<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289</id><updated>2012-01-22T12:16:23.748+02:00</updated><category term='muzik'/><category term='kisisel'/><category term='politika'/><category term='kitap'/><category term='mim'/><category term='sinema'/><category term='gunce'/><category term='basin-yayin'/><category term='Norvec'/><category term='ondan bundan'/><category term='hatira'/><category term='fotograf'/><category term='hayata dair'/><category term='Norvecce'/><title type='text'>words, things and others</title><subtitle type='html'>kelimeler ve şeyler</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>137</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1585940569162344643</id><published>2012-01-19T02:34:00.000+02:00</published><updated>2012-01-19T02:34:11.053+02:00</updated><title type='text'>"bu kadarı yetiyordu bize ... çok da mutluyduk''</title><content type='html'>zamanında bir bilirkişi, sevme şeklimizin karşımızdakine değil, kişinin kendi karakterine bağlı olduğunu söylemişti bana. mesela herkesin sevmeyi bilmediğini... birini çok seviyorsak, bu sadece o çok güzel ya da sevilesi olduğu için değildir, sevmeyi becerebildiğimiz içindir demişti. herkes kendi yüreğince sever demişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk içinde benliği eritebilmek, benlikten geçip sevgiliyle "bir" olabilmek... bunlar sevmeyi bilmeyen yüreğin yapabileceği şeyler değil. karşısındaki ne kadar güzel olursa olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgili blog, imreneceğim bir şey varsa şu dünyada, o da birbirini bulmuş böylesi iki yürektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aldığım hayat derslerine rağmen zerre kıskanmıyorum parayla satın alınan bir şeyi. ama şu aşağıda kelimelere dökülmüş, sevgiyle örülmüş hayatı okudukça burnumun direği sızlıyor. sevmek böyle olmuyorsa varsın eksik kalsın diyorum... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve birbirinden 5 yıl önce bugün koparılmış iki yüreği düşündükçe, şairin dediği gibi, "insan olan yerlerim çok ağrıyor". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Br3XCn2BvdY/TxdYLE8d8nI/AAAAAAAAAgs/UWt0XDBDO_w/s1600/h%2526r.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="170" width="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-Br3XCn2BvdY/TxdYLE8d8nI/AAAAAAAAAgs/UWt0XDBDO_w/s320/h%2526r.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...rakel'i ilkin 9 yaşında tanımıştım. ta o yaşta kanım fena ısınmış olmalı ki daha sonra o nereye gittiyse ben de bir yolunu bulup peşinden gittim.&lt;br /&gt;...başlangıçta uzunca yıllar rakel'in böyle bir sevdadan hiç haberi olmadı... tam manasıyla platonik bir sevdaydı benimkisi. kendi kendime yaşardım duygularımı...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(hrant dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...mamam gedikpaşa'da otururdu ama ben yuvada yatmayı yeğlerdim, çünkü rakel oradaydı ve ben rakel'e yakın yaşamak için elimden gelen her şeyi yapıyordum.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(hrant dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...bir pazar günü balat'taki kilisedeyiz. çutak oraya birkaç arkadaşıyla geldi. ilk kez elini uzattı bana ve merhabalaştık. o anda kızardığımı hissettim ilk kez. ben 13 yaşımdaydım, o da 18. aslında farkındaydım durumun, arada bir laf sokuşturuyorum; ''ne işin var burada? niye habire arkamıza takılıyorsun?'' diye. çok kızıyormuş ben böyle dedikçe. cilve desek daha doğru olur benim yaptıklarıma, çünkü hoşlanıyordum da onu kızdırmaktan. bir yandan da etrafta fısıltılar dolaşmaya başlamış. bunlara da çok kızıyor hem de utanıyorum, çünkü herkes bana aşık olduğunu biliyor ve konuşuyor. hem sevinirsin, gururlanırsın ya böyle bir durumda, hepsinin içinde sevdiği sensin diye... hem de kızarsın tabii, çünkü daha çocuksun ve adın çıkıyor bu yüzden. biraz bilerek, biraz bilmeyerek çok uğraştırmışım onu. bazen bir iki kadeh içermiş, alırmış sazı eline. benim vesikalık bir fotoğrafımı bulmuş bir yerden. onu büyütmüş. koyarmış karşısına, başlarmış saz çalıp söylemeye...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(rakel dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...nihayet ilkokul bitti ve ben bademcik ameliyatı oldum. ...çutak beni görmek isterse sakın yanıma bırakmayın diye herkesi tembihledim. düşünebiliyor musun, soracaklar, kim bu diye. olacak şey değil. ama oldu işte. herkesi aşıp geldi beni görmeye...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(rakel dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...çocukları (yetimhanedeki...) pikniğe götürmüştük kınalıada'ya. bahar aylarıydı. nisandı herhalde. adanın tepelerine tırmanıyorduk. orada yüksek yamaçlar vardı. alışkınız hepimiz, zaten köyden gelmeyiz. önde çocuklar, arkalarında ben, tırmanıyoruz. tırmanırken bir yandan da etraftaki çalılara tutunarak ilerliyoruz. birden yamacın tam ortasında tutunduğum çalı elimde kaldı. bir bakmış, düşüyorum. kavramış belimden. sonra elimden de tuttu, birlikte tırmandık yukarı artık... benim ''evet,'' dememe sebep olan asıl olay budur işte. evlenme teklif ettiği andan daha önemlidir benim için... ona, sakın kimseye anlatma bunu, hayatımı kurtarmış olduğunu söyleme kimseye diye sıkı sıkı tembih de etmiştim. ondan sonra tam kabul ettim onu artık...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(rakel dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''- olmaz babam, olmaz. biz kendi köylümüz dışında kimseye kız vermeyiz. hem bu çocuğun anası babası ayrılmış. kim bu çocuk, neyin nesi? ya o da bir gün kızımdan ayrılırsa. biz böyle şey bilmeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ben soruşturdum, kızın da oğlanı seviyormuş... gel ısrar etme, sen de evet de, bu işi tatlıya bağlayalım, iki çocuğumuza yuva kuralım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ne demek sevmek babam, ne demek? bizim adetimizde böyle şey yok.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...babam çutak'la evlenmemi istemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...bizim köyün dışarıya kız vermesi olmuş şey değildi. ben ilk oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...sonunda şınorhk srpazan araya girdi. senin kızını ben kendi oğluma istiyorum, deyince babam da razı geldi. babam şınorhk patriği çok sever ve sayardı çünkü. o da babamı...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(rakel dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...hrant, rakel'e aşık olmuştu ve gözü hiçbir şey görmüyordu.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(hosrof orhan dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...kurtuluş'un son durağına giderken, sağ tarafta bir hristiyan mezarlığı vardır. mezarlığın yanından bozuk bir yol inerdi aşağı. üstelik mezar taşları vardı o yolda, ermenice yazılı. onların üstünden atlayarak evin bahçe kapısına gelinirdi. eski usul, iki katlı bir evdi. ama yıkık döküktü tabii. biraz köy evi gibiydi. bahçesinde kuyusu da vardı. işte hrant'la rakel evlendikten sonra da yıllarca orada oturup o ilkel koşullarda yaşamlarını sürdürdüler. biz de giderdik oraya; ev içinde olsun, bahçede olsun, yemekler yerdik birlikte.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(hagop minasyan. hrant dink'in arkadaşı...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...küçücük bir kızdı rakel. incecik, dal gibi. çok terbiyeli... hrant'a, ''çutak,'' der, başka şey demezdi. gözlerinden okurdun sevgisini.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(mari 'mayrig' tomasyan. hrant dink'in arkadaşının annesi...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...evlendiklerinde hrant'ın sakalı ya var ya yoktu, rakel dersen zaten tam bir çocuktu... eşek uçtu desen, inanabilecek kadar saf ve temizdi. hala da öyledir rakel. iyi ki öyle, yoksa kaldıramazdı yaşadıklarını...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;('tomo' yetvart tomasyan. hrant dink'in arkadaşı...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...sonunda ancak 23 nisan 1977'de kilisede evlenebildik. çok küçüktük ikimiz de. hatta arkadaşları, çocuk bayramı'nda çocukları evlendirdik, demişlerdi o gün.&lt;br /&gt;...ahparigler evlendirdiler bizi. kına gecesi yaptılar, kına yakıldı. biri beni hamama götürdü. öbürü bize gecelik, pijama aldı. bir arkadaşımızın gelinliğini bana uyarladılar. duvak da taktılar. damatlık da giydirdiler.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(rakel dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...yatmadan yatmaya girerdik eve. gerisi ekmek kavgası...&lt;br /&gt;...çalıştığım fotoğrafhanede yervant'ı (yervant levent dink) yanıma aldım. ikimiz de çok çalışkandık, usta pek uğramaz olmuştu artık. o sıralar duvar kağıdı modası vardı. biz de yervant'la duvarlara eski istanbul gravürleri yapmaya başladık. gravürlerin fotoğrafını çekiyoruz. sonra bunları duvar ölçüsüne göre büyütüyoruz. duvar kağıdı haline getiriyoruz. çok da güzel yapıyoruz da nasıl satacağız? bir arkadaşından borç buldu hrant ve gittik, bir agrandizör satın aldık. bu arada abim, rakel'e olan aşkında nihayet mesafe alabilmiş, rakel'in babası ikna edilmiş, nişan takılmıştı. hrant fırsatını yakaladığı anda evlenecek, kafaya koymuş. bu ''serbest girişimcilik'' ruhu da rakel'e sevdasından ya, o da başka... gittik, tahtadan bir banyo tezgahı yaptık, bu işe rakel de katıldı. rakel, hrant, yervant, ben... sonra işe koyulduk. pazarlamacı hrant'tı. o gidip iş alıyordu, geliyordu, akşamları bahçede çalışıyorduk. karanlık odamız olmadığı için gece havanın kararmasını bekliyorduk. fotoğrafı büyütmek için ışığı duvara veriyorduk, basıyorduk kağıda. sonra da bunları banyo ediyorduk. harıl harıl çalışıyorduk.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(hosrof orhan dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...bir görsen nasıl çalışıyorlardı, nasıl çalışıyorduk! duvarlara badana yaptılar, duvar kağıdı yapıştırdılar. bir ara çutak işportacı olarak saat sattı. her iş gelirdi elinden. ben dekoratif çiçek yapma kursuna gittim. yapma çiçek hazırlardık evin içinde. düğün şekerleri hazırlardım sipariş üzerine, gelin başları yapardım.&lt;br /&gt;...üç kardeş hep fikir birliği yaptılar. mesela fotğrafçılık fikri hosrof'tan çıkmıştı, o işi en iyi o bilirdi. ama uygulamada üçü birlikte çalıştılar. ben de katıldım. imece gibi... evin girişi kare gibi bir hol şeklindeydi. bu hole açılan küçücük bir oda daha vardı. orayı karanlık oda yaptık. leğenin içine ilaçlı su koyduk. filmleri orda yıkıyorduk. agrandizör dedikleri bir makine de aldılar. eski istanbul gravürlerini alıp, onları duvarda büyütüp, poster haline getirip satıyorduk. bahçede bir kuyu vardı. motoru bozuktu. kuyudan su çekip taşın üstünde yıkardık o büyütülmüş, duvar boyu resimleri. sonra da kurusunlar diye mandalla asardık onları. çamaşır asar gibi... çamaşır deyince, tabii bir yandan da evdeki beş nüfusun temizliği, yemeği, hepsi benim üzerimde. çamaşır makinemiz falan yoktu, elde yıkardım hepsini. girişteki hole de sobamızı kurmuştuk. gerisi de iki divan... bu kadarı yetiyordu bize.&lt;br /&gt;böyle böyle kazanmaya başladık hayatımızı. çok da mutluyduk.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(rakel dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...eksik olmasınlar, eve gelen gidenimiz çoktu. daha babasının evinde kalırken böyle başladı, hep böyle devam etti. kardeşleri gibi arkadaşlarını da çok korurdu, kollardı çutak. her durumda yanlarındaydı. tehlike dahil, ne olursa olsun bırakmazdı onları. evinden kısar, onların ihtiyacını acil görürdü. öyle bir yönü vardı.&lt;br /&gt;arkadaşlarına çok düşkündü dedim ya, arkadaşları da ona düşkündü tabii habersiz de gelirlerdi eve. kardeş gibi olduğumuz için... bir çorba ya da pilav pişirdiysek, yerdik birlikte. paylaşırdık yemeğimizi, yetmezse yumurta kırardık. yemeği dert etmedik hiçbir zaman. hiç yürek sıkıntısı yaşamadım bu yüzden.&lt;br /&gt;...kavgacı bir insan değildi ama çabuk parlardı. haksızlığa hiç gelemezdi. bela onu buldu muydu, o da üstüne yürürdü belanın... bazen evde de bağırdığı olmuştur, haksız da olsa. ama ben susturmuşumdur gerektiğinde.&lt;br /&gt;...ekmek kavgamız hep sürdü. iyimser bir insandı çutak. hiçbir zaman halimiz ne olacak diye kara kara düşündüğünü görmedim.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(rakel dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...rakel'e aşık olunca gidip bir saz aldı, oturup o sazı çalmayı öğrendi. sonra da sevdasını, aşkını hep o sazla dile getirdi.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(hosrof orhan dink)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''...dünya yalan dolan, riya ve duygu istismarı üzerinde dönerken doğruyu söyleyebilmek, doğru yerde durabilmek, dün de bugün de delinin işi...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(ayda tanikyan. hrant dink'in ortaokul öğretmeni...)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1585940569162344643?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1585940569162344643/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1585940569162344643&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1585940569162344643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1585940569162344643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2012/01/bu-kadar-yetiyordu-bize-cok-da.html' title='&quot;bu kadarı yetiyordu bize ... çok da mutluyduk&apos;&apos;'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Br3XCn2BvdY/TxdYLE8d8nI/AAAAAAAAAgs/UWt0XDBDO_w/s72-c/h%2526r.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4068093083491531799</id><published>2011-12-23T20:56:00.000+02:00</published><updated>2011-12-23T20:56:10.555+02:00</updated><title type='text'>bazen...</title><content type='html'>bazen, her türlü sesi kısıp, tüm olmasa da olurlardan uzaklaşıp, kendi içinde bir yerde en saf, en temiz, en kirlenmemişe dönmek gerekiyor. orada, dünyanın her türlü hali daha güzel, daha manalı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="gsSong2721973689" name="gsSong2721973689"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=27219736&amp;style=grass&amp;p=0" /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://grooveshark.com/songWidget.swf" width="250" height="40"&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=27219736&amp;style=grass&amp;p=0" /&gt;&lt;span&gt;Adsiz by &lt;a href="http://grooveshark.com/artist/Cem+Karaca/49209" title="Cem Karaca"&gt;Cem Karaca&lt;/a&gt; on Grooveshark&lt;/span&gt;&lt;/object&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinde en değerli, en önemli olana dönmek, sanki odayı dolduran tüm gereksiz eşyaları dışarı çıkarıp, tertemiz bir boşluk yaratmak gibi. her bir şeyin ardında kalmış yüreğini karşına alıp uzun uzun bakışmak, birbirini anlamak gibi. elinle yüreğine dokunmak gibi. içindeki evine döner gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="gsSong50170926" name="gsSong50170926"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=5017092&amp;style=wood&amp;p=0" /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://grooveshark.com/songWidget.swf" width="250" height="40"&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=5017092&amp;style=wood&amp;p=0" /&gt;&lt;span&gt;O Leyli by &lt;a href="http://grooveshark.com/artist/Cem+Karaca/49209" title="Cem Karaca"&gt;Cem Karaca&lt;/a&gt; on Grooveshark&lt;/span&gt;&lt;/object&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orada küçücük kelimeler ne çok şey anlatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="gsSong2721988351" name="gsSong2721988351"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=27219883&amp;style=water&amp;p=0" /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://grooveshark.com/songWidget.swf" width="250" height="40"&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=27219883&amp;style=water&amp;p=0" /&gt;&lt;span&gt;Ogluma by &lt;a href="http://grooveshark.com/artist/Cem+Karaca/49209" title="Cem Karaca"&gt;Cem Karaca&lt;/a&gt; on Grooveshark&lt;/span&gt;&lt;/object&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4068093083491531799?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4068093083491531799/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4068093083491531799&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4068093083491531799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4068093083491531799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/12/bazen.html' title='bazen...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6666652092269417500</id><published>2011-12-11T20:54:00.000+02:00</published><updated>2011-12-11T20:54:35.806+02:00</updated><title type='text'>"yaseminlere aşkı anlatan, alazalik dervişim şimdi"</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="40" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="gsSong1034040029" name="gsSong1034040029"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=10340400&amp;style=grass&amp;p=0" /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://grooveshark.com/songWidget.swf" width="250" height="40"&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=10340400&amp;style=grass&amp;p=0" /&gt;&lt;span&gt;4. Şevval Sam - Giden Gitti.mp3 by &lt;a href="http://grooveshark.com/artist/Unknown+Artist/401329" title="Unknown Artist"&gt;Unknown Artist&lt;/a&gt; on Grooveshark&lt;/span&gt;&lt;/object&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;jovano, jovanke... Makedonların, Bulgarların, Sırpların, Hırvatların kendi aralarında paylaşamadığı, herkeslerden çok bir bölgeye ait dünya güzeli halk şarkısı. Ailelerinin kavuşmalarına izin vermediği iki sevdalının şarkısı... Şarkının orijinalinde şöyle diyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jovano, oturmuşsun Vardar'ın kıyısına beyaz çamaşırlarını yıkıyorsun. Beyaz çamaşırlarını yıkıyorsun sevgilim, şu tepelere bak yüreğim / Jovano, seni bekliyorum, evime gelmeni, ve sen gelmiyorsun sevgilim, yüreğim Jovano / Jovano, annen gelmene izin vermez, gel sevgilim, yüreğim Jovano.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şevval Sam şarkıya Türkçe sözler yazmış. Müzik coşturuyor, sözlerse inceden sızlatıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;giden gitti, kalan kaldı,&lt;br /&gt;aşk içimde yarım kaldı.&lt;br /&gt;samanlık seyran oldu,&lt;br /&gt;gidenin ardında hüzün kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimi verdim kolum kaldı da&lt;br /&gt;ben zavallıyı bi hal aldı.&lt;br /&gt;seni o ilk gördüğüm anda&lt;br /&gt;yanaklarımı bi har aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dağlarında çağlayan &lt;br /&gt;suları gibi oturup ağlayan,&lt;br /&gt;yaseminlere aşkı anlatan,&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir anda ellerine yandığım,&lt;br /&gt;beni hiç bırakmaz sandığım,&lt;br /&gt;sözlerine niye kandığım ah&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;giden gitti, kalan kaldı,&lt;br /&gt;aşk içimde yarım kaldı.&lt;br /&gt;samanlık seyran oldu,&lt;br /&gt;gidenin ardında hüzün kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimi verdim kolum kaldı da&lt;br /&gt;ben zavallıyı bi hal aldı.&lt;br /&gt;seni o ilk gördüğüm anda&lt;br /&gt;yanaklarımı bi har aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi ben neyleyim,&lt;br /&gt;yine bıraktığın yerdeyim,&lt;br /&gt;sorgu suali bitmeyen ah&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yıllarıma yazdığım,&lt;br /&gt;seni bir ömre yaydığım,&lt;br /&gt;ah o gülüşüne kandığım da&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevdiğimi aldı yollar,&lt;br /&gt;teninin kokusu bana yadigar,&lt;br /&gt;halim oldu tarumar ah&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklemekten öldüğüm,&lt;br /&gt;çile yollarında döndüğüm,&lt;br /&gt;aşkı bende kördüğüm ah&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi ben neyleyim,&lt;br /&gt;yine bıraktığın yerdeyim,&lt;br /&gt;sorgu suali bitmeyen ah&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yıllarıma yazdığım,&lt;br /&gt;seni bir ömre yaydığım,&lt;br /&gt;ah o gülüşüne kandığım da&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dağlarında çağlayan,&lt;br /&gt;suları gibi oturup ağlayan,&lt;br /&gt;yaseminlere aşkı anlatan,&lt;br /&gt;alazalik, dervişim şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir anda ellerine yandığım,&lt;br /&gt;beni hiç bırakmaz sandığım,&lt;br /&gt;sözlerine niye kandığım ah&lt;br /&gt;alazalik dervişim şimdi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6666652092269417500?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6666652092269417500/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6666652092269417500&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6666652092269417500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6666652092269417500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/12/yaseminlere-ask-anlatan-alazalik.html' title='&quot;yaseminlere aşkı anlatan, alazalik dervişim şimdi&quot;'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4895520452695575894</id><published>2011-10-29T20:06:00.002+03:00</published><updated>2011-10-29T20:43:44.871+03:00</updated><title type='text'>içim bir zamandır böyle..</title><content type='html'>&lt;embed allowfullscreen="false" allowscriptaccess="always" height="250" src="http://www.4shared.com/embed/284772932/12679a73" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;bahram sarang - begou degar che mikhahi&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4895520452695575894?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4895520452695575894/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4895520452695575894&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4895520452695575894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4895520452695575894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/10/icim-simdi-boyle.html' title='içim bir zamandır böyle..'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-149101406890272138</id><published>2011-10-04T05:17:00.000+03:00</published><updated>2011-10-04T05:17:47.091+03:00</updated><title type='text'>leyla ile mecnun, ya da falan filan...</title><content type='html'>Leyla ile Mecnun'u izliyor musunuz? ben arada atlıyorum, sonra yakalıyorum, bazen çok gülüyorum, bazense sanki içimdeki kördüğümlerin yansımasına izliyorum. bu gece de o bölümlerden biriydi. bittiğinde kafamda kendi sorularımı düşünüyordum. yazayım dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok sevdiğim de bir şarkısı var. ne anlatıyor tam olarak bilmiyorum aslında. tek bildiğim, her dinleyişte içimdeki pek çok soru, duygu ve düşünce ayaklanıyor, bir girdap olup beni içine çekiyor. tanımlaması zor. ama mesela...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çıkmazlarda kalıp çıkamayışı. bildiğin yerde kaybolmayı. bir girdabın içine düşer gibi içindeki kördüğümlere dolanmayı. vazgeçmeyi ama bir yerde asılı kalmayı. içinde sesler susmazken tek bir hece konuşamamayı. dolup taşarken damlayamamayı. bir kez başına geldi mi bir daha eskisi gibi olamamayı, mış gibi yapamamayı. bir kez öğrendiysen bir daha unutamamayı. ne aradığını bilmeyi ama nerede olduğunu bilmemeyi. aramaktan yorulmayı ama durmak nasıl olur bilmeyişi. içinde sağnak yağmurla kurumayı, kururken yanmayı, yanarken solmayı. ama hiç duramayışı. tüm bunların içine gönüllü düşer gibi, leyla'nın o zehiri bilerek içmesi gibi, hepsine son verebilecekken sanki bilerek içinden çıkmamak gibi. içinden bir tek mecnun çıkarabilecekken kurbağanın bir türlü prense dönüşmemesi, ve hatta mecnunun kurbağaya dönüşmesi gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve tüm bunları simsiyah bir şekilde değil de garip bir kabullenme, razı olma ve hayatın ta kendisiymiş gibi anlatışını seviyorum. bir yalana inanmaktansa hakikatin peşinde sürünmeyi tercih edişini seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle işte. çok seviyorum bu şarkıyı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/5HOmLhVsF2g" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşerken duramazsın&lt;br /&gt;Susarken anlatamazsın&lt;br /&gt;Belki de ne bileyim ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaksan duyamazsın&lt;br /&gt;Bıraksan bulamazsın&lt;br /&gt;Nerdeyim biliyorum ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan ne diyorsam ne duyduysam hep yalan&lt;br /&gt;Yalan kim ne dediyse ne duyduysan yalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duramaz ki yanan&lt;br /&gt;Bulamaz ki arar&lt;br /&gt;Duruyorum ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan ne diyorsam ne duyduysam hep yalan&lt;br /&gt;Yalan kim ne dediyse ne duyduysan yalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilirsen unutumazsın&lt;br /&gt;Aşikârı saklamayazsın&lt;br /&gt;Kimdeyim arıyorum ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solarsan açamazsın&lt;br /&gt;Kurursan damlayamazsın&lt;br /&gt;Belki de kuruyorum ben&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan ne diyorsam ne duyduysam hep yalan&lt;br /&gt;Yalan kim ne dediyse ne duyduysan yalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duramaz ki yanan&lt;br /&gt;Bulamaz ki arar&lt;br /&gt;Duruyorum ben&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-149101406890272138?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/149101406890272138/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=149101406890272138&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/149101406890272138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/149101406890272138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/10/leyla-ile-mecnun-ya-da-falan-filan.html' title='leyla ile mecnun, ya da falan filan...