yeni yili seyahat ederek karsilamaktan hoslanmam. pek cok yer kapalidir ve ben her yerin kapali oldugu bir donemi evde gecirmek isterim. kalabaliklardan hoslanmadigim icin de gece yarisindaki yeni yil kutlamalarina katilmak istemem. evet, yeni yila evde, televizyondaki sacmaliklari seyrederek ve bitmek uzere olan yilin ne menem bir yil oldugu uzerine derinlemesine-ama-bos tartismalar yaparak girmek daha cazip gelir bana. ama bu sefer, tatili degerlendirme bahanesiyle, yeni yila Oslo'da girdik. amacimiz yeni yil eglencelerine katilmak degil, gezmekti.
sehir gezmesi dendi mi, acimasisiz biz, sabahtan gec saatlere kadar gezeriz. bir sehri gezmenin en iyi yolu yurumek oldugu icin de, canimiz cikana kadar degil, gun bitene kadar yururuz. canimiz, gun bitmeden evvel cikmissa sayet, aldirmadan yurumeye devam ederiz.
en cok trenle seyahati severim. bu yuzden oslo'ya trenle gittik. yukarida gordugunuz trenin, 467 no'lu vagonunda, 20 numarali koltugunda oturuyordum. ben sirf mesafe uzun oldugundan yolculuk 5 saat suruyor saniyordum. oyle degilmis. tren rahat olmasina rahat ama Ingiltere'de alisilmis turde hizli degildi. bu benim icin bir avantajdi, boylece bolca fotograf cekebildim. yanima iki kitap almistim, gidis-gelis 10 saat diye. ama etrafi seyretmekten, her seyin fotografini cekmekten, ic gecirmekten pek vakit kalmadi. zaman nasil gecti anlamadim. tren o denli rahat, gorduklerim de o denli guzeldi ki, yolculuk bitmesin, biz trenle devam edelim istedim. trende etrafi seyrederken fark ettim, norvec bir doga harikasi.
elimde o kadar cok fotograf ve aklimda bahsedilecek oyle cok sey var ki, neyi nasil anlatayim diye dusunuyorum. herseyi bir yaziya sigdirmak cok zor. elbette bazi seyler elenecek, pek cok sey tek bir cumleye sigdirilacak ve hatta bu seyahat bolumlere ayrilarak anlatilacak. ama illa ki bir noktadan baslanacak. o nokta da Oslo sehir merkezi olsun.
Oslo'nun en islek caddesi, tum azametiyle the Grand Hotel'in hakimiyeti altinda.
oslo'nun merkezi ve en onemli caddesi, Karl Johans Gate. Cadde, ismini donemin Norvec ve Isvec Krali Karl Johan'dan almis. tum ulkenin en onemli enstituleri bu cadde uzerinde yer aliyor. Norvec Parlamentosu (Stortinget), Milli Tiyatro (Nationaltheatret), Oslo Universitesi ve caddenin sonundaki Kraliyet Sarayi (Slottet)... Milli Galeri (Nasjonalgalleriet) ve Tarih Muzesi (Historisk Museum) gibi diger onemli noktalar da caddeye paralel sokaklarda yer aliyor.
Nasjonelgalleriet gezinin en guzel noktalarindan biriydi. oldukca zengin bir koleksiyona sahip galeri, ozellikle empresyonizm ve romantizm akimlarina vurgu yapiyor. Edvard Munch, J.C. Dahl, Harald Sohlberg, Christian Krohg gibi taninmis Norvecli ressamlarin yani sira Edouard Manet, Claude Monet, Paul Cezanne, Auguste Renoir, Pablo Picasso, Amadeo Modigliani gibi dunyaca unlu daha nice ressamin calismalari galeride sergileniyor.
Nasjoneltheatret de Norvec drama tarihinde onemli bir yere sahip. bina 1899 yilinda, Norvec'in en unlu oyun yazari Henrik Ibsen'in bir oyunuyla hizmete acilmis. barok tarzda tasarlanmis, etkileyici bir mimariya sahip. bu anlamda, donemin diger Avrupa tiyatrolari ile benzer mimari ozellikler tasiyor.
Nasjoneltheatret
Karl Johans Gate'in orta noktasina dogru, Studenterlunden denen bir park alani var. burasi yazin gecit torenleri icin kullaniliyor. kisin ise, parkin ortasina buz pateni pisti kuruluyor. doga sartlarinin uygunlugundan, norvecliler daha ilkokulda paten kaymayi ogreniyorlar. goruyorum, ilkokul cocuklari beden egitimi derslerinde, kaya kaya buz pistine cevirdikleri okul bahcelerinde buz pateni yapiyorlar. oslo'da, muzik esliginde paten kayan buyuk ve kucukleri izlemek bile cok eglenceliydi.
Karl Johans Gate'nin tepe noktasi Kraliyet Sarayi. aslinda ben saraylari sevmem, cunku abartiyi sevmem. ancak bu sarayi gorunce biraz sasirdim. Norvec Sarayi, diger saraylardan farkli olarak disaridan oldukca sade bir goruntuye sahip. en onemlisi de, etrafinda cok buyuk bir koruma kalkanina sahip olmadan, kolayca ulasilabilir gibi durmasi. sarayin iki yanindaki park da halka acik. inanin, amerikan konsoloslugu'nun etrafinda daha ciddi bir koruma var. Norvec Kraliyet Ailesi hakkinda alcak gonullu ve halka yakin insanlar olduklari soylenir, belki bu yuzdendir diye dusundum, bu abartisiz ve halkin yaklasmasina izin veren koruma anlayisi.
Kraliyet Sarayi, Karl Johans Gate'in tepe noktasinda, caddeyi on cepheden gorecek sekilde yer aliyor. bu fotografta saray tam arkamda, onumde ise cadde goruluyor.
Karl Johans caddesini birakip sehir merkezinin dogu kiyisina gittigimizde ise deniz kenarina variyor ve unlu Oslo fiyortlarini goruyoruz. dik kayaliklarla cevrili dar ve uzun koylara, fiyort deniyor. Norvec, fiyortlariyla unlu bir ulke, hatta ingilizce'deki fjord kelimesi, Norvecce'den gelmekte.
deniz kenarina vardigimizda saat 16.30 idi. gunes, gokyuzu ile vedasini tamamlamak uzereydi.
deniz kenarinin ozellikle yaz aylarinda sehrin en populer yeri haline geldigi cok belli. alisveris merkezleri, cafeler ve restoranlar yanyana dizilmis, fiyortlara bakiyorlar.
deniz kenari, cafeler kadar sIk alisveris merkezleri ile de dolu.
deniz kenarinda yururken, norvecliler'in deniz ile olan askini ve balikciligin norvec gunluk hayatindaki yerini daha iyi anliyorsunuz. norvec hakkinda bir yazi, bir deniz feneri fotografi olmadan tamamlanamazdi. bu fener de, oslo deniz kenarinda yururken karsiniza cikan hos yapitlardan sadece biri.

bir sonraki: nobel peace center, viking gemileri ve Oslo'da yeme-icme.