'll catch mocking birds

Lay your head where my heart used to be
Hold the earth above me
Lay down in the green grass
Remember when you loved me

28 Haziran 2012 Perşembe

"yangın var"

bu bir aşk filmi değil. ama ben hiç bir aşk filminden böyle etkilenmedim.

gurbet ellerde karadeniz tellerim titredi. 



videoda çalan türkü gürcüce. gelin getirilirken söyleniyor. insanın içine işleyen sözleri ise şöyle:

dokuz dağı yayan yürüdüm seni bulmak için
testimdeki suyu damla damla çoğalttım
gece ayışığında dolunayın masallarını anlattım sana
sabah günün şarkısını söylerim uzun şiirlerle

gelino gelino usul usul gel
gelino gelino yüksektir kapının eşiği
gelino kayınvaliden annendir
gelino kayınpederin babandır bu evde

bize toprak yeter üzerinde yatmak için
gökyüzünü üstümüze yorgan gibi örteriz
rüzgar bize yavaş yavaş ninni söyler
yıldızlar mumlar gibi aydınlatır teşekkür edercesine
 gelino gelino usul usul gel......

13 Haziran 2012 Çarşamba

bir yara kabuğundan ayrılır gibi...

bazı hatıraları, gittiğim her yere götürdüğüm küçük teneke bir kutuda saklıyorum. bazen kutuyu uzun süre açmadığım olsa da, hep yanımda taşıyorum.

ve zaman içinde bazen, hep yanımda olmasını istediğim o hatıralardan biriyle gönül bağımın koptuğunu hissediyorum. o zaman teneke kutumdan çıkarıyorum o anıya ait eşyayı.

o kopma nasıl ve ne kadar süre içinde oluyor bilmiyorum; bir yara kabuğundan ayrılır gibi gönlümden düşüyor bir anı.

blogum için de şu günlerde benzer şeyler hissediyorum.

nasıl ki bağını kopardığını yanında taşımak yük oluyor, bu blogun taşıdığı her şey de sanki bir yük veriyor artık bana.

taşınmaya meylediyorum... ama bloga kıyamıyorum.

o yüzden, bir süre ayrı kalalım dedim bloga. özlersek kavuşuruz.

19 Nisan 2012 Perşembe

leyla sensin, sevdiğin hayal değil çocuk

Akintiya Karsi by Ezginin Günlüğü on Grooveshark

uzun bir yol vardı,
nehir boyunca derin yamaçlardan dağlara doğru
bir çocuk bulutlara çıkardı gördüğü düşün kanadıyla
saçlarında bir yaz yağmuruydu ellerinde nergis kokusu

dünya inan ki bildiğin gibi değil çocuk
bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık
leyla sensin, sevdiğin hayal değil çocuk
eski bir sevdadır akıntıya karşı yolculuk

geceydi ay vardı,
bütün hayatımız uzak bir yıldızdan düşmüş gibiydi
dilimde bir gençlik şarksıyla aradım eski hayalleri
vakitsiz geçip giden trenlerde sevgili arkadaş yüzleri

dünya inan ki bildiğin gibi değil çocuk
bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık
leyla sensin, sevdiğin hayal değil çocuk
eski bir sevdadır akıntıya karşı yolculuk