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/5HOmLhVsF2g/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6147151794186608443</id><published>2011-09-26T02:33:00.000+03:00</published><updated>2011-09-26T02:33:50.247+03:00</updated><title type='text'>gidelim olric</title><content type='html'>nasıl oluyor da, olric hep doğruyu söylüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tut ki güneş açtı. Papatyalardan taç yapar mı saçlarımıza?&lt;br /&gt;Bilinmez efendimiz...&lt;br /&gt;Yıldız kaydığında diler mi bizimle olmayı?&lt;br /&gt;Sanmam efendimiz...&lt;br /&gt;Ben de sanmam... Gidelim Olric...&lt;br /&gt;Gidelim efendimiz..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6147151794186608443?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6147151794186608443/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6147151794186608443&amp;isPopup=true' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6147151794186608443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6147151794186608443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/09/gidelim-olric.html' title='gidelim olric'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6405606944819585779</id><published>2011-09-12T17:03:00.002+03:00</published><updated>2011-09-12T17:07:32.143+03:00</updated><title type='text'>10 sene önce bugün</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="40"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=1789715&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=1789715&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk dansı bununla yapmıştık. Planlamadan. Şansımıza bu çıktı biz de sevdik. Aklımıza gelmezdi şimdi şu hallerimiz. Bambaşka olacak sanmıştık, oysa kaderimizde yokmuş. O zaman bilemezdik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onca yıl derimin altına işlemişsin. Hala deri değiştiriyorum ben. Olur olmaz yerlerden çıkıyorsun ben deri değiştirdikçe azalıyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkıda başkasını sevemem değişemem diyor, oysa ne çok değiştim ben, senin bildiğin gibi değilim artık. Saçım uzun ve daha çok açık bırakıyorum. Senin sevdiğin siyah göz makyajını hiç yapmıyorum. Senin asla sevemediğin şarkılar dinliyorum. Daha çok şiir okuyor, daha çok çay içiyorum. Gökyüzüne daha da çok bakıyorum. Daha çok şükrediyorum. Değiştim işte. Anlamadan, farkına varmadan, altına işlediğin derimi değiştirdim. Bir doğum yapar gibi acıdı. Sonra yavaştan geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık bildiğin gibi değilim. Yollarım bambaşka, baktığım yer bambaşka, istediğim bambaşka, ben bambaşkayım. Gerçi hala kapı gıcırtısına oynuyorum. Hala kolayca ağlıyorum. Sen gördüğünde hemen sarılırdın. Ve hala masallara, şövalyelere inanıyorum. Bir de, bazen yaptığımız komiklikleri hatırlayınca hala gülüyorum. Bazı şakalar var kimse gülmüyor, sen olsan gülersin biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle işte... Zaman geçti, iyi geldi. Keşke demiyorum. Belki bir başka hayatta demiyorum. İnandım ki her şeyin bir nedeni var. Seninle yıkılan inançlarımı zamanla yeniledim, tazeledim. Dışardaki güzelliği görebilmek, içime alabilmek için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi içimde sadece güzel anları saklıyorum. Ve 10 sene öncesini gülümseyerek hatırlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6405606944819585779?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6405606944819585779/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6405606944819585779&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6405606944819585779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6405606944819585779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/09/10-sene-once-bugun.html' title='10 sene önce bugün'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5952045840647450856</id><published>2011-08-24T19:33:00.000+03:00</published><updated>2011-08-24T19:33:39.792+03:00</updated><title type='text'>gönül gönüle değmişse..</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=23177548&amp;style=grass&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=23177548&amp;style=grass&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok soğuk geceyi sıcak çay ve muhabbetle ısıttık. Ağladıkça sarıldık, sarıldıkça güldük. Sırlar paylaştık. “Şimdi hisar’da, salacak’ta, piyer loti’de olmak vardı” ile başlayan cümleler kurduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vedadan önceki gece, “hatırlıyor musun” diye başlayan cümlelerle ortak olduğumuz sefil hallerimize güldük, güldük. Sonra “bir sayfayı kapatıyoruz farkında mısın” dedi, iç çektik. Önümüzdeki günlerin daha güzel olacağına dair hayaller kurarken hüzünlenmek nedendir?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz önce telefonda, “hayal ettiğimiz şeylerin bir gün olacağına ben bütün kalbimle inanıyorum çakıl” dedi. “Olur tabi marul, yeter ki gönüller bir olsun” dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül gönüle bir kere değdi mi, mesafeler nedir ki... &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5952045840647450856?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5952045840647450856/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5952045840647450856&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5952045840647450856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5952045840647450856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/08/gonul-gonule-degmisse.html' title='gönül gönüle değmişse..'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2634990396492423994</id><published>2011-08-02T21:34:00.004+03:00</published><updated>2011-08-02T22:00:25.128+03:00</updated><title type='text'>yollar...</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed allowscriptaccess="always" flashvars="songId=81508337&amp;amp;pid=5019214474137197719" height="77" id="FlashDiv" quality="high" src="http://www.myspace.com/music/song-embed?songid=81508337&amp;amp;getSwf=false" style="display: inline;" width="400" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;meğer kişisel tarihimde(!) gelen ve geçen zaman değil, yollarmış... birbirine bağlanan, birbirinden ayrılan yollar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;kimini kaybolmadan bulamadım. kimini hiç hesapta yokken buldum.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;bir de önümde bekleyen yollar var. hangisinden gideyim henüz bilmem.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;her yolda bir ben bırakıyorum. her yolda başka bir ben buluyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;yollar bazen ayırıyor, beni senden ayrıştırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yollar bazen birleşiyor, beni sana getiriyor. yoldaş olup birlikte yürüyoruz.&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;birlikte yürürken, şurda biraz duralım. olmaz mı? &lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FnBxY6pjG0g/TjgE-dOjryI/AAAAAAAAAgA/kYiKdBX_ysU/s1600/Desktop+Background+%25284%2529.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-FnBxY6pjG0g/TjgE-dOjryI/AAAAAAAAAgA/kYiKdBX_ysU/s320/Desktop+Background+%25284%2529.bmp" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2634990396492423994?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2634990396492423994/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2634990396492423994&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2634990396492423994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2634990396492423994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/08/yollar.html' title='yollar...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-FnBxY6pjG0g/TjgE-dOjryI/AAAAAAAAAgA/kYiKdBX_ysU/s72-c/Desktop+Background+%25284%2529.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7005836179990827151</id><published>2011-07-09T03:07:00.002+03:00</published><updated>2011-07-09T16:44:13.733+03:00</updated><title type='text'>sabaha doğru 3</title><content type='html'>&lt;object height="40" width="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=23556975&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=23556975&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer geceliyorsam, adetimdir. sabaha doğru 3'te, ben genelde bu kuyuya atarım kendimi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tam da bu şarkıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir oruçlunun iftarı beklediği gibi beklerim saat 3'ü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu şarkı en çok sabah saat 3'te güzeldir çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;edit: &lt;/i&gt;yok yok. bu şarkı her an güzeldir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7005836179990827151?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7005836179990827151/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7005836179990827151&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7005836179990827151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7005836179990827151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/07/sabaha-dogru-3.html' title='sabaha doğru 3'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3956466015083123511</id><published>2011-07-03T22:15:00.001+03:00</published><updated>2011-07-03T22:16:13.969+03:00</updated><title type='text'>sonra?</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=24996704&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=24996704&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Kapadım kapıyı ama içim rahat değil. Aklımın yolunu tutuyorum, sonradan aklım başıma gelirse diye korkarak... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;“Dünyadan ve onun bin bir halinden korkma!” diyordu kitapta...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Şu an aklımdan geçen her şeye tek cevap buymuş gibi geliyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;Bir de efil efil esen, elbisemin eteğini dalgalandıran rüzgar var. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3956466015083123511?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3956466015083123511/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3956466015083123511&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3956466015083123511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3956466015083123511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/07/sonradan.html' title='sonra?'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3119707527866435427</id><published>2011-06-02T20:16:00.001+03:00</published><updated>2011-06-02T23:03:27.171+03:00</updated><title type='text'>33</title><content type='html'>&lt;object height="40" width="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=53807&amp;amp;style=wood&amp;amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40"flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=53807&amp;amp;style=wood&amp;amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen sene &lt;a href="http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/06/32.html"&gt;yazdıklarıma &lt;/a&gt;baktım. o duygular, o ruh hali daha dünmüş gibi. oysa ben ne çok değişmiş hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gördüğüm o ki, yaşayacağım değişimleri önceden kestiremiyorum. kendimi bir projeymişim gibi kontrol edemiyorum, etmek istediğim de yok zaten. zamanla kendiliğinden oluyor her şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ancak geriye dönüp baktığımda görebiliyorum nelerin değiştiğini ve saksıda yeni açmış bir çiçeği farkeder gibi karşılıyorum hepsini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yılki yeni yaş karşılamamda gün boyu güzel sürprizler vardı. en güzeli de, kapıma gelen saksıdaki güldü. saksıda gül alasım vardı ne zamandır, henüz kimselere dememiştim ki o gül kapıma geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgili blog, eğer unutursam hatırlat olur mu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan isterse her şey olur. eğer gönülden isterse olur... sadece zaman gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en içten sevgimle :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3119707527866435427?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3119707527866435427/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3119707527866435427&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3119707527866435427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3119707527866435427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/06/33.html' title='33'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4552442898072736738</id><published>2011-05-27T19:09:00.002+03:00</published><updated>2011-05-27T19:14:49.939+03:00</updated><title type='text'>her günümüz böyle geçsin...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&lt;object height="40" width="250"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=23650094&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40"flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=23650094&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;bazı insanlarla olan gönül bağından bahsediyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çoğuna kapattığın bir yanını, bazen sadece birine açarsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dediğini de anlar, diyeceğini de. ne büyük bir haz olduğunu konuşuyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra, içimizde huzur yüzümüzde bir gülümseme, her günümüz böyle geçsin dedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzel insanlarla, mavi bir gökyüzü altında, çayır çimen içinde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4552442898072736738?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4552442898072736738/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4552442898072736738&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4552442898072736738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4552442898072736738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/05/her-gunumuz-boyle-gecsin.html' title='her günümüz böyle geçsin...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-136103643798976180</id><published>2011-05-15T21:08:00.003+03:00</published><updated>2011-05-16T15:25:29.272+03:00</updated><title type='text'>geç kalmışlara</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt;&lt;param name="movie"value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;paramname="wmode" value="window" /&gt;&lt;paramname="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;paramname="flashvars"value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=25858547&amp;amp;style=wood&amp;amp;p=0"/&gt;&lt;embedsrc="http://grooveshark.com/songWidget.swf"type="application/x-shockwave-flash" width="250"height="40"flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;songIDs=25858547&amp;amp;style=wood&amp;amp;p=0"allowScriptAccess="always" wmode="window"/&gt;&lt;/object&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;bir karar almış.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;o &amp;nbsp;kız bir başkasına “evet” diyene kadar bekleyecekmiş. bir ümit... tam tamına böyle dedi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;ne denir böyle söze, ne denmeliydi?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;ben, “bu dediğini duysa gelirdi” dedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;dinlerken, hem içim burkuluyor, hem de söyleyişindeki güzellikten sebep yüzüme bir gülümseme oturuyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;kız belki gelir, belki gelmez. belki geldiğinde onu beklemeye karar vereni yerinde bulamaz. ne olur bilinmez.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="TR"&gt;ben sadece içimden bir dilek geçirebiliyorum: inşallah geç kalmaz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-136103643798976180?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/136103643798976180/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=136103643798976180&amp;isPopup=true' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/136103643798976180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/136103643798976180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/05/gec-kalmslara.html' title='geç kalmışlara'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5145972816561653501</id><published>2011-04-28T05:26:00.000+03:00</published><updated>2011-04-28T05:26:01.293+03:00</updated><title type='text'>nasılsın?</title><content type='html'>&lt;object height="40" width="250"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=25074512&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=25074512&amp;amp;style=grass&amp;amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ay nerde doğsa oradaydık&lt;br /&gt;dallarda zerdali çiçekleri&lt;br /&gt;savrulup gider rüzgar esince&lt;br /&gt;bütün bir bahar böyle geçti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlardım aklından geçenleri&lt;br /&gt;sustukça konuştuk sanki&lt;br /&gt;sevdaymış meğer o içimizde &lt;br /&gt;yıllardır uyuyan deli&lt;br /&gt;sessizlik sensin geceleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fincana kahve koydum gel&lt;br /&gt;bugün şeytana uydum gel&lt;br /&gt;ay doğdu dağın üstünden aman aman&lt;br /&gt;dallarda beyaz çiçekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;döndüm gecenin karasına &lt;br /&gt;artık kimse kıramaz beni&lt;br /&gt;o kül gibi deniz o sessiz kız &lt;br /&gt;kayıp bir sandala binip gitti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne sen söyledin derdini&lt;br /&gt;ne ben sevdiğime inandım&lt;br /&gt;unut geçen eski günleri &lt;br /&gt;bunca yıl sonra nasılsın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlardım aklından geçenleri&lt;br /&gt;sustukça konuştuk sanki&lt;br /&gt;sevdaymış meğer bu içimizde &lt;br /&gt;yıllardır uyuyan deli&lt;br /&gt;sessizlik sensin geceleri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fincana kahve koydum gel&lt;br /&gt;bugün şeytana uydum gel&lt;br /&gt;ay doğdu dağın üstünden aman aman&lt;br /&gt;dallarda beyaz çiçekler&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5145972816561653501?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5145972816561653501/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5145972816561653501&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5145972816561653501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5145972816561653501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/04/naslsn.html' title='nasılsın?'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7245026415552565745</id><published>2011-04-20T15:37:00.000+03:00</published><updated>2011-04-20T15:37:29.206+03:00</updated><title type='text'>Bahar Manifestosu</title><content type='html'>&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-F9lEjH0qvL0/Ta7NgOR86EI/AAAAAAAAAfk/T8ivk-NDXT0/s1600/IMG_8875.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/-F9lEjH0qvL0/Ta7NgOR86EI/AAAAAAAAAfk/T8ivk-NDXT0/s400/IMG_8875.JPG" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;bahar güzeli, japon kirazı&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Madem ki bahar, öyleyse vakit yenilenme vaktidir. İster aynı yolda devam et, ister yeni bir yol haritası çiz, ama baharla birlikte yenilen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun sonunda varılacak bir nokta değil, yolun ta kendisidir dedik hayat. Öyleyse yolun keyfini sür. Bazen ağır ağır demlenerek, bazen aşka gelip serpilerek... Ama illa ki anlamaya çalışarak yolda devam et. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kopya çekmeden, başkasının cevapları seninmiş gibi yapmadan, kendi sorularına kendi cevaplarını ara. Yüreğine iyi gelenlerle ol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğin yorulur gibi olduğu zamanlarda şiirlerden, şarkılardan, türkülerden güç alarak, umudu kaybetmeden, sevinci yitirmeden devam et. Bazen susup izleyerek, bazen dile dökerek, bazen düşüp kalkarak, bazen akıntıya karşı durarak, bazen kabullenip oluruna bırakarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem ki bahar, öyleyse vakit, sevme vaktidir. Yolda olmayı, yolun kendisini, getirdiklerini, götürdüklerini, getireceklerini sevme vakti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevinci, umudu, hüznü sevgiyle harmanlayıp, yola koyulma vakti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7245026415552565745?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7245026415552565745/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7245026415552565745&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7245026415552565745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7245026415552565745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/04/bahar-manifestosu.html' title='Bahar Manifestosu'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-F9lEjH0qvL0/Ta7NgOR86EI/AAAAAAAAAfk/T8ivk-NDXT0/s72-c/IMG_8875.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-204386138113107012</id><published>2011-04-06T16:22:00.000+03:00</published><updated>2011-04-06T16:22:19.538+03:00</updated><title type='text'>kalbim sen bana söyle</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-cVRC46a5Z2E/TZnj0fLcP7I/AAAAAAAAAfU/IXngMKDBL0I/s1600/IMG_8554.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-cVRC46a5Z2E/TZnj0fLcP7I/AAAAAAAAAfU/IXngMKDBL0I/s320/IMG_8554.JPG" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=25043523&amp;style=grass&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=25043523&amp;style=grass&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günü görmek için sade bekleyeceğiz,&lt;br /&gt;Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları.&lt;br /&gt;Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz,&lt;br /&gt;Bir sabah dökülecek baharların baharı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bahar yalnız mesut günler taşımaktadır,&lt;br /&gt;Başbaşa kalacağız kenarında bir suyun,&lt;br /&gt;Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır,&lt;br /&gt;Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle,&lt;br /&gt;Bir melek ordan bize uzatacak elini.&lt;br /&gt;-Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle.&lt;br /&gt;Ümitlerin en güzelini!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziya Osman Saba - Baharı Beklerken Yazılmış Şiir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-204386138113107012?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/204386138113107012/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=204386138113107012&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/204386138113107012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/204386138113107012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/04/kalbim-sen-bana-soyle.html' title='kalbim sen bana söyle'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-cVRC46a5Z2E/TZnj0fLcP7I/AAAAAAAAAfU/IXngMKDBL0I/s72-c/IMG_8554.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6872827065519930365</id><published>2011-03-31T16:02:00.000+03:00</published><updated>2011-03-31T16:02:00.765+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=25034327&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=25034327&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerin, ayların, mevsimlerin ardı sıra yeniden gelmesi gibi, Çetin’in her seferinde Ender’e yemeğin nasıl olduğunu sorması gibi hayat... “hayat tekrarlardan ibarettir” diyordu ya Ender, işte burada da öyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sorun değil. Severim ben rutinleri, alışkanlıkları, bildik şeyleri. 11 kahvelerini, 5 çaylarını sevdiğim gibi severim. Sakinlikle, huzurla, bağlılıkla bir ilgisi var rutinlerin. Heyecan yoktur belki ama bilmenin rahatlığı vardır. Gözünü kapatıp sırtını yaslayabilirsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmek demişken, bir insanı bilmek de ne güzeldir. &lt;br /&gt;Bilmek güzel de, alışmak sakıncalı ama, di mi blog? &lt;br /&gt;Nereye kime alışsan ayrılıyorsun. Yalan mı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu aralar bu konuyu düşünüyorum blog: "bir insanı bilmek". mümkün mü? devam edelim yine sonra. bi ara..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6872827065519930365?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6872827065519930365/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6872827065519930365&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6872827065519930365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6872827065519930365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/03/gunlerin-aylarn-mevsimlerin-ard-sra.html' title=''/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1493183829698690226</id><published>2011-02-26T19:51:00.006+02:00</published><updated>2011-02-27T17:22:27.684+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;iframe title="YouTube video player" width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/suTd5-x2s8M?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla sosyalleşmenin bir yan etkisi var. Konuşulan her kelime kafamda kalıp gürültüye dönüşebiliyor. Fazla seslerden sebep düşünemez hale gelebiliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetede "boşlukta durup sükunetle düşünmek" satırlarını okuyunca bana neyin iyi geldiğini hatırladım. Bardağıma çilek ve ahududu çayımı koyup çıktım... Huzur aynı yerde bekliyordu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-lr566pyX2kI/TWlGVVv0E4I/AAAAAAAAAfE/uL1KXT-xMt4/s1600/IMG_8415.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-lr566pyX2kI/TWlGVVv0E4I/AAAAAAAAAfE/uL1KXT-xMt4/s320/IMG_8415.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5578066945903956866" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an her şey ne kadar sakin. Sadece kuşların ve rüzgarın sesi var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım, ne kadar güzel. Teşekkür ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1493183829698690226?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1493183829698690226/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1493183829698690226&amp;isPopup=true' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1493183829698690226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1493183829698690226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/02/fazla-sosyallesmenin-bir-yan-etkisi-var.html' title=''/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/suTd5-x2s8M/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-398664139866859812</id><published>2011-02-17T01:17:00.004+02:00</published><updated>2011-02-17T04:11:55.907+02:00</updated><title type='text'>"I Want You"</title><content type='html'>&lt;iframe title="YouTube video player" width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/EiOmhOumh-w?rel=0" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşım, daha iki hafta evvel, 3 yıllık sevgilisiyle evlilikten konuşuyordu,  erkeğin isteği üzerine. Bu hafta ise ayrıldılar, yine erkeğin isteği üzerine. Kız şu an paramparça. Ciddi bir hastalıktan yeni çıktı, kontrolleri hala devam ediyor, ama şimdi yaşamak için motivasyonum kalmadı diyor. Elbette geçecek bu haller ve o hayatına devam edecek. Ama çok zor, birinin diğerinin hayatını bu kadar kolay değiştirebilme gücüne sahip olması ve en hazırlıksız anında karnına yediği bu yumruk ile ayakta durmak çok zor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkıdaki aşkın sevgi ve nefret dolu hali bana çok gerçekçi geliyor. Hele Elvis Costello'nunkinden ziyade Fiona Apple'ın yorumu, gerçekliği daha da artırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiona aşık bir kadın olarak başlıyor söylemeye. Başladıktan bir dakika sonra ise bir çizik atılıyor şarkıya... ve kadının kafasına. Buradan itibaren kalbi kırık bir kadının kızgın ve tehlikeli halini çok güzel sahneliyor. Her satırda aşk  ve kızgınlıkla sarf edilen sözler, ve her satır ardından tekrarlanan i want you dizesi, severken onu öldürebilecek kadar kızgın olabilmeyi daha iyi anlatamazdı. Ve Fiona bunu öyle güzel sahneliyor ki, sanki söylerken her kadının intikamını alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dönem çok severdim bu şarkıyı. Şimdilerde ise benim için fazla depresif. Huzuruma dokunuyor. Bir kere dinleyip, yeniden hayran kalıp, kapatıyorum. Ama etrafımda kolayca harcanmış aşk hikayeleri duydukça, aklımda hep bu şarkı çalıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-398664139866859812?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/398664139866859812/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=398664139866859812&amp;isPopup=true' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/398664139866859812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/398664139866859812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/02/i-want-you.html' title='&quot;I Want You&quot;'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/EiOmhOumh-w/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2410681257000179523</id><published>2011-02-07T17:26:00.003+02:00</published><updated>2011-02-07T17:35:14.050+02:00</updated><title type='text'>not defteri</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="187"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23375739&amp;style=metal&amp;bbg=790f94&amp;bfg=878482&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=790f94&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=878482&amp;pfg=790f94&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=878482&amp;lfg=790f94&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=878482&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="187" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23375739&amp;style=metal&amp;bbg=790f94&amp;bfg=878482&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=790f94&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=878482&amp;pfg=790f94&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=878482&amp;lfg=790f94&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=878482&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not Defteri'ni (the notebook) izlemiştim. Ardından film hakkında konuşuyorduk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yok böyle şeyler, yalan" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neye inanırsan öyle yaşarsın" dedim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2410681257000179523?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2410681257000179523/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2410681257000179523&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2410681257000179523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2410681257000179523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/02/not-defteri.html' title='not defteri'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-318039039084701768</id><published>2011-01-18T19:09:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T21:10:36.873+02:00</updated><title type='text'>sen çiçeksin</title><content type='html'>&lt;object width="248" height="218"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf"&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=23345172&amp;amp;style=metal&amp;amp;bbg=6bd117&amp;amp;bfg=7e0ac2&amp;amp;bt=faf6f2&amp;amp;bth=6bd117&amp;amp;pbg=faf6f2&amp;amp;pbgh=7e0ac2&amp;amp;pfg=6bd117&amp;amp;pfgh=faf6f2&amp;amp;si=faf6f2&amp;amp;lbg=faf6f2&amp;amp;lbgh=7e0ac2&amp;amp;lfg=6bd117&amp;amp;lfgh=faf6f2&amp;amp;sb=faf6f2&amp;amp;sbh=7e0ac2&amp;amp;p=0"&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=23345172&amp;amp;style=metal&amp;amp;bbg=6bd117&amp;amp;bfg=7e0ac2&amp;amp;bt=faf6f2&amp;amp;bth=6bd117&amp;amp;pbg=faf6f2&amp;amp;pbgh=7e0ac2&amp;amp;pfg=6bd117&amp;amp;pfgh=faf6f2&amp;amp;si=faf6f2&amp;amp;lbg=faf6f2&amp;amp;lbgh=7e0ac2&amp;amp;lfg=6bd117&amp;amp;lfgh=faf6f2&amp;amp;sb=faf6f2&amp;amp;sbh=7e0ac2&amp;amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window" width="248" height="218"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni zaten hep, sadelik vurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TU KULÎLK Î (Sen Çiçeksin)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen çiçeksin&lt;br /&gt;Baharda açan bir kır çiçeği&lt;br /&gt;Baharda, gönlümün aydınlığında açan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye gidiyorsun&lt;br /&gt;Nereye gidiyorsun, geri dön&lt;br /&gt;Geri dön, gönlümün hüznü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak yine keklikler&lt;br /&gt;Keklikler yine yuva kurdular&lt;br /&gt;Yuva kurdular gönlümün kayalıklarına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sensiz yapamam&lt;br /&gt;Sensiz ev bark kuramam&lt;br /&gt;Sensiz ev bark kuramam, gülüm&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-318039039084701768?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/318039039084701768/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=318039039084701768&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/318039039084701768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/318039039084701768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/01/sen-ciceksin-tu-kulilk-i.html' title='sen çiçeksin'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5316121126062207860</id><published>2011-01-09T23:56:00.002+02:00</published><updated>2011-01-10T00:05:20.353+02:00</updated><title type='text'>Zaman Yolcusunun Karısı - Time Traveller’s Wife</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="191"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23339719&amp;style=metal&amp;bbg=8c8888&amp;bfg=666666&amp;bt=51048f&amp;bth=8c8888&amp;pbg=51048f&amp;pbgh=666666&amp;pfg=8c8888&amp;pfgh=51048f&amp;si=51048f&amp;lbg=51048f&amp;lbgh=666666&amp;lfg=8c8888&amp;lfgh=51048f&amp;sb=51048f&amp;sbh=666666&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="191" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23339719&amp;style=metal&amp;bbg=8c8888&amp;bfg=666666&amp;bt=51048f&amp;bth=8c8888&amp;pbg=51048f&amp;pbgh=666666&amp;pfg=8c8888&amp;pfgh=51048f&amp;si=51048f&amp;lbg=51048f&amp;lbgh=666666&amp;lfg=8c8888&amp;lfgh=51048f&amp;sb=51048f&amp;sbh=666666&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim-kurgudan pek hoşlanmam. Zamanda yolculuk konulu filmlere bu sebeple uzak dururum. Kitabı okumamış, görmemiştim, ki görsem de bu isimde bir kitaba uzak dururdum. Film afişlerini orada burada gördüğümde de aynı sebeple ilgi göstermemiştim. Ama işte geçen sene, gazetelerde film hakkında birkaç olumlu yazı okuyunca, bir şans vereyim demiştim. Nereden bilirdim o sinema salonundan ben o vaziyette, kafamda o düşüncelerle çıkıcam. Öyle sevdim ki filmi, bu senenin ilk günü izleyeceğim filmlerden biri o olsun istedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumayanlar ve izlemeyenler için, bu, zamanda yolculuğu konu edinen bir kitap ve film değil. Bu, aşkı, beklemeyi, tahammülü, kızgınlığı, kızarken de sevmeyi, kopacak olmayı bilmeyi, birlikte korkmayı, özlemeyi konu edinen, izlerken ince ince sızlatan, gülümseten, aşkın o sıcaklığını, yakınlığını, uzaklığını içinize nüfuz ettiren, her şeye değer dedirten, tüm bunları çok gerçek duygularla anlatabilen, çok ama çok güzel bir aşk hikayesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sahnesi var hatırlamak ve tekrar görmek istediğim, ve sizi aşk üzerine düşüncelere sevk eden. Aklımda kalan sahnelerden sadece biri: Henry ve Clare kavga ederlerken, Henry Clare’e, “seçme şansın vardı” dediğinde Clare’in “seçme hakkım hiç olmadı” demesi. Öyledir ya, bir seçim gibi gösterirler aşkı. Halbuki Clare’in seçme şansı yok, çünkü onu daha ilk gördüğü andan itibaren aşık Henry’e, en başından beri onu seviyor, onu bekliyor. Aşka düşmüş bir kere, seçme şansı olur mu hiç bundan sonra. Zor olacağını bilse de, dönüp gidebilir mi. Özleyeceğini bilse de sevmemeyi seçebilir mi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir hayat seçtiğini biliyor Clare, ama seçme şansı yok işte, aşıkken yok. Hayat hep onu bekleyerek, onu özlemekten yorularak, ve onun yokluğunda ona kızarak geçecek. Ve Clare ona kızdığında bile Henry’i yine Henry ile aldatacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin her sahnesini aklıma not etmeye çalışıyorum. Ama en çok, başlangıç sahnelerinde, Clare’in daha küçük bir kızken ağaçların arasında koşması ile, o en son sahnede yine aynı ağaçlıklı yolda bu sefer Henry'e koşması kalıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle güzel bağlantılar, öyle güzel ayrıntılar var ki, ikinci kez izlemek bile büyük keyif veriyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5316121126062207860?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5316121126062207860/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5316121126062207860&amp;isPopup=true' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5316121126062207860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5316121126062207860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2011/01/zaman-yolcusunun-kars-time-travellers.html' title='Zaman Yolcusunun Karısı - Time Traveller’s Wife'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7839558457014140876</id><published>2010-12-31T23:06:00.006+02:00</published><updated>2010-12-31T23:46:14.142+02:00</updated><title type='text'>çayırda çimende 2010</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="211"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23329213&amp;style=metal&amp;bbg=f5680a&amp;bfg=8210e0&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=f5680a&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=8210e0&amp;pfg=f5680a&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=8210e0&amp;lfg=f5680a&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=8210e0&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="211" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23329213&amp;style=metal&amp;bbg=f5680a&amp;bfg=8210e0&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=f5680a&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=8210e0&amp;pfg=f5680a&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=8210e0&amp;lfg=f5680a&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=8210e0&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca bir yıl döndüm dolandım bu türküyü dinledim. Her dinleyişimde, kırları hayal ettim. Bilmediğim diyarları özledim. Ben bu yıl, doğayı çokça seyrettiğim için mi bu türküye takıldım, yoksa bu türküye takıldığım için mi doğayı seyre daldım, bilemiyorum. Çok da önemi yok. Her seferinde içimi koskocaman bi sevgiyle kapladı. Hani o çimenlerin arasından biri kopup gelse koşar boynuna atlardım, öyle de hissettirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi 2010’u düşündüğümde, en çok bu duygular var aklımda. İrili ufaklı dalgalanmalar arasında bu ve benzeri türkülerle, şarkılarla sakındım kendimi. 2010 sığındığım bir limandı. Bir yanım burada kalsaydık, iyiydi diyor. Diğer yanım ise, o sakinlik devam etsin, biz demir alalım diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanla istediğim şeyler, ve bunlara dair umudum var. Umut en son terk edermiş. Dilerim umut bizi hiç terk etmesin.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim her şey hepimiz için iyilikle, güzellikle ve sağlıkla olsun. Gerisini bi şekil hallederiz nasıl olsa :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgimle, &lt;br /&gt;müzi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7839558457014140876?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7839558457014140876/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7839558457014140876&amp;isPopup=true' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7839558457014140876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7839558457014140876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/12/cayrda-cimende-2010.html' title='çayırda çimende 2010'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2607233298104759675</id><published>2010-12-21T17:31:00.005+02:00</published><updated>2010-12-21T17:52:25.397+02:00</updated><title type='text'>Hayat</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/5r19jO5KD38?fs=1&amp;amp;hl=en_GB&amp;amp;color1=0x402061&amp;amp;color2=0x9461ca"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/5r19jO5KD38?fs=1&amp;amp;hl=en_GB&amp;amp;color1=0x402061&amp;amp;color2=0x9461ca" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Christmas tatili başladı. Çoğunluk evine döndü, dönüyor ya da kardan kapanan havaalanlarında bekliyor. Ben buradayım. Dedemse bir haftadır hastanede, bir makineya bağlı. Büyükler belli bir yaşa gelince, insan kendini o haberin geleceği güne hazırlıyor. Yine de 90 küsur yaşındaki dedemden ümidin kesilmesi üzüyor. Bir boşluk var. Hatırladıkça gözlerim doluyor, boşalıyor. Sonra derse dönüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra filmlere dalıyorum. Sonuncusu Dilber’in Sekiz Günü idi. Dilber duru bir güzel, Mehmet de yalnız, topal ve sevilesi bir adam... Dilber’in bir bardak ayran ikramıyla, bir tencere fasulyesiyle mutlu olan bir adam. Yalnızlığı biliyor ya, ikram edilen ayranın da, pişirilen fasulyenin de değerini biliyor. Mehmet işte öyle güzel. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu türküyü filmde Mehmet Dilber’e söylüyor. “Ey Dilber” diyor, “sen hem gülsün, hem reyhansın. Sen hem dertsin, hem dermansın, hem hekimsin hem lokmansın. Mahvolmuşum ben, halim kötü”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilber'e seslenebilsem diycem ki Dilber, sev şu Mehmet'i. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sürü küçük ama iç burkan detayıyla, gösterişsiz hoşluklarıyla film bitiyor. Belki de izlerkenki ruh halimden, film içime işliyor, en çok da Mehmet. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün oluyor evi arıyorum. Annem poğaça yapmış. Kokusu buraya geliyor. Ve hayat devam ediyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2607233298104759675?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2607233298104759675/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2607233298104759675&amp;isPopup=true' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2607233298104759675'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2607233298104759675'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/12/hayat.html' title='Hayat'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1533904831883341576</id><published>2010-12-08T21:29:00.003+02:00</published><updated>2010-12-08T22:04:12.682+02:00</updated><title type='text'>Çakıl</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="150"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23304904&amp;style=metal&amp;bbg=fa7e12&amp;bfg=666666&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=fa7e12&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=666666&amp;pfg=fa7e12&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=666666&amp;lfg=fa7e12&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=666666&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="150" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23304904&amp;style=metal&amp;bbg=fa7e12&amp;bfg=666666&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=fa7e12&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=666666&amp;pfg=fa7e12&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=666666&amp;lfg=fa7e12&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=666666&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta, az biraz yoğun ve sıkıntılı geçti. Sıkıldıkça dersten kaçıp bedri rahmi eyüboğlu'na sığındım. Gecenin geç saatlerinde o vardı yanımda, dilimde, kulağımda, gülümsememde, göz yaşımda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava çok soğuk. Ama ben Çakıl’ı okurken, buraya bahar geliyor. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni düşünürken&lt;br /&gt;bir çakıl taşı ısınır içimde&lt;br /&gt;bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar&lt;br /&gt;bir gelincik açılır ansızın&lt;br /&gt;bir gelincik sinsi sinsi kanar&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;seni düşünürken&lt;br /&gt;bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır&lt;br /&gt;deliler gibi dönmeye başlar&lt;br /&gt;döndükçe yumak yumak çözülür&lt;br /&gt;çözüldükçe ufalır küçülür&lt;br /&gt;çekirdeği henüz süt bağlamış&lt;br /&gt;masmavi bir erik kesilir ağzımda&lt;br /&gt;dokundukça yanar dudaklarım&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;seni düşünürken&lt;br /&gt;bir çakıl taşı ısınır içimde&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1533904831883341576?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1533904831883341576/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1533904831883341576&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1533904831883341576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1533904831883341576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/12/cakl.html' title='Çakıl'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7709921241657507577</id><published>2010-11-20T17:17:00.005+02:00</published><updated>2010-11-20T18:40:30.363+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object width="250" height="197"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23281551&amp;style=metal&amp;bbg=fc7e0f&amp;bfg=7a057a&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=fc7e0f&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=7a057a&amp;pfg=fc7e0f&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=7a057a&amp;lfg=fc7e0f&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=7a057a&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="197" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23281551&amp;style=metal&amp;bbg=fc7e0f&amp;bfg=7a057a&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=fc7e0f&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=7a057a&amp;pfg=fc7e0f&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=7a057a&amp;lfg=fc7e0f&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=7a057a&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hiç kimse olmaya cesaret et Filipina. Hikayeler orada başlar. Düşlerinin kırıldığı yerde..." (muz sesleri, sf: 74)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşağıda anılardan ve hayallerden söz etmişken, bir mektubun içinde bu satırlar geldi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşler kadar, düş kırıklıklarının da bir başlangıç noktası olduğunu hatırlattı. gerçi hiç unutmamıştım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7709921241657507577?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7709921241657507577/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7709921241657507577&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7709921241657507577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7709921241657507577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/11/hic-kimse-olmaya-cesaret-et-filipina.html' title=''/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6472264797452057063</id><published>2010-11-14T18:56:00.003+02:00</published><updated>2010-11-14T19:45:43.504+02:00</updated><title type='text'>anılar ve hayaller</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="150"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23230971&amp;style=metal&amp;bbg=d6750d&amp;bfg=ebe19f&amp;bt=6b0585&amp;bth=d6750d&amp;pbg=6b0585&amp;pbgh=ebe19f&amp;pfg=d6750d&amp;pfgh=6b0585&amp;si=6b0585&amp;lbg=6b0585&amp;lbgh=ebe19f&amp;lfg=d6750d&amp;lfgh=6b0585&amp;sb=6b0585&amp;sbh=ebe19f&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="150" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23230971&amp;style=metal&amp;bbg=d6750d&amp;bfg=ebe19f&amp;bt=6b0585&amp;bth=d6750d&amp;pbg=6b0585&amp;pbgh=ebe19f&amp;pfg=d6750d&amp;pfgh=6b0585&amp;si=6b0585&amp;lbg=6b0585&amp;lbgh=ebe19f&amp;lfg=d6750d&amp;lfgh=6b0585&amp;sb=6b0585&amp;sbh=ebe19f&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu koku dedikleri nelere kadir. Halbuki alt tarafı buzdolabını temizliyorduk. Kimin olduğu bilinmez tarihi geçmiş şeftali suyunu lavaboya boşaltıyordum. Bir zamanlardan çokça aşikar olduğum Robinson marka konsantre şeftali suyunu. O zamanların haftalık alışveriş listesinin olmazsa olmazı idi Robinson. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Robinson döküldükçe saçılan o mis koku ile ben bulunduğum yerden 5 sene öncesine ışınlanıyorum. Robinsonlu sofralara... Mavi pötikareli masa örtüm üzerinde mavi-turunculu yemek tabaklarıma... Gıcırdayan, rahatsız masa sandalyelerime... Mutfak penceremden görünen elma ağacının dallarına. O günün yemeklerine methiyelerden sonra girişilen sofra muhabbetlerine... Robinsonlu yıllara.. Oradayım, etrafa bakıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sahip olduğunuz en değerli şey” sorusuna, “anılarım” diye cevap vermiş bir arkadaşım. Ne tatlı bir cevap. Anılarım çok değerli. Ama yine de bu cevap benim için çokça eksik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortak bir geçmişe sahip olduğum ya da geçmişimi bilen insanlarla yaptığım sohbetler sıcacık gelir bana. “Ne gülmüştük hatırlıyor musun...” ya da “neydi o zamanlar..” diye başlayıp devam eden sohbetler. Bir güven duygusu vardır orada. Bilmekten ve zamanla sınanmış olmaktan doğan güven duygusu. Anılarım bu yüzden çok değerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama aynı anılarda yer almak kadar güzel olanı, ortak hayaller kurabilmek. Ortak bir geleceğe bakabilmek ve aynı gelecek içinde yer almayı istemek. İşte bu yüzden anılarımı hayallerimden üstün tutamıyorum; aynı hayalleri kurabildiğim insanlarla birlikte olmak içimi bir o kadar ısıtıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem hayallerin değerli olması için illa gerçekleşmelerini beklemek gerekmiyor, “şu an” içinde bir hayali paylaşabilmek bile bana yetiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruya geri dönüyorum: kendim için düşündüğümde en güzeli, geçmişi ve geleceği birleştirebilmek. Anılar biriktirebildiğinle, aynı hayali düşlemek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6472264797452057063?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6472264797452057063/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6472264797452057063&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6472264797452057063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6472264797452057063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/11/anlar-ve-hayaller.html' title='anılar ve hayaller'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1426112764196604045</id><published>2010-11-01T21:49:00.008+02:00</published><updated>2010-11-02T00:44:01.662+02:00</updated><title type='text'>bi dilek tuttum</title><content type='html'>yazmıyorum, halbuki aklımda düşünceler durmak bilmiyor. bir cümleyi bitirmeden diğerine başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yaz ve sonbahar da az biraz üzüldük ama bunlar son kalıntılardı. bekleyen bir nokta idi, onu da koyduk. en sona küçük bir kutu bıraktım; o da diğer anıların yanında dolabın kuytusunda yerini aldı. hüzünlendim mi? evet. ferahladım mı? evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bekleyen pek çok iş var. ama ben şu an çok huzurluyum. her şey gibi bu huzur da geçer biliyorum. o yüzden huzurumu olacaklardan bağımsız kılmayı öğrenmeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi baştan başlıyormuşum gibi değil, kaldığım yerden devam gibi. en kıymetlilerimizin sarıp sarmalaması bir başka, ama yine de en sıcağı, kendimize açtığımız kucak. işte şimdi o kucağa kendini bırakır gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnızlık Allah'a mahsus, ama yalnız kalmaktan korkmadan yola devam etmek gerek. şimdi ne olacak diye dertlenmeden, nereye kime diye düşünmeden, bir başına olmaktan korkmadan yaşamayı öğrenmek gerek. karanlıktan korkmadan, gök gürültüsünden korkmadan, fırtınadan korkmadan... korkuyla değil ama merakla yaşamak gerek. hep öğrenmek gerek. bi de kaderle barışmak gerek. onu düşman değil dost belleyip, şimdi ne getirdin deyip gülümsemek gerek. barışmak gerek, küs olunan her ne varsa. sevmek işte.. sevmek gerek; öncesini ve sonrasını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bu hafta sonu bir dilek tuttum. olursa çok sevinicem, olmassa diye korkmamayı da öğrenicem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/TM9CWVoQ07I/AAAAAAAAAek/ef4Zfjm4mlQ/s1600/IMG_7528.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/TM9CWVoQ07I/AAAAAAAAAek/ef4Zfjm4mlQ/s320/IMG_7528.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534715418592203698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1426112764196604045?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1426112764196604045/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1426112764196604045&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1426112764196604045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1426112764196604045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/11/bi-dilek-tuttum.html' title='bi dilek tuttum'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/TM9CWVoQ07I/AAAAAAAAAek/ef4Zfjm4mlQ/s72-c/IMG_7528.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-523077318234414671</id><published>2010-09-28T16:05:00.007+03:00</published><updated>2010-11-04T15:45:59.874+02:00</updated><title type='text'>eylül'ün ardından...</title><content type='html'>Eylül, başıma ne geldiyse hep senle geldi. canın sağolsun, yine de güzel, hep güzelsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-523077318234414671?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/523077318234414671/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=523077318234414671&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/523077318234414671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/523077318234414671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/09/eylulun-ardndan.html' title='eylül&apos;ün ardından...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7514439969359737394</id><published>2010-09-13T15:46:00.002+03:00</published><updated>2010-09-13T15:54:18.478+03:00</updated><title type='text'>Başak tarlaları meselesi... ya da benim derdim...</title><content type='html'>Tilki şaşırmış, meraklanmıştı:&lt;br /&gt;-Yoksa başka bir gezegende mi?&lt;br /&gt;-Evet. &lt;br /&gt;-O gezegende avcı var mıdır?&lt;br /&gt;-Yok.&lt;br /&gt;-Bak, bu çok ilginç. Peki ya piliç?&lt;br /&gt;-Yok.&lt;br /&gt;-Hiçbir şey tam istendiği gibi olmuyor, dedi tilki içini çekerek. Ama hemen konuya döndü:&lt;br /&gt;-Hayatımda hiç değişiklik yoktur. Ben piliçleri avlarım, insanlar beni avlar. Bütün piliçler birbirine benzer, bütün insanlar da. Doğrusu epey sıkıcı. Ama beni bir evcilleştirsen, hayatım günlük güneşlik oluverir. Öteki ayak seslerinden bambaşka bir ayak sesi tanırım. O sesler korkuyla kovuğuma kaçırtır beni, seninkiyse tatlı bir ezgi gibi yeraltından çağıracaktır. Bak, öteki buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğdayın önemi yok benim için. Buğday tarlaları bana bir şey demiyor. Bu, çok acı, ama senin saçın altın renginde. Beni evcilleştirsen ne iyi olurdu, bir düşün! Altın rengindeki başaklar seni anımsatacak artık. Başaklardaki rüzgarı dinlemeye can atacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tilki sustu ve uzun bir süre Küçük Prensi süzdü:&lt;br /&gt;-Ne olursun evcilleştir beni, dedi.&lt;br /&gt;-Çok isterdim, ama vaktim az. Dostlar edinmeli, yeni şeyler tanımalıyım.&lt;br /&gt;-Yalnız evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin, dedi tilki, insanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık. Aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan. Ama dost satan dükkanlar olmadığı için dostsuz kalıyorlar. Dost istiyorsan, beni evcilleştir işte...&lt;br /&gt;-Evcilleştirmek için ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;-Çok sabırlı olacaksın. Önce benden biraz ötede çimenlerin arasında oturacaksın. Şöyle. Ben seni göz ucuyla süzeceğim, sen ağzını açmayacaksın. Çünkü sözcükler yanlış anlama kaynağıdır. Her gün biraz daha yakınımda oturursun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün Küçük Prens yine geldi.&lt;br /&gt;-Hep aynı saatte gelsen daha iyi olur, dedi tilki, söz gelimi öğleden sonra saat dörtte gelecek olsan, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Her geçen dakika mutluluğum artar. Saat dört dedi mi meraktan yerimde duramaz olurum. Mutluluğumun armağanını veririm sana. Ama gelişigüzel gelirsen, içimi sana hangi saatte hazırlayacağımı bilemem. Ayinsiz olmuyor. &lt;br /&gt;....&lt;br /&gt;....&lt;br /&gt;Küçük Prens tilkiyi evcilleştirdi. Ayrılık saati yaklaşınca tilki:&lt;br /&gt;-Ah dedi, gözyaşlarımı tutamayacağım.&lt;br /&gt;-Suç sende, dedi Küçük Prens. Sana kötülük etmeyi düşünmemiştim, kendin istedin evcilleşmeyi.&lt;br /&gt;-Orası öyle.&lt;br /&gt;-Şimdi de gözyaşlarını tutamıyorsun.&lt;br /&gt;-Orası öyle.&lt;br /&gt;-Öyleyse bundan bir kazancın olmadı!&lt;br /&gt;-Oldu, oldu, dedi tilki, başak tarlaları meselesi...&lt;br /&gt;(Küçük Prens, sf:84-7)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7514439969359737394?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7514439969359737394/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7514439969359737394&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7514439969359737394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7514439969359737394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/09/basak-tarlalar-meselesi-ya-da-benim.html' title='Başak tarlaları meselesi... ya da benim derdim...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7209144504064593971</id><published>2010-08-31T16:48:00.004+03:00</published><updated>2010-08-31T17:10:33.398+03:00</updated><title type='text'>Ahoy!</title><content type='html'>Geride kalanları çöpe atıyorum. Neden sorusunu da artık sormuyorum. Bu sorunun bir zamanlar zamanımdan yemiş olmasına yanmıyorum. Öyle olması gerekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat seçimlerimizdir diyorlar. Ben seçimimi önceden yapmıştım, değiştirmiyorum. Kin, intikam gibi duyguları almıyorum. Zorla bir şey olmuyor, o kapıdan girmiyorum. Bu seçimimle kırıklığıma şahit olmuş, bilen herkesi üzüyorum, sevmediklerini sevindirdim diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ben rahatım. Çok şey kazandım, üstelik yarışta değilken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçim öyle süt liman değil. Sadece güzel sesler duyabildiğim çok güzel bir çalkantılı denizdeyim. Kendimleyim. Lodos pislik getirir, lodosa arkamı dönüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7209144504064593971?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7209144504064593971/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7209144504064593971&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7209144504064593971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7209144504064593971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/08/ahoy.html' title='Ahoy!'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7026571219676320938</id><published>2010-07-11T18:47:00.004+03:00</published><updated>2010-07-11T18:56:01.137+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;object width="269" height="211"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=21804822&amp;style=metal&amp;bbg=f7710a&amp;bfg=750c85&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=f7710a&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=750c85&amp;pfg=f7710a&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=750c85&amp;lfg=f7710a&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=750c85&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="269" height="211" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=21804822&amp;style=metal&amp;bbg=f7710a&amp;bfg=750c85&amp;bt=FFFFFF&amp;bth=f7710a&amp;pbg=FFFFFF&amp;pbgh=750c85&amp;pfg=f7710a&amp;pfgh=FFFFFF&amp;si=FFFFFF&amp;lbg=FFFFFF&amp;lbgh=750c85&amp;lfg=f7710a&amp;lfgh=FFFFFF&amp;sb=FFFFFF&amp;sbh=750c85&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt; &lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan sona dandik bir romantik komedi filmi Hope Floats’u bir gece televizyonda izlemiştim. Filmin sonunda iki çift laf etmişti kadın karakter: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Başlangıçlar ürkütür, sonlar genelde üzücüdür. Asıl önemli olan ortalardır. Yeni bir başlangıcın önünde dururken bunu hatırla”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmden sadece bu cümleler kaldı bende. Şu an önümde duran ve içtiğim çaydan çıkan küçük kağıdın üzerinde de, “gücün, hayatı ne kadar sakince, huzurla ve sessizce karşıladığınla ilgili” yazıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli aralıklarda dönüp dolaşıp yeniden bulduğum ve hep sevdiğim o şiirinde ise Nazım, “...anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı” der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç gündür rüyalarım karmaşık. Önümde beklemekte olan değişiklikler, yenilikler huzursuz ediyor belli ki. Yukarıda yazılanları hatırlayarak sakin durmaya çalışıyorum. Sakinlik ve dinginlik... Huzurun en sevdiğim halleri... &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7026571219676320938?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7026571219676320938/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7026571219676320938&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7026571219676320938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7026571219676320938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/07/bastan-sona-dandik-bir-romantik-komedi.html' title=''/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3686887569924245633</id><published>2010-06-24T22:55:00.004+03:00</published><updated>2010-06-25T19:18:45.567+03:00</updated><title type='text'>"denizde akşam"</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="204"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=21636022&amp;style=metal&amp;bbg=ed890e&amp;bfg=b0a9a9&amp;bt=8913c4&amp;bth=ed890e&amp;pbg=8913c4&amp;pbgh=b0a9a9&amp;pfg=ed890e&amp;pfgh=8913c4&amp;si=8913c4&amp;lbg=8913c4&amp;lbgh=b0a9a9&amp;lfg=ed890e&amp;lfgh=8913c4&amp;sb=8913c4&amp;sbh=b0a9a9&amp;p=0"/&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="204" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=21636022&amp;style=metal&amp;bbg=ed890e&amp;bfg=b0a9a9&amp;bt=8913c4&amp;bth=ed890e&amp;pbg=8913c4&amp;pbgh=b0a9a9&amp;pfg=ed890e&amp;pfgh=8913c4&amp;si=8913c4&amp;lbg=8913c4&amp;lbgh=b0a9a9&amp;lfg=ed890e&amp;lfgh=8913c4&amp;sb=8913c4&amp;sbh=b0a9a9&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"/&gt; &lt;/object/&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bendeki bildiğin bağımlılık halini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinlemeden edemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günün hangi saati dinlersem dinleyeyim, yüzümde bir gülümseme, içimde bir huzur... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu çaldığı müddetçe herkese, her şeye aşık olabilirim sanki. öyle bir güç doğuruyor içimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sussun istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bildiğin bağımlılık.. &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3686887569924245633?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3686887569924245633/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3686887569924245633&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3686887569924245633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3686887569924245633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/06/denizde-aksam.html' title='&quot;denizde akşam&quot;'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4028403066813977489</id><published>2010-06-15T20:15:00.003+03:00</published><updated>2010-06-15T20:47:12.543+03:00</updated><title type='text'>dünden beri...</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/pDg5S4Gzl30&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/pDg5S4Gzl30&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0xcc2550&amp;color2=0xe87a9f" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dünden beri bu çalıyor kulaklığımda. "ecelimden evvel öldürme beni" diyor. bu sözlerle bir biz oynarız herhalde. öyle lafın gelişi değil ama, kalkıp bildiğin gibi oynuyoruz işte :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4028403066813977489?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4028403066813977489/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4028403066813977489&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4028403066813977489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4028403066813977489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/06/dunden-beri.html' title='dünden beri...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6251972116498192949</id><published>2010-06-09T15:06:00.001+03:00</published><updated>2010-06-09T17:13:05.910+03:00</updated><title type='text'>bu sabah...</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/s0pl_ShqKkc&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/s0pl_ShqKkc&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah, komidinin üzerinde, şu son gecelerimin ortağı Faulkner’ın yanında buldum onu. &lt;br /&gt;Kaybettiğim kolyemi. &lt;br /&gt;“Hoşgeldin” dedim. Hiç sormadım bile nerdeydin diye...&lt;br /&gt;Boynuma da takmadım. Ya yokluğuna, ya da şu an boynumdaki yoldaşıma alışmışım.&lt;br /&gt;Düşündüm halbuki ne çok aramıştım ben onu, ne üzülmüştüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bir gece, yine gözler bir yerlere dalmışken, bir de Erdal Güney o çok sevdiğim Gül Kokuşlum'u söylerken, yine böyle hissetmiştim. &lt;br /&gt;Önce, bizden gidenin ardından dökülüyor yaşlar. dökülüyor, dökülüyor... &lt;br /&gt;Ne zaman sonra, bizim de artık onda olmadığımızın farkına varınca, yine bir kez daha dökülüyorlar. asıl o zaman hoşçakal diyoruz. ve bu hoşçakal bu sefer bizden taraf ya, işte ayrılık da asıl o zaman. bunu fark etmek bile bir kez daha sızlatıyor insanın içini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sabah, kolyemi aldım, boynuma değil, diğerlerinin arasına koydum. Geçen geceyi hatırladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra dedim, ben Gül Kokuşlum'u bir süre dinlemeyeyim. nasıl olacaksa..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6251972116498192949?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6251972116498192949/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6251972116498192949&amp;isPopup=true' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6251972116498192949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6251972116498192949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/06/bu-sabah.html' title='bu sabah...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1397433161992242512</id><published>2010-06-01T23:53:00.000+03:00</published><updated>2010-06-02T01:53:26.312+03:00</updated><title type='text'>32</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="164"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" /&gt; &lt;param name="wmode" value="window" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=21373101&amp;style=metal&amp;bbg=000000&amp;bfg=700885&amp;bt=f07509&amp;bth=000000&amp;pbg=f07509&amp;pbgh=700885&amp;pfg=000000&amp;pfgh=f07509&amp;si=f07509&amp;lbg=f07509&amp;lbgh=700885&amp;lfg=000000&amp;lfgh=f07509&amp;sb=f07509&amp;sbh=700885&amp;p=0" /&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="164" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=21373101&amp;style=metal&amp;bbg=000000&amp;bfg=700885&amp;bt=f07509&amp;bth=000000&amp;pbg=f07509&amp;pbgh=700885&amp;pfg=000000&amp;pfgh=f07509&amp;si=f07509&amp;lbg=f07509&amp;lbgh=700885&amp;lfg=000000&amp;lfgh=f07509&amp;sb=f07509&amp;sbh=700885&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş geldin. &lt;br /&gt;Hiç böyle geleceğini düşünmemiştim.&lt;br /&gt;Ben sandım ki sen geldiğinde ben başka yerlerde, başka hallerde olurum. &lt;br /&gt;Kısmet böylesineymiş.&lt;br /&gt;Olsun gel. Hoş geldin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle olan zamanımızı sakin sakin geçirelim diye, bugün sakin karşıladım seni. &lt;br /&gt;Baş başa, en sevdiğim yerde. &lt;br /&gt;Sonra bugün seninle, dünya için küçük ama bizim için büyük bir iş yaptık. &lt;br /&gt;İsmini sildik listeden, telefondan, emailden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana bir enkaz bırakmamak için epey uğraştı 31. &lt;br /&gt;Senden önce bana tekrar tekrar salık verdi: “herkesi affet, her şeye boş ver”&lt;br /&gt;Epey bir şey öğretti. &lt;br /&gt;Merak etme insana dair hiçbir şey şaşırtmayacak bizi bir daha. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ola ki bir şey olursa, ola ki hazırlıksız yakalanırsak yine, önümüzde asılı o satırları tekrarlicaz. &lt;br /&gt;Hani yine bir acil durumda Hızır gibi yetişen o mısraları:&lt;br /&gt;“silahlarını bırak, takma kafana,&lt;br /&gt;sağlık olsun, bu da geçer&lt;br /&gt;hem ne çıkar geçmese de”...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. &lt;br /&gt;Hoş geldin. &lt;br /&gt;Gel.&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1397433161992242512?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1397433161992242512/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1397433161992242512&amp;isPopup=true' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1397433161992242512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1397433161992242512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/06/32.html' title='32'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4272101008849889569</id><published>2010-05-20T16:47:00.005+03:00</published><updated>2010-05-20T16:55:39.614+03:00</updated><title type='text'>gün ortası...</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/yHcO5vloKTQ&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0xe1600f&amp;color2=0xfebd01"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/yHcO5vloKTQ&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0xe1600f&amp;color2=0xfebd01" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok zaman oldu ses vermeyeli biliyorum. Merak eden olursa, iyiyim çok şükür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz bahar çarpmasından, biraz başka işlere dalmaktan yazamadım buraya. Ama çokça bahardan. Bahar beni hiç böyle çarpmamıştı, nedendir bilemedim. Ya da bildim de, diyemedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası baharda öylesine güzel ki... Renk renk çiçekler, ağaçlar... Her gün günbatımını izlemeye gayret ediyorum. Nefes aldığımı fark ettiğim ve aldığım her nefes için şükrettiğim saatler onlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat güzel de, bazen gaddar mı, yoksa “hayat böyle işte anla” mı demeli, bilemiyorum. Buradan Türk bir arkadaşımın kanser olduğu haberini aldık. Daha 30 yaşında. O günden beri onun için hayat, artık aynı hayat değil. Yine buradan bir arkadaşım, geçen hafta annesinin hastalık haberini aldı. Bugün apar topar ülkesine döndü, ne zaman gelecek belli değil, önemsemiyor da. Annesinin beyin ameliyatına yetişebilmek, onun için tek önemli şey şu an. Ve de şu iki gündür takip ettiğim 28 madencinin haberi... Sevdiklerinin fotoğraflarına bakıp dünden beri ağlıyorum. Bunların yanında güzel haberler de var. Çok sevdiğim bir arkadaşımın Efe’si doğdu. “Nasılsın” diyorum, “oğlum karşımda uyuyor, artık benim nasıl olduğumun önemi yok” diyor. Öyle de gururlu bir baba oldu ki, içim eriyor o Efe’yi anlatırken. O en çok sevdiğim/istediğim ismi kullanmış olmasını kıskanamıyorum bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat böyle işte. Bir anda, bazen tek bir haberle, bazen tek bir kişiyle, her şey değişiyor. Hem de öyle bir değişiyor ki, bir daha eskiye dönüş mümkün değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum, farkında olmadan geçirdiğimiz her saniye bir kayıp. Hayat bir var, bir yok. Ve sırf bu yüzden, tek bir günbatımı bile, ve hatta tek bir dostça sohbet, tek bir tebessüm, tek bir el tutuş, tek bir nefes alış, tek bir sarılış, tek bir helallik bile çok ama çok değerli... Her şeyi unutup yola devam ediyoruz da, o yola temiz bir vicdanla devam edebilmek en önemli şeymiş, bunu düşünüyorum etrafımdaki şu hızla değişen hayata bakarak, bir yanlış yapıp da o yanlışı düzeltecek vakit olmassa diye endişelenerek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kederli bir yazı olmadı inşallah. Öyle bir halet-i ruhiyede yazmıyorum. Ama yine de yazıya Cengiz Özkan eşlik etsin istedim, içimize bir su serpsin diye. Su verenleriniz de çok olsun, böyle derdi büyükbabam, nur içinde yatsın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4272101008849889569?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4272101008849889569/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4272101008849889569&amp;isPopup=true' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4272101008849889569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4272101008849889569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/05/gun-ortas.html' title='gün ortası...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5876898972112021838</id><published>2010-03-13T20:22:00.002+02:00</published><updated>2010-03-13T20:33:52.074+02:00</updated><title type='text'>senden bana yar olmaz...</title><content type='html'>&lt;object width="340" height="285"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_-Jp-hiW-sY&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/_-Jp-hiW-sY&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="340" height="285"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hiç de manidar bir şekilde koymuyorum bu videoyu. sadece, bir cumartesi günü ders çalışmak için geldiğim şu ofiste, güneşin battığı vakitlerde, tekrar tekrar bu türküyü dinlediğimi not düşmek için... ötesi berisi yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de, cengiz özkan'ın sesi olsun istedim blogda. bana bu bitmekte olan haftayı hatırlatsın diye...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5876898972112021838?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5876898972112021838/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5876898972112021838&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5876898972112021838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5876898972112021838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/03/senden-bana-yar-olmaz.html' title='senden bana yar olmaz...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3749521340615235013</id><published>2010-02-27T20:24:00.005+02:00</published><updated>2010-02-27T21:14:26.249+02:00</updated><title type='text'>ha bu ander sevdaluk...</title><content type='html'>&lt;object width="340" height="285"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/KEQkXBfUZLk&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/KEQkXBfUZLk&amp;hl=en_GB&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="340" height="285"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerim ne zaman bir şarkı ile dolsa, onu düşündüğümü sanıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa ben her karadeniz türküsünde, ananemi düşünürüm.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3749521340615235013?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3749521340615235013/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3749521340615235013&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3749521340615235013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3749521340615235013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/02/oy-karadeniz.html' title='ha bu ander sevdaluk...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3535020187699121097</id><published>2010-02-19T13:26:00.002+02:00</published><updated>2010-02-19T13:42:06.178+02:00</updated><title type='text'>yetinmeyi bilir misin?</title><content type='html'>dünyalar güzeli bir kız. sanırsın ki öyle güzel biri hayatta ne dilese olur. sanırsın ki öyle güzel birinin kalbini kimse kırmaya teşebbüs etmez. sanırsın ki öyle güzel biri asla yalnız kalmaz. ama yalnız. neden diye sormuyorum bile. nedeni gözümün önünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözü hep bir eksik arıyor. koskoca bembeyaz bir kağıt varsa, o gidiyor küçücük bir siyah noktaya takılıp dert ediniyor. dilediği her şey olsa dahi, dünyalar onun olsa dahi o, ama evren benim değil diyecek. hayatta tüm istekleri gerçekleşse dahi, o hep bir eksik bulacak. ev tertemiz ise, o gidip tozlu kalmış bir köşeyi gösterip, bak diyor. anlatamıyorum ona. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;açgözlülük değil onda ki, ama sanki hep bir rekabet, hep bir onda var bende yok rahatsızlığı. ona bakıp, mutluluk, yetinmeyi bilmekle mi ilgili diye düşünüyorum. görmüyor, mutsuz olmak için nedeni yok, ama o mutsuz. çünkü, sahip olmadığı şeyler var, sanki herşeye sahip olmak mümkünmüş gibi. şu yok bu yok diyor. oysa ben, daha ne olsun demek istiyorum. ama duymayacak. bu tür şeyler bir insana nasıl anlatılır bilmiyorum. ona bakıp düşünüyorum. zenginlik dediğin, çok şeye sahip olmakla değil, sahip olduklarını görebilmekle ilgili.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3535020187699121097?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3535020187699121097/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3535020187699121097&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3535020187699121097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3535020187699121097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/02/yetinmeyi-bilir-misin.html' title='yetinmeyi bilir misin?'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-993962919100430044</id><published>2010-02-02T15:35:00.000+02:00</published><updated>2010-02-02T17:38:12.324+02:00</updated><title type='text'>biraz derdim var ama uzun sürmez...</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="204"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19568631&amp;style=metal&amp;bbg=fc8200&amp;bt=b8c2b7&amp;bfg=a504db&amp;p=0"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="204" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19568631&amp;style=metal&amp;bbg=fc8200&amp;bt=b8c2b7&amp;bfg=a504db&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz derdim var ama uzun sürmez&lt;br /&gt;hemen burada çimin üzerine uzandım mı&lt;br /&gt;yakında tüm dertlerim geçer&lt;br /&gt;çünkü şe-şe-şe, şe-şe-şe&lt;br /&gt;şe-şe, şe-şe, şe-şe şeker kentteyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son zamanlarda çok güzel filmler izliyorum. "500 Days of Summer", aşk filmi olmadığını iddia eden ama aşkı çok güzel anlatan bir film. film bana, Alain de Botton'ın, Essays in Love / Aşk Üzerine kitabını hatırlattı. aşkın yükselme, duruksama ve çöküş devirleri, ve bu devirlerin insan bünyesinde yarattığı yan etkileri anlatılıyor. daha başlangıç sahnesinde anlıyoruz, orada kırık ve kızgın bir kalp var. ancak bu ağlatan bir film değil. tam aksine, "hah işte, bende de böyle oldu" dedirten ve insanın kendi haline bakıp güldüğü bir film.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi ki izlemişim dediğim bir diğer film ise "Away we go". romantik-drama-komedi türünde bir sam mendes filmi. 30lu yaşlarında henüz bir baltaya sap olamamış çiftimiz, ilk çocuklarına hamile kalınca hayatlarında yeni bir düzenlemeye, yeni bir arayışa girişiyorlar, hatta girişmek zorunda kalıyorlar çünkü o zamana kadar taş taş üstüne koymamışlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yeni hayat arayışı, içinde bolca endişe barındırıyor. film, hayatın zorluklarının ve o zorluklar karşısında yıpranan, tükenen insanların, ilişkilerin farkında. ama aynı zamanda, yanındaki insanın elini sımsıkı tuttuğunda, birlikte gülebildiğinde, paylaştığında, hatta korkuyu da paylaştığında, herşeyin daha kolay olacağını hatırlatıyor. Burt, Verona'ya defalarca evlenme teklifi ediyor. Verona ise her seferinde reddediyor (filmin sonunda öğreniyoruz nedenini). ama Burt'e söz veriyor. o "söz" sahnesi, filme anlamını veren ve filmden ayrılırken yanınıza aldığınız sahne oluyor. abartısız ama gerçek "söz"ler. ve biliyorsunuz ki o sözler tutulacak çünkü içinde samimiyet var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"away we go" çok güzel bir film. ve bir masal anlatmıyor. hayatta hep belirsizlikler ve sürprizler var. ama şanslıysak, o en deli an geldiğinde kaçıp gitmek yerine, yanımızdakinin eline tutunmayı akıl edebiliyorsak, bir kurtuluş şansı doğuyor. çünkü gerçekte kaçıp gittiğin yer, asıl hapsolduğun yer oluyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-993962919100430044?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/993962919100430044/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=993962919100430044&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/993962919100430044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/993962919100430044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/01/biraz-derdim-var-ama-uzun-surmez.html' title='biraz derdim var ama uzun sürmez...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6635919492810141885</id><published>2010-01-23T22:41:00.005+02:00</published><updated>2010-01-23T23:27:45.643+02:00</updated><title type='text'>yonca, dört yapraklı</title><content type='html'>&lt;object width="197" height="225"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/widget.swf"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19174595&amp;style=metal&amp;bbg=cc5f0c&amp;bfg=615e59&amp;bt=66084d&amp;bth=cc5f0c&amp;pbg=66084d&amp;pbgh=615e59&amp;pfg=cc5f0c&amp;pfgh=66084d&amp;si=66084d&amp;lbg=66084d&amp;lbgh=615e59&amp;lfg=cc5f0c&amp;lfgh=66084d&amp;sb=66084d&amp;sbh=615e59&amp;p=0"&gt;&lt;/param&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/widget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="197" height="225" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=19174595&amp;style=metal&amp;bbg=cc5f0c&amp;bfg=615e59&amp;bt=66084d&amp;bth=cc5f0c&amp;pbg=66084d&amp;pbgh=615e59&amp;pfg=cc5f0c&amp;pfgh=66084d&amp;si=66084d&amp;lbg=66084d&amp;lbgh=615e59&amp;lfg=cc5f0c&amp;lfgh=66084d&amp;sb=66084d&amp;sbh=615e59&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıyafetlerimi aradım taradım. yatağı ayağa kaldırdım. evin altını üstüne getirdim. en sevdiğim kolyem nereye düşmüş, bulamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önce üzüldüm. sonra, amaaan sen de, hadi gidip yeni kolye alalım dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vitrinde onu görür görmez, ben zaten dedim, bayılırım yoncalara. yeşillikler içinde gördüm mü yoncaları, dört yapraklısını aramaya koyulurum. bulduğum da olur hani. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;giden kolyemi, üzgün olduğum bir gün, bana moral versin diye almıştım. çok da sevmiştim. beğeneni de çoktu. ama belki, görevini tamamladığı için gitti. eskisi kadar ihtiyacım yok şimdi ona. güzel bir zamanda gitti. e böyle gidişlere can kurban, di mi ama? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yenisi, sadece şans getirsin diye değil. ama bana hep umut verdiği için. her dört yapraklı yonca bulduğumda yaşadığım sevinci hatırlatsın diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm gün, boynumdakiyle birlikte, bu iş zor yonca deyip durdum. zaten bu da en sevdiğim bülent ortaçgil şarkısıdır. hayatla ilgili ne güzel bir şarkıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu iş zor, çok zor yonca. ama boşver. bir yolunu buluruz nasıl olsa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6635919492810141885?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6635919492810141885/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6635919492810141885&amp;isPopup=true' title='7 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6635919492810141885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6635919492810141885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2010/01/yonca-dort-yaprakl.html' title='yonca, dört yapraklı'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1360794900936962779</id><published>2009-12-31T20:31:00.003+02:00</published><updated>2009-12-31T21:13:55.533+02:00</updated><title type='text'>vuuuf.. ne yıldı ama</title><content type='html'>sevgili blogcum, bu yıl nasıl geçti, ne zaman sona geldik hiç bir fikrim yok. 2009'a girerken sana yazdığım yazıyı hatırlıyorum. "2009 yorma beni" demiştim. şimdi öyle gülüyorum ki o yazdığıma. çünkü ben böyle bir yılı hayatımda yaşamadım. ne garip laf oldu, ama sen anlarsın ne demek istediğimi. aklıma gelmeyecek işler, daha neler neler.. hani "2009 yor beni" desem, ancak bu kadar olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni yıldan bir beklentim yok. umutlu olmak çok güzel de, umudunu saçma sapan şeylere bağlamak saçma geliyor artık. ama bak blogcum ilginç bir şey var, okurken hem amaaan dediğim, ama bir yandan da hadi yaa dedirten. şimdi blogcum, 2009'a girerken, her astrolog (fala inanma falsız kalma), ikizler burcu için, büyük bitişlerin, büyük ayrılıkların yılı olacağını yazmıştı. valla bildiler. ve bil bakalım 2010 yılında ikizler için şimdi ne diyorlar. son iki sene oldukça zorlanan ikizler için bu yıl, evlilik diyorlar. hahahaha... gülüp geçeceğim ama 2009'da ayrılık var deyip de bildiği için, şimdi evlilik var dediğinde ne diyorsun yaa diye cevap veriyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geyik bir yana.. her ne kadar geçen bir yılın tahlilini yapmak istemesem de, 2009 için söyleyeceğim iki çift lafım var. hayatımın en zor yılıydı. istemediğim şeyleri kabullenmek zorunda olduğum bir yıldı. ama, geriye baktığımda, kendimle gurur duyduğum bir yıl oldu. ayıp mı insanın kendisi için bunu söylemesi bilemiyorum blogcum, ama, ben bu sene, başka bir benle tanıştım. başka bir beni buldum çıkardım içimden. ve sevdim dönüşmekte olduğum insanı. her gözyaşımda sevgiyle sarıldı bana. onun sayesindedir, her bir gözyaşının, akarken yüreğimi temizlemesi. meğer onu bulup çıkarmamı bekliyormuş. meğer kendini bana tanıtmak için benimle yalnız kalmayı bekliyormuş. zordu 2009. bazen gaddar, bazen haksız, bazen ikiyüzlü. ama, yeniden doğurdu beni. pek çok şey kaydı gitti, ama bende kalana baktığımda, şükredebildim. derler ya, galiptir bu yolda mağlup olan. işte bu sebepledir ki, şimdi 2009un arkasından küfredemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009, 1999 yılından beri süre gelen ve hayatımı şekillendiren şeylerin sonu oldu. hayatımda büyük bir defter kapandı. şimdi başka bir başlangıç. defterin başında güleryüzüyle bana bakıyor. ben de ona gülümsüyorum. 2010, senden bir beklentim yok. beklentim kendimden. yalan değilmiş be blog, insanın huzuru, neşeyi içinden başka bir yerde araması ahmaklıkmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1360794900936962779?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1360794900936962779/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1360794900936962779&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1360794900936962779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1360794900936962779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/12/vuuuf-ne-yld-ama.html' title='vuuuf.. ne yıldı ama'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-956756029056244859</id><published>2009-11-12T19:07:00.003+02:00</published><updated>2009-11-12T19:30:03.406+02:00</updated><title type='text'>"it will all be fine in the end"</title><content type='html'>sabah kahvaltıda, biraz endişeli ev arkadaşıma, "merak etme, en nihayetinde her şey güzel olacak" dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;az önce odama gelip haber verdi. her şey güzel olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"gün boyu senin söylediğin şeyi kendime tekrar ettim" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"it will all be fine in the end"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-956756029056244859?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/956756029056244859/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=956756029056244859&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/956756029056244859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/956756029056244859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/11/it-will-all-be-fine-in-end.html' title='&quot;it will all be fine in the end&quot;'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-948210935384501668</id><published>2009-10-25T15:49:00.003+02:00</published><updated>2009-10-25T16:47:02.681+02:00</updated><title type='text'>Ünsal Oskay</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SuRkgcCHDUI/AAAAAAAAAd8/yNSbpTKIx08/s1600-h/unsal+oskay.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SuRkgcCHDUI/AAAAAAAAAd8/yNSbpTKIx08/s400/unsal+oskay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396548761940331842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marmara İletişim'in 401 no'lu en büyük dersliği, onun derslerinde dolar taşardı. boş saatlerimizde bile eğer onun başka bir sınıfa dersi varsa kalkar, okul bahçesinin merdivenlerinde oturmak yerine (ki bu en güzel faaliyetlerden sayılırdı), onun dersine girer, onu dinlerdik. çünkü onun her dersi birbirinden farklıydı. çünkü o bile o gün o dersi nasıl işleyeceğini önceden bilmezdi. onunki yalnızca aynı konuyu çok farklı şekillerde anlatabilme yeteneği değildi. ondaki, bilgeliğin her seferinde farklı şekillerde tezahür etmesiydi. çünkü o öyle engin bir denizdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 Ekim cumartesi gecesi vefatını öğrendiğimde, üzüntümün en büyük nedenlerinden biri, yerini dolduracak başka birinin olmamasıydı. onun gibi başka biri yok, ne olacak şimdi diye düşündüm. değeri bilinmedi diyemem. bu ülke ne kadar değer bilirse o kadar tanındı, o kadar göründü ve konuştu televizyonlarda. üzüntüm, doldurduğu o yer hep boş kalacak diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en çok hayatın eşitsizliklerinden bahsederdi. popüler kültürü ve popüler hayatı eleştirirdi. basitliği eleştirirdi. eleştirir, diğer yandan hayatın ne kadar değerli ve herşeye rağmen güzel olduğunu anlatırdı. doğru düzgün insan olmanın ve hayatı doğru düzgün yaşamanın inceliklerini anlatırdı. o yüzden derslerinden birinde bize bir ödev vermişti: bir yaz gecesi fethiye körfezi'nden denize girip, deniz kenarında kendi ellerimizle yaktığımız ızgarada balık yemeliydik. hayat eşit değil. ama o eşitsizlikleri çözebilecek değerler var içimizde, derdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlatılabilecek biri değildi. çok ama çok güzel bir insandı. bazen kızar küfür de ederdi. bazen alabildiğine sevecen olurdu. ama kızarken de severken de hep bir şey anlatırdı. söylediği hiç bir şey boşa değildi. değersiz değildi. küfürleri bile bayağı değildi. hatta küfürleri küfür değildi, onun hem entellektüel olup hem de üst bir sınıfa ait olmayı reddedişiydi. aydın ya da entellektüel diye anılan pek çok kişiden farkı, onda o sınıfa ait kibir yoktu. bunu da bir meziyet olarak değil, olması gereken diye görürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diplomamı onun elinden aldım. Bir kaç televizyon kanalı, onun ölüm haberini verirken, bizim dönemin mezuniyet törenini ve onun elinden diplomamı aldığım kareleri kullanmış. hocamla son karelerimdi. öpüştük ve vedalaştık. ardından gözyaşı dökerken gururluydum, referanslarımı, diplomamı onun elinden aldım diye... hocamdı diye. onu tanıdım, dinledim, sevdim, anılarıma koydum diye...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-948210935384501668?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/948210935384501668/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=948210935384501668&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/948210935384501668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/948210935384501668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/10/unsal-oskay.html' title='Ünsal Oskay'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SuRkgcCHDUI/AAAAAAAAAd8/yNSbpTKIx08/s72-c/unsal+oskay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1709902197554044122</id><published>2009-10-19T21:33:00.004+03:00</published><updated>2009-10-19T21:40:38.388+03:00</updated><title type='text'>haftasonu</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/Styyh68knsI/AAAAAAAAAd0/RULY3uTzOX0/s1600-h/IMG_3846.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/Styyh68knsI/AAAAAAAAAd0/RULY3uTzOX0/s400/IMG_3846.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394382749511753410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzel bir çay, güzel bir manzara, güzel bir sohbet... al sana mutluluk. yeter ki değerini bilenlerden ol.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1709902197554044122?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1709902197554044122/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1709902197554044122&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1709902197554044122'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1709902197554044122'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/10/haftasonu.html' title='haftasonu'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/Styyh68knsI/AAAAAAAAAd0/RULY3uTzOX0/s72-c/IMG_3846.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3235544315927376467</id><published>2009-10-09T17:37:00.001+03:00</published><updated>2009-10-09T17:39:03.393+03:00</updated><title type='text'>yol arkadaşım</title><content type='html'>7 yıl önce satın aldığım, 4 sene kullandığım, 3 sene önce de buradan ayrılırken satmak zorunda kaldığım bisikletim geldi ve beni buldu. Evet evet, geldi buldu beni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanmış, paslanmış ama ta kendisi. Benim yol arkadaşım. Departmanın önünde ve benim penceremin altında bisiklet park yerinde kilitli duruyor. Günde kaç kere bakıyorum, sabah akşam kontrol ediyorum, gitmiş mi, yerinden oynamış mı, ama yok, gelen giden yok, onu oradan alıp başka bir gün başka bir yere park eden yok. Orada penceremin altında duruyor benim sadık Küheylanım. Gelmiş bulmuş beni. Öyle hoşuma gidiyor ki pencereden aşağı baktığımda onu orada görmek. Bazı bağlar hiç kopmuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3235544315927376467?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3235544315927376467/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3235544315927376467&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3235544315927376467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3235544315927376467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/10/yol-arkadasm.html' title='yol arkadaşım'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-429665245291752595</id><published>2009-09-28T17:18:00.005+03:00</published><updated>2009-09-28T17:33:40.174+03:00</updated><title type='text'>alt yazı</title><content type='html'>kızgın konuşmalarıma şahit olan arkadaşım, senin gerçekte böyle hissettiğine inanmıyorum dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne sanıyorsun dedim, bütün kızgınlığım sevgimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen insanlara alt yazı geçmek gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-429665245291752595?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/429665245291752595/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=429665245291752595&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/429665245291752595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/429665245291752595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/09/alt-yaz.html' title='alt yazı'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6869649589617377393</id><published>2009-09-24T20:36:00.000+03:00</published><updated>2009-09-24T20:49:52.920+03:00</updated><title type='text'>sonbahar ve huzur</title><content type='html'>fark ettim ki benim için huzur, uyum demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapmak istediklerim ve yapabileceklerim arasında bir uyum olduğunda... düşünce ve değerleri benimkilerle uyumlu insanlarla olduğumda... söylediği ile yaptığı uyumlu bir insan olabildiğimde... yani etrafımda ve içimde uyum hakim olduğunda, kendimi huzurlu hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu son zamanda, benim için sonbahar, huzur demek oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm yaz boyunca, güneşli ve cıvıl cıvıl bir dış dünya ile, buz gibi bir iç dünya arasında, bir tezatlık içinde yaşadım. tezatlıklar, uzun mesafede yoruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi ise sonbahar... sakinliği, kendi halindeliği özendiren şu günler ruhuma öyle uygun ki, aylar sonra içim ve dışım arasında bir uyum hissediyorum. doğa ile uyum içindeyim. o da benim gibi kendine dönüyor, kendini dinliyor, konuşmaktan çok düşünüyor. ona en çok hüzün kelimesini uygun görmüşler ama bu hep tebessümle karışık bir hüzün. şimdi anlıyorum çünkü sonbahar ve ben ilk kez bu kadar uyumluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aylar sonra dış dünya, iç dünyama ayak uyduruyor. ve fark ediyorum ki benim için huzur, uyum demek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6869649589617377393?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6869649589617377393/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6869649589617377393&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6869649589617377393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6869649589617377393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/09/sonbahar-ve-huzur.html' title='sonbahar ve huzur'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4449818058706924071</id><published>2009-09-01T18:52:00.003+03:00</published><updated>2009-09-01T19:57:17.811+03:00</updated><title type='text'>bu böyle...</title><content type='html'>Benim gibi derdini kendine saklayan biri için aşağıda yazdıklarımı başkalarının da okuyabileceği bir yerde paylaşmak pek olağan bir şey değil. Ama zor zamanlarımda bana en büyük desteği veren dostlarım, bu acıları daha önce yaşamış olanlardı. Ve işte yaşadıklarımı buraya not ettim. Olur da acıda olan biri bunları okursa, kendini yalnız hissetmesin. Ve buraya not ettim, çünkü insan unutuyor. Güzellikleri, mutlulukları unuttuğu gibi, nereden nereye geldiğini unutuyor. Geçmiş yıllarda bloga yazdıklarıma dönüp baktım. İlk pizza deneyimimden tut da, Stavanger’deki güzel retro dükkanına ve daha başka görüp yaşadıklarıma kadar bana hatırlattıkları için mutlu oldum. İyi ki not etmişim dedim, yoksa unuturdum. Eşyalarımı da bu yüzden seviyorum. Mavi renkli, ucu turuncu şeritli çay kupam, bana en güzel yıllarımı hatırlattığı için değerli. Zaman geçiyor ve elimizde yaşadıklarımız kalıyor. Onları unutmak ise insanı vefasız ve riyakar kılıyor. Bugünü yaşıyoruz diye dünü unutacaksak, boşa geçmiş sayılmaz mı zaman? İşte bu anımı da bu sebeple not ettim. Unutmayayım diye. Acıyı hatırlamak için değil, geçtiğim yolları hatırlamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hep yeni bir şeyler öğreniyor. Ama en önemlisi, iyiye ve güzele olan inancını yitirmemek. Çok şey öğrendim canım yanarken ve sonrasında. Ama inandıklarımı tümden yitirmiş değilim. Özümü yitirmedim çok şükür. Hala güzelliklere inanıyorum. Hala iyi günde kötü günde birbirinin elini bırakmamaya inanıyorum. Hala samimiyete inanıyorum. Ama samimiyet için bir güler yüzden çok daha fazlasının gerektiğini öğrendim. Ve her gülümseyişin samimi olmadığını öğrendim. Hayat hep yeni şeyler öğretiyor. Ve kim olduğumuz, biz o zor yollardan geçerken yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla ortaya çıkıyor, yani biz sınanırken. Anladım ki değer verdiğim, koşullarla inandıklarını değiştirenler değil, zor koşullarda pusulasını kaybetmeyenler. Ve doğru düzgün insanın pusulası her koşul altında güzel insan olmayı gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şeyi aşmış değilim. Her şeyi öğrenmiş hiç değilim. Hayat daha çok şaşırtacak çünkü hayat böyle. Ama gülümsemeyi unutmamak, kalbini birileri yüzünden karartmamak her şeyden daha önemli. Çünkü insan asıl o zaman yitiriyor. Elbette içimi her türlü olumsuz duygudan arındırmış değilim. Mutlu sonla bitmeyen filmlere kızdığım gibi, şimdi ona kızıyorum. Ama biliyorum da, her ne kadar acımız karşımızdakinin umursamazlığı ile büyüse de, Aşk’ta yazdığı gibi, “Hiçbir katil kurtulamamıştır kurbanın emanetini yüklenmekten” (sf: 39). Ve ben şu durumda ancak, vicdanımın hafifliği için kendi hesabıma şükredebilirim, bunun ne denli önemli olduğunu bilerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyde bir hayır var. O yüzden bunlar oldu diye çırpınmaya, telaşa, korkuya gerek yok. Sakinlik ve dinginlik daha güzel. Hem ne diyor: “Bir hüzün, bir saadet. Böyledir hayat. Hoş bir kararda, ahenk içinde, dengede” (Aşk, sf: 142).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün kendime yeni bir Fransız bere aldım. Soğuk günler için. Burada sonbahar çoktan geldi. Birazdan earl grey çayımı koyup, dün yaptığım ıslak kekten bir dilim kesicem. İyiyim, çok şükür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4449818058706924071?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4449818058706924071/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4449818058706924071&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4449818058706924071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4449818058706924071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/09/bu-boyle.html' title='bu böyle...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-8528530972939079373</id><published>2009-08-07T01:48:00.019+03:00</published><updated>2009-08-07T04:32:20.679+03:00</updated><title type='text'>Bitiş.</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Çok sıkı bir sezen aksu dinleyicisi değilim. Çok ağır gelirdi insanın içine işleyen sözleri. Ya da ben çok mutlu olduğumdan sözlerin derinliğini yakalayamazdım. Oysa şimdi yeni bir şarkısı, içimdeki duygulara tercüman oluyor. Şarkının adı, Pardon. Üst üste dinleyemiyorum ağır geliyor. Göğsümün orta yerine bir taş oturuyor, kaldıramıyorum. Şarkıdaki o gerçeklik zor geliyor. En yakınken en uzak olmak. Hayaller kurduğun, isminin baş harfini göğsüne kazıdığın adamla gün gelip, yabancı olmak. Değişimi kabullenmek her şeyi kolaylaştırır diyorlar. Oysa ben kabullenemiyor değilim. Aylar geçti. İçimi parçalayan zaten bunu kabullenmiş olmak. Depresif değilim. Yatak döşek değilim. Aylar geçti. En zor anları atlattım. Her bir yerimden tutan ailem, arkadaşlarım, dostlarım için şükrettim Allah’a. Bundan sonrası yokuş aşağı. Ve biliyorum, mantıklı düşündüğümde, aslında bunun benim için hayırlısı olduğunu, kendini uçuruma doğru sürükleyen bir adamdan istemeyerek de olsa kopuş olduğunu, belirsizliğin son bulduğunu biliyorum. ve en son olanların kabul edilecek tarafı olmadığını, hele öylesini hiç hak etmediğimi biliyorum. hepsini biliyorum. sadece aklımdaki tek soru, nasıl oldu da böyle oldu, en yakın sandığım nasıl düşman oldu. cevap bulamadığım, içimi yakan soru bu. Kalbim onarılmayacak şekilde parçalandı. bu böyle artık, dönüşü yok, hiçbir şeyin tamiri yok. artık direndiğim de yok. sadece ben, 10 yıl boyunca birikmiş bunca anıyı ve her ayrıntıyı bu denli hatırlarken, bunları şimdi nereye kaldırayım onu bilmiyorum. bitişler çirkin olunca o anıları taşımak olmuyor. Hiç düşünemeyeceğim, inanamayacağım şekilde oldu. Hani testi yere düşer bin parçaya ayrılır ya, öyle parçalandı içim. 10 yıl boyunca inandığım, sevdiğim, biriktirdiğim, üst üste koyduğum, topladığım, çarptığım, çoğalttığım, beklediğim her şey bin parçaya ayrıldı. Yok yapılacak bir şey. Biliyorum geçen her zamanla daha iyi olucam, biliyorum. ama bu iyileşmek mi? iyi oluyoruz çünkü unutuyoruz. Mutlu olduğumuz, güldüğümüz, hayatın sadece ikimizden ibaret olduğu anları, günleri, ayları, yılları unuttuğumuz için iyi oluyoruz. Geçmişimize yabancılaştığımız için iyi oluyoruz. Oysa en son telefonda kavga ederken bile sesini duyduğumda düşündüğüm, her şeye rağmen nasıl da bildik o ses. Kendimi evde hissettiren o ses. Hani güzel güzel hiç bir şey olmamış gibi konuşmaya başlasak garipsemicem çünkü benim için öylesine huzur demekti o ses.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;öylesine tanıdık, öylesine candan, öylesine ben. Ya da isminin email kutumda duruşu... o isme yazamayacağım, onunla paylaşamayacağım şey yoktu. ya da fotoğraflardaki halimiz... O işte o, sesiyle, ismiyle, cismiyle o... ne kadar yabancı, ne kadar düşman olabilir ki.. ama oluyor. kim bu diyorum. Kim bu konuşan, bunları söyleyen bu adam kim. sarsmak istiyorum, kendine gel, benim ben demek istiyorum. Ama olmuyor. Olmuyor. Öylesine yabancı. Öylesine başka. Kabullenmek diyorlar. Kabulleniyorum... Artık biz, biz değiliz. Yokuz. Sanki yüzünün her kıvrımını, sanki bin bir çeşit gülüşünü bilmiyormuşum gibi, sanki geceleri gördüğü kabuslardan benim adımı sayıklayarak uyanan o değilmiş gibi, sanki onca yıl bir olmamışız gibi, &lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;s&lt;/o:p&gt;anki tüm yollardan birlikte geçmemiş, sanki herkeslerden sıyrılıp sadece ikimize ait bir dünya ve bir dil kurmamış gibi, sanki hiç birbirimize sığınmamış, sanki hiç söz vermemiş, hiç hayal kurmamış gibi. Hiç sıkılmamış, sanki birlikte sıkılmaktan bile zevk almamış gibi. ne bileyim işte, hiç sevmemiş, özlememiş gibi. &lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Baş harfini göğsüne kazıdığınla şimdi yabancı olur gibi... &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;Her şey şarkıdaki gibi...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Pardon bakar mısınız, tanışmış mıydık? Sevmiş miydim ben sizi hiç, sevişmiş miydik? Pardon, daha önce konuşmuş muyduk? Yürüyüp çıkmazlarda yorulmuş muyduk? Yüzünüz ne kadar da aşina, Avucumun içine alıp öpmüş olabilirim. Gözünüz öyle uzak bakmasa sizi tanıdığıma yemin ederim. Pardon, bakar mısınız, adınız neydi sizin? Baş harfini göğsüme yazmış olabilirim. Pardon daha önce nerdeydiniz? Geçtiğiniz yollara düşmüş olabilirim.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Bundan iki ay öncesine kadar her gün rüyamda görüyordum onu. Her zamanki normal halimizle. Ve ben mutlu oluyordum onu gördüğüm için. Artık görmüyorum. Ayrılık, ölüm gibi. Hemen değil ama usulca çıkıyoruz hayatlarımızdan. Her şey geçiyor, gün oluyor unutuluyor... unutuluyor da, eksilmiyor muyuz? Her bitişle azalmıyor muyuz? Tertemiz bir şeyler ölmüyor mu içimizde? Körelmiyor muyuz? Bir daha inanılır mı biri “my endless love, my immortal beloved” dediğinde? Bunu yıllarca söylese bile. Biri bir söz verdiğinde yine inanmak mümkün olur mu, hem de samimi olsa bile? Bir daha biriyle hayaller kurulur mu, bir anda yıkılabileceğini bile bile? Kurulur diyorlar biliyorum da... Sapasağlam sandığın dünyanın yıkılabildiğini gördükten sonra, insan biriyle bir daha yeni bir dünya kurar mı? Yıkıldığında yıkılmayacağın bir dünyayı ise, kurmaya değer mi?&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Zahmet etmeyin. Cevabı biliyorum. Hata aşkta değildi. Aşkı tarif edişimizdeydi. Halbuki Cemal Süreya derdi ki: &lt;i style=""&gt;Kim istemez mutlu olmayı, ama mutsuzluğa da var mısın? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Ben vardım. O yokmuş. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Hepsi bu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-8528530972939079373?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/8528530972939079373/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=8528530972939079373&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8528530972939079373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8528530972939079373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/08/bitis.html' title='Bitiş.'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5066971875666110738</id><published>2009-07-18T23:28:00.002+03:00</published><updated>2009-07-19T01:55:49.172+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;ayrılığın en güzel yanı, kavuşma faslı. inşallah yine kavuşmak dileklerimle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kavuşuncaya dek, Dawson's Creek'ten şu sahne kalsın aklımızda. Dawson ve Joey, birlikte Age of Innocence (Masumiyet Çağı) filmini seyretmekteler. Dawson, film bitmeden televizyonu kapatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: Hey there, abrupt?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: I've had enough unrequited love for one evening, okay? It's... it's    too torturous.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: I wonder what sick part of me thrives on movies with these kinds of love    stories.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: The ones that end unhappily?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: No. The kinds that never really end. I mean, think about it. To continue    loving somebody even though there's no chance of that love ever thriving...    that's romance.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: That is tragedy.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: Not all love stories have a built in happy ending, Dawson.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: But why revel in the ones that don't?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: I'm sorry...sad stories are just more powerful... I prefer them.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: Well, then do you think that...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;(Dawson thinks. Joey looks at him.)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: Speak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: Do you think that that kind of a preference has an affect on your own    love story?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: It absolutely does.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: And that doesn't worry you?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: No. Because the effect is positive. It's movies like these that remind    me of how unmovable and powerful love can be.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: But they don't end happily. I mean, Daniel Day Lewis never gets Michelle    Pfeiffer.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: It's not their fault! It's just the circumstances.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;But what good is their love if it's not strong enough to overcome those    circumstances?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Because in spite of the circumstances... they never stop loving.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: So tell me, Joey Potter...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: Hmm?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Dawson: (sincerely) &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Will you always love me? No matter what the circumstances?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;(Joey smiles and kisses him.)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Joey: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;It doesn't matter. We get the happy ending.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SmJNQhxL5yI/AAAAAAAAAdk/ajbQBdlI95c/s1600-h/Eternal-Sunshine-04.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 216px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SmJNQhxL5yI/AAAAAAAAAdk/ajbQBdlI95c/s320/Eternal-Sunshine-04.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5359931452862228258" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5066971875666110738?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5066971875666110738/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5066971875666110738&amp;isPopup=true' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5066971875666110738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5066971875666110738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/07/doesnt-matter.html' title='...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SmJNQhxL5yI/AAAAAAAAAdk/ajbQBdlI95c/s72-c/Eternal-Sunshine-04.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3601523986588251276</id><published>2009-07-10T00:32:00.001+03:00</published><updated>2009-07-10T00:35:58.159+03:00</updated><title type='text'>Mottom</title><content type='html'>&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 10"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CUsers%5CDELL%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-language:EN-US;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:36.0pt; 	mso-footer-margin:36.0pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman";} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Hayat, basit oldu mu güzel. Aynı yeni mottom gibi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;b style=""&gt;Yanında iyi ve akıllı insanları bulundur. &lt;/b&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Çünkü iyi olmak tek başına yeterli değil. İyi kalpli olsa dahi salak insan, farkında olmadan seni de beraberinde boka sürükler. Salak insan göremez, algılayamaz, bataktan çıkamaz. Boku temizlemekse sana düşer. Keyfinden çalmakla kalır. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;      &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;Temizlik yapıyorum hayatımda. &lt;/o:p&gt;İyi ve akıllı insan diyorum. Bu kadar. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3601523986588251276?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3601523986588251276/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3601523986588251276&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3601523986588251276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3601523986588251276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/07/mottom.html' title='Mottom'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-213209267158809495</id><published>2009-06-26T14:47:00.003+03:00</published><updated>2009-06-26T15:02:58.245+03:00</updated><title type='text'>Aşk ve Gurur</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SkS43rvLzJI/AAAAAAAAAdc/5hZjHfE6ZBE/s1600-h/pride+and+prejudice.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 227px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SkS43rvLzJI/AAAAAAAAAdc/5hZjHfE6ZBE/s320/pride+and+prejudice.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351605523995937938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;okurken her defasında kendimi bir ayinin ortasındaymışım gibi hissederim. sadece güzel bir kitap okumanın verdiği keyif değil, çok daha başka şeyler var orada. Bay Darcy var bir kere, burnundan kıl aldırtmayan ama sevdiği kadının onuru ve iyiliği için yapmayacağı şey olmayan Bay Darcy. bunları yaparken de bas bas bağırmayan, teşekkür beklemeyen, görevini yapıp sessizce duran Bay Darcy. &lt;a href="http://tavsan.blogspot.com/"&gt;Tavşan&lt;/a&gt;, filmini yazmış geçen gün. Keira Knightley'nin oynadığı. ben de onun yazısına yorum bıraktım. sonra düşündüm, ben nasıl Aşk ve Gurur aşkım konusunda daha önce yazmadım. sonra dedim, şimdilik Tavşan'a bıraktığım yorumu koyayım buraya, sonra yazımı yazarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;dl id="comments-block"&gt;&lt;dt id="c5704908571179255261"&gt; &lt;img src="https://www.blogger.com/img/blank.gif" class="comment-icon blogger-comment" alt="Blogger" /&gt;  &lt;span dir="ltr"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491" rel="nofollow" onclick="window.open(this.href);return false;"&gt;müzi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;  dedi ki...&lt;/dt&gt;&lt;dd&gt;&lt;p&gt;tavşannn,&lt;br /&gt;bak kızma ama, :)), sen filmi beğendim dediğinde ve de colin firth'ten pek hazetmediğini söylediğinde, diziyi seyretmediğini aklımdan geçirmiştim. aslında haklısın, bu biraz haksızlık, film dizinin gölgesinde kalıyor ve kendi kriterleri içinde değerlendirilmiyor. ama konu Aşk ve Gurur (sen doğru tercümesini vermişsin tabi [Gurur ve Önyargı], ama bu da kalıplaşmış ya, sanki Aşk ve Gurur demeden olmuyor), ne diyordum, konu Aşk ve Gurur olduğunda çok katı kriterlerim var benim. o dizi öyle müthiş bir dizi ki, filmin yapılmasına hiç gerek yoktu. o diziyi ben hala kütüphaneden alıp izliyorum. kitabı 3 kez okudum, bu aralar yeniden okumaya başlarım. O benim başucu kitabım, en kıymetli hazinem..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bay Darcy meselesine gelince... benim ilk ve en uzun süreli aşkım... Bay Darcy demek Colin Firth demek, Colin Firth demek Bay Darcy demek. Hem de ben önce kitabı okumuş, sonra diziyi izlemiştim, ve Colin Firth gerçekten Bay Darcy idi. Başkası olmazdı, olamazdı. Bridget Jones'ta da Bay Darcy rolünde Colin Firth vardır, bilirsin. e bunun tek bir nedeni var... çünkü Bay Darcy demek Colin Firth demek :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;filme gelince... tüm bunların gölgesinde silindi gitti film. izlemiştim ama inan kafamda filme ait hiç bir özellik kalmadı. Aşk ve Gurur dedin mi, o konuda tek bir kitap ve tek bir dizi tanırım. tutucuyum bu konuda evet :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/dd&gt;&lt;/dl&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-213209267158809495?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/213209267158809495/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=213209267158809495&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/213209267158809495'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/213209267158809495'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/06/ask-ve-gurur.html' title='Aşk ve Gurur'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SkS43rvLzJI/AAAAAAAAAdc/5hZjHfE6ZBE/s72-c/pride+and+prejudice.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1558283096816564540</id><published>2009-06-12T21:54:00.004+03:00</published><updated>2009-06-12T23:09:30.413+03:00</updated><title type='text'>birey vs. toplum</title><content type='html'>biraz önce &lt;a href="http://sugibi.blogspot.com/"&gt;sugibi&lt;/a&gt;'yi okuyordum. anlattığı bir konuda içim ezildi. bir yakınının başına gelenlerden yola çıkarak aldatmak konusunu yazmış. kadın 9 aylık hamileyken, kocası başka birine aşık olduğunu ve boşanmak istediğini söylüyor. daha sonra da boşanılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk için her şey yapılır deriz ya, yok ya, aşk için her şey yapılmaz. şu yukarıda sözü geçen aşka zerre kadar saygı duymuyorum. bunun gibilerinin dilinde, insanın adiliğini örtmek için kullandığı bir laf olup çıkıyor aşk. aşk insanı yüceltir, ama bu gibilerini yerin dibine sokuyor. yaptığınız adiliğin adını aşk koymayın. adiyim deyin, aşağılık herifin, şerefsizin tekiyim deyin, ama aşığım o yüzden demeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de o adamla birlikte olmayı seçmiş kadın (metres) var tabi. kadınlar hayatta yeteri kadar haksızlığa uğruyor zaten. o yüzden kadınların birbirlerine arka çıkmaları gerektiğine inanıyorum. ama bu türler yüzünden utanıyorum kadınlığımdan. kadın demeyelim bunlara, arsız diyelim, rezil diyelim ama kadın demeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen gün konuşuyorduk. şu modernitenin getirdiği bireyselliğin ardından ahlak ve toplum değerlerinin önem kaybetmesi, aslında toplumu çok savunmasız bırakıyor. batı medeniyeti ile yaygınlaşan bireysel yaşam, "çünkü ben öyle istiyorum" cevabının yeterli olduğuna kanaat getiriyor. insan çıkarını her şeyden üstün görüyor. bunun akabinde sorumluluk, mantık ve yanlış-doğru gibi kavramlar değerini yitiriyor. "çünkü ben öyle istiyorum" cevabı başlı başına yeterli sayılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bireyselliğin kötü yanı, insanın arızalı bir varlık olduğunu hesaba katmaması. gazetelerin üçüncü sayfa haberleri, insanın hür iradesiyle kendine ve başkalarına yaptıklarını yazar. üçüncü sayfalar, insanın ne kadar zayıf/cani/aptal bir varlık olabildiğine dair en güzel kanıttır. zor hayat şartlarında düzgün kalabilmek güçlü bir kişilik gerektirir. işte toplumsal/ahlaki değerler de, insanın zayıflık gösterebileceği zor dönemlerde, insana kılavuzluk ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte modern toplum, bireyselliği öne çıkarıp toplum değerlerini kenara atarken, aslında kendi kolunu kesiyor. çünkü kendini istediği gibi davranmakta hür gören birey, yine kendi gibi düşünen ve değerlerden çok kendi bireysel çıkarlarına önem veren biri tarafından dolandırılabiliyor, aldatılabiliyor, kandırılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en başa dönecek olursak, hamile karısını terk eden adam ve evli adamı ayartan kadın, aynı şey başlarına geldiğinde, şikayet etme hakkına sahip değiller. çünkü karşılarındaki insanlar da aynen kendileri gibi,  kişisel istek ve ihtiyaçlarını herşeylerden üstün tutarak hareket ediyor olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da pek öğretici bir yazı oldu sanki... halbuki sırf sinirimden başlamıştım yazmaya...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1558283096816564540?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1558283096816564540/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1558283096816564540&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1558283096816564540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1558283096816564540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/06/birey-vs-toplum.html' title='birey vs. toplum'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-18776209690105971</id><published>2009-05-19T01:30:00.007+03:00</published><updated>2009-05-19T02:01:52.279+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>başka bir ben</title><content type='html'>bugünlerde bir başka biri olma isteği var içimde. eskiden hoş karşılamadığım ama bugün sahip olmak istediğim bazı karakter özellikleri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en basitinden patavatsız biri olmak var aklımda. dediğim nereye gider diye düşünmeden, aklımdan geçeni ölçüp biçmeden pat diye söylemek var. patavatsız kelimesi, aklından geçeni &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;pat &lt;/span&gt;diye söylemekten mi geliyor acaba. öyle olsa ne güzel olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra... biraz sağı solu belli olmayan insanlardan olup, insanları korkutayım. hani delidir bu, ilişmeyelim deriz ya birileri için, dediklerine karşı gelmeyiz ya da söyleyeceklerimizi önceden tartarız aman dikkat edelim delidir bu deriz. işte ben o deli olmak istiyorum. insanlar benle konuşurken önce bir düşünsün, öyle söylesin istiyorum. bilsinler, ben patavatsız ve deliyim, yeri gelirse kırarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra... umursamaz biri olayım. bir şey mi yaptım ya da söyledim, "söyledim kardeşim, içimden bu geldi, aklımdan bu geçti, bunu hak etti", deyip kestirip atayım ama sonra o konuyu kafamda hiiiç tartmamayım. vicdan muhasebesi yapmayayım. yapayım ve geçeyim, öyle umursamaz olayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra, fırıldaklığa varacak şekilde pembe gözlüklü olayım. mesela, yolunda gitmeyen şeyler olduğunda, işler planladığım gibi gitmediğinde, "yok aslında benim kafamdaki tam da bu şekliydi" diyeyim. ve o şekli hemen benimseyeyim. o olmadıysa bu diyeyim. olanı seveyim ve olmayan için dertler edinmeyeyim. kolay sileyim yani kafamdakini ve önümdekini de kolay benimseyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de şu basit yaşam var ya, onu başaracak kadar basitleştireyim düşüncelerimi. adil olmak ve haksızlık etmemek adına o kadar çok düşünüyorum ki ara tonları, halbuki siyah siyahtır, beyaz da beyaz diyeyim. iyi iyidir, kötü de kötü. ama'lar olmasın. bir de şuradan bak olmasın. buradan baktım ve bunu gördüm diyeyim. bitti tamam kes kafamı ütüleme diyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmaz, olunmaz diye bir şey yok. insan dener, bakar, hoşuna giderse benimser.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-18776209690105971?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/18776209690105971/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=18776209690105971&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/18776209690105971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/18776209690105971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/05/baska-bir-ben.html' title='başka bir ben'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4343944148428887134</id><published>2009-05-13T16:59:00.007+03:00</published><updated>2009-05-14T00:25:15.203+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>kavga etme sanatı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/Sgs6rialH_I/AAAAAAAAAdU/NWVnvCT05k0/s1600-h/kitten-fight.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 218px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/Sgs6rialH_I/AAAAAAAAAdU/NWVnvCT05k0/s320/kitten-fight.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335422703197560818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;kırılgan, alıngan insanları pek tutmam. hani laf edilmeyecek, hep gönlü hoş tutulacak, yüzüne bir şey söylenmeyecek ve söylendiğinde cevap vermek yerine küsüp, surat asacak, gurur yapacak, sessiz sedasız köşesine çekilecek türden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uyumsuzluktan da hoşlanmam. insan ne zaman diretmesi gerektiğini, ne zaman sırf karşısındakinin gönlü hoş olsun diye peki demesini de bilmeli. peki dersem pes etmiş olurum, kaybederim gibi gereksiz gururlara girmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kavgacı olmak güzel değil ama yeri geldi mi kavga etmesini de bileceksin. öyle kaçak dövüşür gibi laf aralarında ufak ufak sinir bozucu laflar sokuşturmayacak, istediğin kavgaysa adamakıllı kavga edeceksin. kavgadan kastım, bağırıp çağırmak istediğin o an gelip çattığında, söyleyeceksin derdini bağıra bağıra, o da cevap verecek sana yine bağıra çağıra. ama hakaret etmeyeceksin. bel altı vurmayacaksın. her işin bir raconu var, sen de öyle kavga edeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;makul bir süre sonra sinirler dindiğinde, kavga eden sanki sen değilmişsin gibi, "çay içer misin?" diyeceksin. o da "içerim" diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;surat asma uzamayacak. gurur yapmayacaksın. o kavga orada kalacak. kırılmayacaksın. gücenmeyeceksin. kin tutmayacaksın. anlaşmazlık hala geçmemiş, hala başka kulvarlardaysanız, yine konuşarak orta yolu bulmaya çalışacaksın. yine kavga edersen yine barışacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yoksa her çarpışmada kırılacaksan, köşene çekileceksen, küçük çocuklar gibi surat asacaksan, çekilmiyor. hiç.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4343944148428887134?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4343944148428887134/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4343944148428887134&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4343944148428887134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4343944148428887134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/05/kavga-etme-sanat.html' title='kavga etme sanatı'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/Sgs6rialH_I/AAAAAAAAAdU/NWVnvCT05k0/s72-c/kitten-fight.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3816442464984398289</id><published>2009-04-24T01:17:00.001+03:00</published><updated>2009-04-24T01:19:05.347+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hatira'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>yara izi</title><content type='html'>hande ile en büyük derdimiz, ikimiz de bisikletlerimiz üzerindeyken elele tutuşmak ve bir süre öyle gidebilmekti. ya onun ya da benim yüzümden bir türlü aynı hızı tutturamaz, istediğimiz kadar uzun süre gidemeden bırakmak zorunda kalırdık ellerimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine bisiklet üzerinde ki denemelerimizden birinde aynı hızı tutturamadık ve o dengesini kaybetti. ellerimizi bırakmamız gereken yerde elimi bırakmadı ve onunla birlikte ben de sürüklendim. kızmıştım çünkü elimi bıraksaydı ben düşmeyebilirdim. dizlerimdeki çocukluk hatırası yara izlerinden biri eksik kalabilirdi. ama olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen, elini tuttuğunuz kişi dengesini kaybedip düşebiliyor. ve düşerken sizi de beraberinde sürükleyebiliyor. canınız yanmış dizleriniz kanarken kızıp bağırıyorsunuz. benim de düşmeme neden oldun diye kızıyorsunuz. oysa yapmanız gereken nefesinizi bağırarak harcamak değil, yaranın üzerine üflemek. bir müddet sonra nefesiniz tükeniyor. o yüzden yara merhemini de bir yerlerden bulup getirmek ve paylaşmasını bilmek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her yara zamanla geçer ama siz izin vermez, kaşımaya devam ederseniz iyileşmiyor. önce kabuk tutması gerek. onu başka darbelerden korumak gerek çünkü en ufak bir darbede acıyor hatta yeniden kanıyor. yarayı iyileştirmek özen istiyor, sabır istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen izi kalıyor yaranın. ama iyidir yara izleri. estetiği bozmaz. tam aksine, hayatı boşa geçirmediğini, yaşadığını gösterir. "çocukken sokaklarda oynadım, düştüm ve kalktım ben" dersin böbürlenerek. dizindeki her yara izine bakarak, zamanında her biri için nasıl ağladığını, her birinin canını nasıl yaktığını, ama zamanla onlardan geriye şu artık acımayan izlerin kaldığını hatırlarsın. ve o izler olmasa unutacağın eski acılarını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dizimde bir sürü yara izi... hangisi hande'yle düşmemden kalma biliyorum. o gün canımın nasıl yandığını, ağladığımı hatırlayabiliyorum. izi burda. ama dokunsam acımaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3816442464984398289?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3816442464984398289/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3816442464984398289&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3816442464984398289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3816442464984398289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/04/yara-izi.html' title='yara izi'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-8601900646612006255</id><published>2009-04-20T17:50:00.000+03:00</published><updated>2009-04-20T17:52:46.681+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>fırtınadır geçer...</title><content type='html'>&lt;p&gt;deniz bazen süt liman, bazen dalgalı. hava bazen güneşli, bazen fırtınalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaptanın iyisi fırtınalı havada belli olur diyorlar. öyle. insanın asıl sınavı fırtınada, hatta suyun altında kaldığında başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanın asıl sınavı bu; kendini yıkarı çıkarmak için bir diğerinin batmasına neden olmak ya da olmamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen hemen çıkılmıyor su yüzeyine. çırpınmak, mücadele etmenin yerine geçmiyor. asıl mücadele, o fırtınada iyiye, güzele olan inancını kaybetmemek. asıl zor olan, inancını kaybetmeden beklemek. suyun kaldırma kuvvetine inanıp, beklemek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklemek boşa zaman harcamak değil. yeniden su yüzeyine çıkacağın anı beklerken etrafında ne olduğuna bakar, diğerlerinin suyun dibinde nasıl göründüğünü izler, gerçek renklerini görürsün. batmak bazen iyidir. hem sen yüzeye çıktığında dalga kıyıdaki pislikleri de alıp götürmüş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fırtına gelir, bildiğini sandığın her şeyi alır gider. değişmez dediğin değişir. bir varmış bir yokmuş misali, bir sabah uyanır ve dün inandığın şeylerin bugün yanında olmadığını görürsün. neye yarar dersin. kumdan kaleler misali, tek bir dalgada yıkılıyorsa, ne gerek var emek vermeye, zaman harcamaya dersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dersin... ama sonra bahar gelir, şöyle bir etrafına bakar ve görürsün ki hayatta değişmeyen şeyler de var. bak mesela eriğin ve şeftalinin dalları... bu sene de yine kış sonunda çiçek açtılar. bak, bazı şeyler hiç değişmiyor. sen de bekle, çiçeklerin açmasını bekle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fırtınadır, gelir geçer. fırtınada taşlar da oynar yerinden. ama hep yeni yerler bulurlar kendilerine. merak etme, hiç biri havada yersiz yurtsuz kalmaz. sen de unutma, gün gelir fırtına çıkabilir, suyun altında da kalabilirsin. ama sen hep suyun kaldırma kuvvetine inan. seni suyun altında bırakan dalganın, suyun yüzeyindeki pislikleri de alıp götüreceğine inan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve inanırsa insan kork ondan.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-8601900646612006255?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/8601900646612006255/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=8601900646612006255&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8601900646612006255'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8601900646612006255'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/04/frtnadr-gecer_20.html' title='fırtınadır geçer...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2020240060704053042</id><published>2009-04-14T18:25:00.000+03:00</published><updated>2009-04-14T17:26:39.378+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ondan bundan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Norvec'/><title type='text'>Norway... duuz pua</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;sarki: Alexander Rybak - Fairytale&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her yerde erovizyon. biz de belirleyelim favorimizi ki bir heyecan olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim erovizyona olan ilgim yurtdisi ile baslamisti. uzaklarda istiyorsun ki ulkenle ilgili bir sey begenilsin, takdir gorsun. sertab erener birinci oldugunda oyle sevinmistim ki, ertesi gun okulda tebrikleri toplarken hafiften gogsum kabariyordu, sanki ben kazanmisim gibi. sacma ama oyle iste...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sene benim favorim Norvec. cok eglenceli bir sarki. bir kere cocuk (Alexander Rybak) cok yetenekli. hani sahneye cok yakisiyor derler ya... sesi guzel, violini calisi guzel, mimikleri hareketleri guzel, sarki guzel, sozler guzel... daha ne olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2020240060704053042?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2020240060704053042/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2020240060704053042&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2020240060704053042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2020240060704053042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/04/norway-duuz-pua.html' title='Norway... duuz pua'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7149663853959133759</id><published>2009-04-07T04:11:00.001+03:00</published><updated>2009-04-12T02:01:01.870+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>tokat gibi bir film -  Revolutionary Road</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;sarki: Ink Spots - The Gypsy&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Revolutionary Road, insana sıkı bir tokat atan filmlerden. seveceğimi en başından biliyordum da bu kadar etkileyeceğini tahmin etmemiştim. konusu kısaca, hayat. olduğu gibi, çıkmazlarıyla, umutlarıyla, hayal kırıklığıyla, boşluğuyla ve çırpınışlarıyla hayat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün dertleri, yaşamak! kendilerini bir zamanlar hissetikleri gibi yeniden yaşıyor hissetmek isteyen evli bir çift. hayatın olağan sıradanlığından kurtulma çabaları, başka bir yerde, başka bir şey olma, başka bir hayatı yaşama umudu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatın boşluğunu dolduracak her ne ise onu, başka bir yerde arama çalışmasına girişiyor karı ve koca. istedikleri hayatı başka bir yerde bulmayı arzuluyorlar. planlar yapılıyor. ama hayatın önlerine çıkardığı engellere takılıp ya da cesaretsizliklerine yenilip, vazgeçmek zorunda kalıyorlar. biri gidemiyor, diğeri kalamıyor. ve içine saplanıp kaldıkları bu çıkmazda, birbirlerinin sonunu getirecek suçlamalar ve cezalandırmalar geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onların o çırpınışları öyle tanıdık, öyle olağan, öyle hayatın içinden bir şey ki... onlar mutluluğu başka bir yerde aradıkça kafamda dönüp duruyor sorular. neden yaşamak için hep buradan başka bir yere gitmek gerek? o arzulanan hayat neden burada, olduğumuz yerde yaşanamaz? hayatın bir yere varmaz yollarından kurtulmak için, bizi soktuğu sıkıcı dönemeçlerinden çıkmak için çözüm, başka bir yere gitmek midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve filmin (ve hayatın) asıl dileması: arzuladığın hayatı kovalamak omurgalı olmak mıdır, yoksa omurgalı olmak sorumluluklardan kaçmayıp onları sırtlayabilmek midir? doğrusu hangisi, ne pahasına olursa olsun arzuladıklarının peşinden koşmak mı, yoksa kendine ve yanındakine zarar verdiğini gördüğünde durabilmek mi? hayat önüne engeller çıkardığında kabul edip durmasını bilmeli mi, yoksa hep zorlamalı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;film bitiyor ama soruları bitmiyor... aklımda en çok kadın kahramanın tokat gibi repliği kalıyor: "sadece tekrar yaşama dönmemizi istemiştim. yıllardır ikimiz de dünyadaki en harika çift olduğumuz sırrını paylaşmıştık ... halbuki hiç bir zaman özel olmadık, kaderimizde yokmuş".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorun özel olmayı arzulamakla başlıyor belki... sanki film alttan alta, hepimiz özeliz, ama herkes kadar diyordu. sanki üstün olmadığını kabullenebildiğinde hayat daha yumuşak olur der gibiydi... vazgeçmek ve kabullenmek aynı şey değiller. ama aradaki farkı görmek de kolay değil. kabullenmek, kaybetmek değil. değil ama ne, bilmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7149663853959133759?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7149663853959133759/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7149663853959133759&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7149663853959133759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7149663853959133759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/04/tokat-gibi-bir-film-revolutionary-road.html' title='tokat gibi bir film -  Revolutionary Road'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2017013999803397173</id><published>2009-02-22T15:09:00.003+02:00</published><updated>2009-02-22T15:26:22.542+02:00</updated><title type='text'>hayat...</title><content type='html'>25 yaşında bir genç kız, araba çarpması sonucu hayatını kaybetti. Fransa'da 4 sene eğitim aldıktan sonra İstanbul'a dönmüştü. Nişanlıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin yanındaki fotoğrafta ne kadar güzel gülümsüyor. Kime gülümsüyordun, ne düşünüyordun o an? Ne hayallerin vardı acaba? Bilebilir miydin hayat böyle kısa olacak? Bilsen başka türlü yaşar mıydın? Neyi farklı yapardın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de dolu dolu yaşadın 25 yılını. Belki 25 yıla 40 senelik bir hayatı sığdırdın. Kimbilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O taksiden inip karşıdan karşıya geçtin. Sonrası yok. Yarın için planların neydi? Belki geç saatte kalkıp öğlene sarkan bir kahvaltı yapacaktın. Sohbet uzayacaktı, telefonlar başlayacaktı ve sen belki sinemaya gitmek için plan yapacaktın. Belki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat buralarda böyle kısa olur demek bile geçmiyor içimden. Ölüm için hep bir sebep var ne de olsa. Gelişmiş ülkeler ile gelişmemişler arasındaki fark, buralarda ölüm biraz daha basit oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat kısa, gönlünce yaşa da değil içimden geçen. Demek istediğim, hayat kısa. Yarının garantisi yok. Kırmadan, üzmeden, üzülmeden yaşa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2017013999803397173?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2017013999803397173/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2017013999803397173&amp;isPopup=true' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2017013999803397173'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2017013999803397173'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/02/hayat.html' title='hayat...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-9159308235552088186</id><published>2009-02-16T02:05:00.006+02:00</published><updated>2009-02-16T03:48:35.429+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mim'/><title type='text'>Mim - Tutunamayanlar, 161. sayfa, 5. cümle</title><content type='html'>&lt;a href="http://komplekssizelektra.blogspot.com/"&gt;Elektra &lt;/a&gt;ve &lt;a href="http://tavsan.blogspot.com/"&gt;Tavsan &lt;/a&gt;sobelemisler. en yakınımda duran kitabın 161. sayfasının 5. cümlesi sual olunmuş (sanki özellikle merak edilmiş gibi geldi kulağa, farkındayım, ama değiştirmeyeceğim çünkü sual olunmuş lafını ilk defa kullanıyorum ve pek bir hoşuma gitti).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en yakınımda, masamda duran kitap 138 sayfa. yatağımın yanında duran ve şu an okuduğum kitaba yöneliyorum. Oğuz Atay, Tutunamayanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu kitabı 10 sene önce doğumgünümde kuzenime hediye ettirmiştim. evet, zorla. o sene bana hediye alacaklara kolaylık olması için bir hediye listesi hazırlamış ve odamın kapısına asmıştım. şımarıklıktan değil, onlara kolaylık olsun diye, vallahi. kuzenim de o listeden bu kitabı seçmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunca sene geçti ve ben kitabı okumaya yeni başladım. tamamen salaklığımdan. neden salaklık  anlatayım. bir kitap okumaya ya da bir film izlemeye başlamadan önce küçük bir araştırma yapmayı severim. eser hakkında küçük ama önemli bilgileri edinmeye çalışırım ki okuduklarımı bu bilgiler ışığında doğru düzgün yorumlayabileyim. ilk başta fena fikir gibi görünmese de bazen kötü sonuçları olabiliyor bu davranışın. mesela, ister istemez başka insanların eleştirilerini de okuyor ve esere karşı önyargılar edinebiliyorsunuz. ya da işte esere yüklenen önemden dolayı onun dar vakitlerde değil de daha geniş ve rahat zamanlarda okunması gerektiği gibi çoğu zaman gereksiz fikirlere kapılıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutunamayanlar için de böyle bir hisse kapılmıştım. okuduğum yorumlar genellikle kitabın  karmaşıklığından bahsediyordu ve ben de bu kitabı okumayı daha geniş zamanlara ertelemiştim. e tabi bir ertelediniz mi gerisi gelir. araya başka kitaplar girer ve o kitabı kitaplığınızda unutursunuz. neyse sonunda kitabı elime aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;henüz başlardayım, 142. sayfada. ve kendime kızıyorum bu kitabı bu kadar ertelediğim için. çok zevk alıyorum okurken. Oğuz Atay'ın mizah gücünü de çok beğeniyorum. kitabı okurken gecenin sessizliğinde kıkırdamaya başladığım çok oluyor. özellikle Turgut ve Selim'in birbirlerine laf geçirişlerini zevkle okuyorum. bunun dışında Oğuz Atay'ın mühendis kimliğini de romana aktarışından büyük keyif alıyorum. teknik terimleri romana büyük bir ustalıkla yedirdiğini düşünüyorum. o, bu terimleri açıklarken, ben bunların gerçekten ne olduğunu merak ederek okurken daha bir dikkat kesiliyorum. Bir Bilim Adamının Romanı adlı kitabını da yine böyle okumuştum. hatta o kitaptan fotoelastisitenin ne olduğunu öğrenmiş ve bir sohbet sırasında fotoelastisite lafını kullanmakla kalmayıp açıklamasını da yaparak mühendis kocamı dumura uğratmıştım (bu nasıl bir sohbetti de ben hava atmak için fotoelastisite demiştim hiç hatırlamıyorum!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitabın 161. sayfasının 5. cümlesi ise şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her ne kadar Bela Bartok'un aynı biçimdeki arajmanlarını kendisine gösterdimse de, İznik Konseyi ile ilk Ortodoks-Katolik uyuşmazlığı dışında Hıristiyanlık Dünyasının çok sesli müziğin gelişiminde bir uyum sağlamış olması ve dillerinde birçok Türkçe kelime bulunan Macarların bile bu konuda bizden kaçınılmaz bir ayrılığa düşmesi, onun kuşkularını artırıyordu".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle bir başına durduğunda pek bir anlam ifade etmeyen bu cümle, Selim'in yazdığı mısralara neden 'türkü' değil de 'şarkı' dediğini açıklamak için yazılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://hadievegidelim.blogspot.com/"&gt;Calanon&lt;/a&gt; ve&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://suleozan.blogspot.com/"&gt;Şule'&lt;/a&gt;yi sobeleyerek mektubuma burada son veriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-9159308235552088186?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/9159308235552088186/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=9159308235552088186&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/9159308235552088186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/9159308235552088186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/02/mim-tutunamayanlar-161-sayfa-5-cumle.html' title='Mim - Tutunamayanlar, 161. sayfa, 5. cümle'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1209302969159297539</id><published>2009-02-08T00:58:00.007+02:00</published><updated>2009-04-01T02:57:34.224+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Güz Sancısı</title><content type='html'>bir insan nasıl yetiştirilir bilmiyorum. ne deneyimim ne de bu konuda okumuş etmişliğim var. bu konuda eğitimli değilsem de az biraz alaylı sayılırım herhalde, ne de olsa kendimi yetiştirmekle meşgulüm. yetiştim demiyorum aman sakın yanlış anlaşılmasın. ama en azından sorguluyorum hep içimde bir şeyleri. iyidir sorgulamak. pek rahat vermez bazen, hatta vicdan azabı da verir kimi zaman. ama o vicdan azabını duyarsızlığa yeğlemek gerek diye düşünürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavsan'ın bir önceki yazıya yorumunda fark ettim ki ben haber vermemişim İstanbul'da olduğumu. evet burdayım. yoksa nasıl seyrederdim Issız Adam'ı ve Güz Sancısı'nı? ne güzel zamana denk geldi burada oluşum. vizyonda güzel güzel filmler... güzel olanlar Türk filmi oldu mu daha da güzel oluyor. iyi ki sinemada izleyebildim diye düşündüm bu filmleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşıldığı üzere Güz Sancısı'nı da beğendim ben. film sonunda verilen fotoğrafları görmek için bile değerdi filmi izlemek. 6-7 Eylül olaylarının gerçek fotoğraflarını daha önce hiç görmemiştim. ayıpladım kendimi. neden görmedim diye düşündüm. benim cehaletim muhakkak da, bir ben miyim ilk defa gören, hani bazı şeyler halının altına gizlendiği için de görmemiş olabilir miyim diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güz Sancısı'nı bir film olarak çok güçlü bulmadım, ama Tomris Giritlioğlu'nun yakın tarihi bize öğretme/hatırlatma çabasına yine hayran kaldım. Hatırla Sevgili gibi bir diziye de imza atmış olan bu insan kendini vicdanen rahat hissedebilir ne güzel diye düşündüm. rahat hissedebilir çünkü sadece işini yapıp para kazanmıyor; bir şeyler yapıyor gerçekten. bir amacı, değeri, anlamı olan bir şeyler yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;filmi anlatmaya gerek yok. bildik konunun yanında karakterler var. benim için en önemlileri Behçet ve Suat'tı. farklı görüşte olan ve farklı kesimlerin yanında yer alan iki iyi arkadaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-7 Eylül olayları içindeki canavarlık filmin en can konusu ama benim takıldığım yer bir başka ayrıntıydı. Suat'ın ölüme gidişinde parmağı olan, en iyi arkadaşı öldüresiye dövülürken ve onun ismini bağırırken korku ve şok içinde kaçmayı seçen Behçet. filmin sonunda silkelenip kendine geliyor Behçet ama olan olmuş, giden gitmiş oluyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;film boyunca Behçet'in o zayıflığından sıyrılıp doğru şeyi yapmasını bekledim. doğru düşünce yanında yer almasını değil, ama doğru şeyi yapmasını. mesela nişanlısına, gönlünün bir başkasında olduğunu anlatabilmesini, anlatamıyorsa nişanlısını sevmeyi seçmesini... kendi yaptıklarını Suat'a anlatabilmesini, anlatamıyorsa da onun arkadaşı olmayı bırakmasını... yani film boyunca Behçet'in dürüst bir insan olmasını bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başta dediğim gibi, bir insan nasıl yetiştirilir bilmiyorum. bir anne-babanın çocuğuna illa ki öğretmesi gereken değerlerin başında ne gelir bilmiyorum. ama düşündüğümde, benim çocuğuma en önemli nasihatim, hangi koşullar altında olursa olsun, doğru düzgün bir insan olması olurdu. doğru düzgün olmadan kastım da insan çoğu zaman bilir yapması gerekenin ne olduğunu. gönülden geçen başka bir şey olsa dahi bilinir yapılması gereken nedir, doğru ve yanlış nedir... karşı konulması zor şartlar altında dahi doğru olmak nasıl davranmayı gerektirir, bilinir. kolay mı bunları başarabilmek, güçlü bir karakter gerekir. ama en azından bunun için hep çabalamasını salık verirdim çocuğuma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suat dövülürken Behçet aksi istikamete doğru koşmaya başlıyor ya, koşuyor koşuyor, sonra geri dönüyor, Suat yok. ah dedim Behçet, ya doğru düzgün bir adam olacaksın, ya da vicdansız olacaksın. hem zayıf karakterli olup hem de vicdan sahibi olmak çok boktan bir durum. yaşa şimdi bu vicdan azabıyla yaşayabilirsen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1209302969159297539?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1209302969159297539/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1209302969159297539&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1209302969159297539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1209302969159297539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/02/guz-sancs.html' title='Güz Sancısı'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6084697405114230586</id><published>2009-01-21T03:03:00.003+02:00</published><updated>2009-04-01T02:57:47.244+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>umuda yer yok</title><content type='html'>ilk siyah Amerika Başkanı'nın göreve başlayacağı ve bir çoğumuzun dünya gerçekten de değişiyor diye iyimser laflar ettiği günün hemen öncesinde, THY uçağında bir Amerikalı, uçaktaki Arap yolcuları görünce paniğe kapılıyor ve uçaktan iniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ayaklarımızı üstüne basıp da döndüğünü bile hissetmediğimiz bu dünyaya hiç yakışmıyoruz" diye yazmıştı bir kitabında Kürşat Başar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan var olduğu sürece dünya üzerinde ırkçılık ve düşmanlık bitmez. sadece düşmanın kimliği değişir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6084697405114230586?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6084697405114230586/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6084697405114230586&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6084697405114230586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6084697405114230586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/01/umuda-yer-yok.html' title='umuda yer yok'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4828467390156262599</id><published>2009-01-14T16:51:00.021+02:00</published><updated>2009-01-15T12:40:05.756+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>ıssız adam</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SW422sd4WEI/AAAAAAAAAc4/enn52YT7rPc/s1600-h/issiz+adam.Jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 134px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SW422sd4WEI/AAAAAAAAAc4/enn52YT7rPc/s200/issiz+adam.Jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291226925484234818" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;en nihayetinde izledim ve çok sevdim. belki beklentilerim biraz yüksekti ve film bunları tam anlamıyla karşılayamadı ama bu da filmin değil, filmi seyretmeden önce okuduğum onca gazete yazısının suçuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neydi mesela kafamda ufak tefek eksiklikler yaratan? bazı detaylar vardı ki (ya da yoktu ki) bunlar hikayenin gerçekliğinden götürdü. gerçeklikten kastım, filmdeki karakterleri idealize etme uğruna gerçeklikten ödün verilmesi. örneğin ben anlayamadım, Ada nasıl oluyor da çocuk kostümleri dikerek hem ev hem de dükkan kirasını ödeyebiliyor. ya da beyoğlu'nda ve giriş katında oturan bu kız geceleyin  perdelerini açıp pencere pervazında oturmuş kitap okuyorken nasıl oluyor da sokaktaki kalabak hiç laf atmadan uysal uysal akıp gidiyor. beyoğlu'nun gece kalabalığı öyle değildir çünkü. laf atar, sarkıntılık eder, insanı rahatsız eder. keşke etmese ama eder. hayatın böyle kusursuz gösterilmesiydi beni ara ara rahatsız eden. ama bunlar yine de filmin güzelliğini alıp götüremedi. kalbime dokunmasına engel olamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ada'yı oynayan Melis Birkan'ı çok beğendim. çok hoş bir kız ama kusursuz değil ve bunu çok sevdim. mükemmel bir yüzü yoktu, örneğin gıdısı çıkıyordu bazen, bazen ağzı hoş olmayacak şekilde kayıyordu. ama işte bu nedenlerden ötürü benim gözümde gerçek bir kız, gerçek bir karakter, gerçek bir sevgiliydi Ada. kusursuz olmayışı onu daha gerçek yapıyordu ve o gerçeklik kazandıkça ben onun güzelliğine daha bir inanabiliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;filmin konusu kısaca, Alper'in, güzel giden bir ilişkiyi berbat etmesiydi, değil mi? biz buna halk arasında 'rahat battı' da deriz. derdin ne diye soruyorsun. gerçekten, derdi neydi Alper'in?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. yazılanların çoğu, sorumluluktan kaçan erkek diye yorumladı Alper'i. Alper sorumluluklardan kaçarken aslında farkında olmadan hayattan kaçıyordu. mesela birilerinin en sevgili amcası olmak tamamdı, ama baba olma sorumluluğu fazlaydı. hayatı sorumluluklarıyla yaşamaktan kaçıyordu ve bunu yaparken asıl seçtiği, Ada'nın da söylediği gibi, hep başkalarının hayatından ödünç almaktı. bu ise aslında hayatın kenarında köşesinde kalmaktı. başkalarının çocuklarını gezdirmek, başkalarının çocuklarının fotoğraflarını duvara asmak gibi... Alper sorumluluklardan kaçarken aslında hayatı ıskalıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. işin içinde çokça bencillik de vardı. Alper, kendi hayatının en önemli öğesi olarak sadece ve sadece kendini seçiyordu. onun yapamadığı, kendisini kendinden başka birine, Ada'ya adamaktı. belki bir aşkın kalıcılığının en önemli noktası da bu. kendini sadece kendine adamak isteyen bir insan, gönüllü olarak ıssızlığı seçer. Alper, hayatında Ada'nın varlığının kalıcı olmasının, kendi benmerkezci hayatından vazgeçmek demek olduğunu biliyordu ve bunu yapamadı. ıssızlığı seçti. hani ingilizce'deki deyimle kendi başına bir ada olmayı seçti. ama işte kendi kendine bir hayat, Alper'in o son karşılaşmalarında içinden geçirdiği kadar olabiliyordu ancak. hep eksik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. ve yabancılaşma konusu. Alper ailesinin övünerek izlediği pek çok şey başarmış ama bu yolda  ilerlerken kendine farklılaşmış. Alper'in artık mükemmel bir evi, mükemmel bir işi ve mükemmel bir hayatı var ama belki telaşından belki de bunları elde ederken bazı değerleri yolda kaybettiğinden artık başka biri olmuş. annesini seviyor elbette ama annesinin ona hatırlattığı değerler artık ona o kadar uzak ki, annesinin varlığı bile bir yük yaratıyor onda. uzaktan annesini arayıp soracak ya da onun hesabına para yatıracak kadar düşünceli bir evlat, ama annesi evine kalmaya geldiğinde ruhu sıkışıyor. çünkü başka şeyler hatırlatıyor annesi ona. gerçekte kim olduğunu, nereden geldiğini. ve artık kendine ne kadar yabancı ki, çocukluk arkadaşının düğününde bir dakika bile duramıyor. utanıyor, sıkılıyor Alper. başka biri olmuş ve bir zamanlar olduğu kişiyi hatırlatan herkes onu huzursuz hissettiriyor. bundan ne tam anlamıyla kaçabiliyor, ne de aslında kaçmak istiyor. ama sıkışmış işte. çok zor be anne deyip duruyor. zor, çünkü içinden atamayacağı şeyleri inkar etmekle geçiriyor hayatı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. inkar etmek, huzursuzluk, tahammülsüzlük getiriyor. ne var işte bırak annen ayakkabılarını kapının yanında bırakıversin, mükemmel evinin havasını ne kadar bozabilir ki? ya da bırak masaya su dökülüversin. bırak biraz kusurlu olsun hayat. bırak çünkü sen ne kadar bırakmassan o, o kadar akamıyor işte. sen de boğuluyorsun, etrafındakiler de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herşey Alper'in kendi tercihi ama yine de için burkuluyor. Alper'e kızmak istiyorsun ama tam olarak kötü biri değil ya, oh olsun diyemiyorsun onun mutsuzluğu karşısında. ve Ada'nın insanın kalbine dokunan o son sözleri. onun sevgisi, geçen zamanı anlatırken ona sevgilim diye hitap etmesi, bilmiyordun ama sen hep kollarımdaydın, dizimdeydin derken ki şefkati. o sırada Alper'in sahip olduğu herşey, o mükemmel hayat tüm anlamını yitiriyor. yalnızken mükemmel bir hayatın ne önemi var ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzülüyorsun, vakit geç olmuş ya...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4828467390156262599?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4828467390156262599/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4828467390156262599&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4828467390156262599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4828467390156262599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2009/01/ssz-adam.html' title='ıssız adam'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_6UQC5dUuU0E/SW422sd4WEI/AAAAAAAAAc4/enn52YT7rPc/s72-c/issiz+adam.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4725038690257599586</id><published>2008-12-30T14:16:00.002+02:00</published><updated>2009-04-01T02:58:00.643+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>2009, beni yorma!</title><content type='html'>2008 yili icinde yapilacaklar listesi hazirlamistim. listede uzerini cizdiklerim de var, degil yapmak yanindan gecmediklerim de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni sene degisim getirecek. bunu gorebiliyorum. bu sefer onumde bir listem yok. ama ne istedigimi biliyorum. bu yuzden de huzurluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cok sukur arsiz insanlardan olmadim hic. onu bunu istiyorum deyip isteklerim olmadiginda etrafimdakileri rahatsiz etmedim. arsiz-ac insandir beni en cok rahatsiz eden. neye sahip olduguna degil de neye sahip olmadigina odaklanan ve hep isteyen... bir kimlik sahibi olmak icin surekli ugrasan, etrafiyla rekabet eden, didinen ama icini bos birakan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;su an Elvan Demirkan'in bir kitabini okuyorum. kitapta soruyor; "hayatinizda yapmak istediginiz degisiklikler icteki huzursuzlugunuzu ozgurluge mi donusturecek, yoksa surekli isteyen, doyumsuz egonuzu tatmin etmek icin mi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne kadar dogru bir soru. istekler bitmez. ama istedigin seyin neye hizmet edecegini bilmek cok onemli. egomu tatmin etmek icin diyorsan bunun cozumu arabayi degistirmek ya da daha buyuk bir eve tasinmak degil. ruh, gonul ya da kimlik, parayla satin alinanlarla dolmuyor. degisim evet lazim ama yaniltici bir ugrasa donustugu zaman sadece zaman ve para kaybi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"korkudan, hirstan, asilsizliktan sizi kurtarmayacak bir degisim tatmin etmez. ayrica degisim kendinize ve baskalarina daha sefkatli yaklasmaniza yol acmiyorsa sadece enerji kaybidir". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dilerim yeni yil guzel degisimler getirsin. hep iyilik guzellik istiyoruz da herseyin istedigimiz gibi olmasina olanak yok. muhakkak ufak tefek hayal kirikliklari yeni yilda, daha sonraki yillarda ve yasadigimiz surece olacak. onemli olan, bunlarin hayat kosullarindan kaynaklanan gecici mutsuzluklar oldugunu bilmek ve bunlarin altinda daha derinlerde bir yerde kendi ic huzurumuzu bu geciciliklerden ayird edebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dilerim kendimize yaptigimiz baskiyi hafiflettigimiz, daha hosgorulu, kendimizi ve sartlarimizi kabul edebildigimiz guzel bir yil olsun 2009.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4725038690257599586?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4725038690257599586/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4725038690257599586&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4725038690257599586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4725038690257599586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/12/2009-beni-yorma.html' title='2009, beni yorma!'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5853827659862687950</id><published>2008-12-25T14:06:00.004+02:00</published><updated>2009-04-01T02:58:00.643+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>soguk...</title><content type='html'>bazi bilimadamlari, yalnizlik ve usumek arasinda bir baglanti oldugunu savunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnizlik cekenleri ya da kendilerini yalniz hissedenleri, yalnizlik cekmeyenlerle ayni ortama koymuslar ve ayni kosullar altinda yalniz insanlarin usumeye daha meyilli olduklarini gozlemlemisler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de Lonely This Christmas sarkisi vardir, yine yalnizlik ve soguk iliskisi kuran.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bu Christmas yalniz gececek, yalniz ve soguk" diyen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Christmas tatili basladi bir yerlerde. dilerim kimse usumesin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5853827659862687950?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5853827659862687950/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5853827659862687950&amp;isPopup=true' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5853827659862687950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5853827659862687950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/12/soguk.html' title='soguk...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7784846303739642380</id><published>2008-12-08T12:32:00.004+02:00</published><updated>2009-04-01T02:58:24.078+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ondan bundan'/><title type='text'></title><content type='html'>sarkiyi degistireyim diyorum, ama elim gitmiyor.. her defasinda ne de guzel bagiriyor aysem diye dusunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugun guzel bir soz okudum ve gulumsedim. diyordu ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;                                           "Mevlana degilim. Adam olun oyle gelin"&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7784846303739642380?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7784846303739642380/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7784846303739642380&amp;isPopup=true' title='4 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7784846303739642380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7784846303739642380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/12/yeni-bir-sarki-koyayim-diyorum.html' title=''/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2413756231055764690</id><published>2008-11-28T12:02:00.008+02:00</published><updated>2009-08-07T00:57:23.182+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>bazen tek bir hareket yeter...</title><content type='html'>bazi seyler vardir, aradan ne kadar zaman gecerse gecsin, sevilmeye deger...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazi seyler vardir, tek bir sebepten sevmeye deger...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazi seyler vardir, kosullar nasil degisirse degissin, araya neler girerse girsin, kalbinde yer edinen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ornegin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;ortaokul ve lise arkadasim Beste; abimin zaturreden hastaneye yatirilacagi gunun sabahi ben sinifta aglarken hic bir sey sorup etmeden gelip boynuma simsiki sarildigi icin...&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Kirac; sirf, sevdigi kadina yazdigi sarkida, bagira bagira "Aysem Aysem Aysem... gurbetten donusum Aysem, yolun ecelimdir Aysem" diyebildigi icin...&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;abim, yere dokulen bezelyeleri sahiplendigi icin...&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;sirf bunlar tek basina yeterlidir birini sevmeye. aradan ne kadar zaman gecerse gecsin, bu anilari icinde tasirsin, cunku bir kere kalbine dokunmuslardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sizin de var mi boyle, tek bir hareketiyle, sonsuza dek kontrat imzaladiginiz insanlar?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2413756231055764690?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2413756231055764690/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2413756231055764690&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2413756231055764690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2413756231055764690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/11/bazen-tek-bir-hareket-yeter.html' title='bazen tek bir hareket yeter...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1425399605715355965</id><published>2008-11-18T10:52:00.002+02:00</published><updated>2009-04-01T02:58:49.399+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>CEM MUMCU'dan</title><content type='html'>"Sana yazsam okuyabilecek misin? Zihnin, binlercesiyle doluyken, benim sesimi içine alabilecek bir sessizlikte, bir an olsun durabilecek mi? İçimi görebilecek misin? Sana eksik olduğunu sürekli hatırlatan ama eksiğinin aslında ne olduğunu unutturan bu sahte cümbüşün ortasında, sahici bir ses ayırt edebilecek misin? Bazen o kadar derinden gelirken sesin, niye sonra yüzeye çıkıyorsun? Uzak kalıyorsun, küçük, cılız kalıyorsun. Belki korkuyorsun. Benden mi? Ya da diğerlerinden mi? Burada benimle olanın 'adı' yok biliyorsun. Üstüne düşecek çiy tanesinin soğukluğundan sorumluyum, bakışının kırılmasından, dudaklarına değen parmak uçlarından sorumluyum. Sense hâlâ tarifler yapıyorsun. Yapmasan keşke. Yapmasan... Bense gülüyorum, acıyla gülümsüyorum. Fark eder mi ki kim kime aşık? Kim kime dolaşık? Bu karmakarışık sarmaşık... Kökü bende, dalları sende, suyu bende, yaprakları sende... İstersen kesersin bıçak gibi bir sözünle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sen yine yalanlara kanacaksın. Bunu sırf korkundan yapacaksın. Sana korkmayı, sana savunmayı, sana kaçmayı, sana saklanmayı, sana hesabı, sana tedbiri salık verecekler çünkü biteviye. Bütün bunlar için daha fazla kendinden uzaklaşman, daha fazla yalnızlaşman gerekecek. O zaman daha da fazla bana ihtiyaç duyacaksın ama benim ben olduğuma hiç ikna olmayacaksın. Hep tamlığı arayacaksın yine. İnanmadan, emin olmadan arayıp duracaksın. Onu senin, bizzat 'kendi'nin, hemen şimdi yapmaktan başka şansın yokken, arayıp bulacağını umut edeceksin. Kaybetmekten korktukça, kaybetmekten korktuğun şeyler edineceksin. Hep daha çok kaybedecek şeyin olacak sahip oldukça. Daha da güçsüzleşeceksin... ... Sen bendeki eksiğine, ben sendeki noksanıma bu kadar muhtaçken ve bu bizi aç, bu bizi arzulu, bu bizi coşkulu kılarken; sen sonsuz bir tokluğa mahkum ederken bizi, yeniden aç olmayı özleyeceğiz. Ve sen başka bir eksiğin, ben başka bir noksanın peşine düşeceğiz belki de..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1425399605715355965?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1425399605715355965/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1425399605715355965&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1425399605715355965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1425399605715355965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/11/cem-mumcu-dan-tempo-dergisi-sana-yazsam.html' title='&lt;span style=&quot;font-style:italic;&quot;&gt;&lt;span style=&quot;font-style:italic;&quot;&gt;CEM MUMCU&lt;/span&gt;&apos;dan'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2139840742903046359</id><published>2008-11-08T18:54:00.000+02:00</published><updated>2009-04-01T02:58:49.399+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>Mutluluk</title><content type='html'>Televizyonda CSI'yi seyrediyorduk. universiteli ya da is guc sahibi bir grup genc, toplanip ara sokaklarda yakaladiklari insanlari dovuyorlar. iclerinden oyle geldigi icin. Bunu yaparken de vicdanlari rahat. Cunku gunumuz toplumunun bize asiladigi, hayati gonlumuzce, icimizden o an geldigi gibi sorgulamadan yasamak ve davranislarimizdan pismanlik duymamak. Sadece yasamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gonlunden geldigi gibi yasamakla gelir mi mutluluk? Alain de Botton'un karakterlerinden Alice, mutlulugu, bir acinin yoklugu olarak tanimlar. bu mutlulugun biraz karamsar bir tanimi. cunku pekala mutluluk bir hazzin varligi da olabilir. bu haz kisa sureli birsey de olabilir, mesela bir cikolata boyunca suren haz; daha uzun sureli de olabilir, sevdiklerinizle birlikte olmaktan duydugunuz haz. ikisi de birbirinden cok farkli haz kaynaklari, ikisinin de sebep oldugu mutluluk farkli. biri anlik bir mutluluk, digeri ise daha uzun sureli bir mutluluk getirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanin her istedigi seye sahip olmasi ya da her istedigini yapabilmesi midir mutluluk? Bunlarla alakalidir ama butunuyle bunlarla ilgili olamaz. seni mutlu edecek bir seye sahip olmak icin gece gunduz calisirsin ve hayat o an cilekestir. onu elde edersin ve o an hayat guzel olur... ta ki sen o seye alisincaya ve bir sure sonra o da digerleri gibi oluncaya kadar. ve bundan sonra yine mutlu olabilmek icin yeni bir oyuncaga ihtiyac duyarsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat anlardan olusan bir butunse sayet, mutluluk dedigimiz sey ’su ana’ sigdirilacak kadar sig olabilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat sadece su an degildir cunku gecmis yok olup gitmez. Zihnimizde kalir, anilarda, fotograf albumlerinde kalir, dost sohbetlerinde, aile meclislerinde sandiktan cikarilip tekrar tekrar anlatilir. Bu hikayelerin ve gelecek hayallerinin butunudur hayat. bir dostla muhabbeti guzel kilan, yillar yillar oncesine dayanan anilarin ortaya cikarilip konusulmasi, ve o gunku coskunun yeniden yasanabilmesidir. 50 yildir ayni yastiga bas koyan bir ciftin muhabbetininin derinligi, paylastiklari hayatta pek cok seye birlikte gogus germis olmalari ve simdi birlikte hatirlayacak cok seyleri olmasidir. aci anilari hatirlarken bile 'ne gunler gecirdik' diyebilmektir. benim icin bu lafi edebilmek bile bir mutluluk kaynagidir. hatta bu tur bir mutlulugun guzel bir anlami vardir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de yanlis olan, mutlulugu bu denli hayatin merkezine oturtmak. Yok, bu yanlis oldu. Soyle duzelteyim. Belki, mutluluk disindaki duygulari bu denli dislamaktir yanlis olan. Bunca duygu varken (sevgi, nefret, ask, uzuntu, huzur, sevkat, aci, endise, minnet, vefa, hayalkirikligi, kuskunluk, dusmanlik, kiskanclik...), hayati sirf zevk almak ve mutlulukla kisitlamaya calismaktir belki bizi mutsuz eden. Cunku hayat bunlardan yalnizca biri olamayacak kadar komplike, surprizlerle dolu ve degisken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildigimiz tek sey mutlulugun, acinin ve tum diger duygularin sonsuz olmadigi ise, o zaman belki de dogrusu insana dair ne kadar duygu varsa kabul edebilmektir. Yeri geldi mi sevinci, yeri geldi mi aciyi, endiseyi kabul etmeyi bilmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiliniz, cocugunuz, anne-babaniz, dostlariniz icin endiselenirken, ’hayatimda, onlar icin endiselenecek kadar sevdigim insanlar var, cok sukur' diyebilmektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soylemesi yapmasindan kolay, biliyorum. mukemmel olmayanin (sisman, cirkin, selulitli, dar butceli, kemerli burunlu, kisa boylu vs.) hor goruldugu bugun, mutlu olmak zor. iste tam da bu yuzden, mutluluk orada burada, sunda bunda, disarida bir yerde degil. icimizde, tavirlarimizdadir. mutluluk hayata bakis acimizdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cagan irmak'in Issiz Adam'i gosterime girmis bugun. fragmanini izledim. heyecanla bekliyorum izleyebilecegim gunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.........&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neden mi bu kadar ara verdim yazmaya? mutsuzdum. henuz gecmedi. ama toparlarim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2139840742903046359?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2139840742903046359/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2139840742903046359&amp;isPopup=true' title='16 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2139840742903046359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2139840742903046359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/09/mutluluk.html' title='Mutluluk'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1100629151522362032</id><published>2008-09-12T11:04:00.007+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>gunun anlam ve onemine dair...</title><content type='html'>biz hic de geleneksek kaliplara uyan bir kari-koca olmadik. bu iyi ya da kotu bilemiyorum, ama seviyoruz biz, bize verilen kaliplara gore degil de icinde bulundugumuz kosullara gore yasamayi. bir de her zaman elde degil ki, sartlar neyi gerektiriyorsa onu yasiyorsun iste. bu yuzden zaman gelir, ozellikle de yabanci bir ulkede yasiyor olmamizdan, fazla yapisik oluruz, ama zaman gelir ayri kalmak, ayri ayri yolculuk etmek zorunda kaliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan birini sevdigini, en cok ondan ayri kalinca anliyor. etrafin sessizligi, koltugun bos olusu, masadaki tek tabak feci can acitir. ve iste o an, ona kizdigin tum zamanlar, uzerine kavga ettiginiz her sey, onu kirmana sebep her sey onemini yitirir. onun yoklugu ogretir insana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgilinin yoklugunu benim icin en gercek cemal sureya anlatir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sevgilim, ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim &lt;br /&gt;elimde uçuk mavi bir kalem, cebimde iki paket sigara &lt;br /&gt;hayatımız geçiyor gözlerimin önünden &lt;br /&gt;çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz &lt;br /&gt;'ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz'&lt;br /&gt;çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere &lt;br /&gt;o gülün yüzü gülmüyor sensiz &lt;br /&gt;o köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı &lt;br /&gt;hepten hüzünlü bu günlerde &lt;br /&gt;gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye &lt;br /&gt;masada tabaklar neşesiz &lt;br /&gt;koridor ıssız &lt;br /&gt;banyoda havlular yalnız &lt;br /&gt;mutfak dersen, derbeder ve pis &lt;br /&gt;çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş &lt;br /&gt;vantilatör soluksuz &lt;br /&gt;halılar tozlu &lt;br /&gt;giysilerim gardropda ve şurda burda &lt;br /&gt;memo'nun oyuncak sepeti uykularda &lt;br /&gt;mavi gece lambası hevessiz &lt;br /&gt;kapı diyor ki, "açın beni, kapayın beni"&lt;br /&gt;perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi &lt;br /&gt;radyo desen sessiz &lt;br /&gt;tabure sandalyalardan çekiniyor &lt;br /&gt;küçük oda karanlık ve ıssız &lt;br /&gt;her şey seni bekliyor, her şey gelmeni &lt;br /&gt;içeri girmeni &lt;br /&gt;senin elinin değmesini &lt;br /&gt;gözünün dokunmasını &lt;br /&gt;ve her şey tekrarlıyor &lt;br /&gt;seni nice sevdiğimi.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yukaridaki 'ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz' dizesi, benim icin, ayri kalmanin en zor nedenidir. 'o simdi burada olsaydi soyle derdi' dusuncesidir ayriligi zor kilan. anilar/yasanmisliklardir ayriligi zorlastiran. ve yine anilar, birlikte gecirilen zamanlarin guzelligidir, sevgiyi percinleyen. bu nedenle anilar ve gecmis degerlidir benim icin. cemal sureya'nin baska bir siirde soylediklerini de en cok bu yuzden begenirim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;aşkı anılar besliyor düşler kadar&lt;br /&gt;bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır&lt;br /&gt;sevgi eskidikçe sevgi.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birlikte gecirdigimiz senelerin tum anilarini ve seni cok seviyorum sevgilim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1100629151522362032?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1100629151522362032/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1100629151522362032&amp;isPopup=true' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1100629151522362032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1100629151522362032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/09/gunun-anlam-ve-onemine-dair.html' title='gunun anlam ve onemine dair...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2255375136340731805</id><published>2008-09-07T16:08:00.005+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'></title><content type='html'>Turk kahvesi, incir kurusu, lokum, knorr'un yoresel Turk corbalari, Orhan Pamuk kitaplari ile dolu bavulum ve bronzlasmis tenimle geri doneli tam 10 gun oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gitmeden once 'fazla uzun bir tatil plani oldu bu' gibi endiseler vardi, evet. donus yolunda ise 'Ramazan ve bayram tatili boyunca da kalsa miydim' gibi acabalarla doluydu aklim, gozyasi akmaya hazir beklerken gozlerimde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ogle vaktine dek suren uzun kahvaltilar, gec kahvaltilardan dolayi 12'lere aksayan 11 kahveleri, deniz-gunes-kum, poyraz-lodos, kavun-karpuz, ay cekirdegi, haslanmis misir, ancak gunes battiktan sonra icilen taze cay... koca bir tatilin ozeti bu iste.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gunler sayili olunca o koca 50 gun, ayni 15 gunluk tatillerin agizda biraktigi yarim bir tadla bitti. 20 gunu Istanbul'da, geri kalani ise kuzey Ege'de gecti. Istanbul'da gecirdigim gunler tatilin basi ve sonu olmak uzere ikiye bolununce, ne sehrin trafiginden, ne kesmekesinden, ne de sicagindan bunalmaya vakit kaldi. kalabaliklarin icine de pek dalmadigimi bilerek okuyun su soyleyecegimi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;memleket pek bir guzel arkadas. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fondaki Ezginin Gunlugu'ne ait sarki oyle demese de, pek sevdigim bir sarkidir. gurbet sarkisi oldugundan da duruma uygundur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2255375136340731805?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2255375136340731805/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2255375136340731805&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2255375136340731805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2255375136340731805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/09/turk-kahvesi-incir-kurusu-lokum-knorrun.html' title=''/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4191518153528585696</id><published>2008-07-19T02:35:00.002+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'></title><content type='html'>icinden gemiler gecen sehirde &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun kahvaltilarin, sen sakrak sohbetlerin ve kirazin dibine vuruyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;icim disim kiraz. hayat ne zor be more...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4191518153528585696?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4191518153528585696/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4191518153528585696&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4191518153528585696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4191518153528585696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/07/icinden-gemiler-gecen-sehirde-uzun.html' title=''/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5866904087360725672</id><published>2008-07-08T14:36:00.005+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>mekan degisikligi</title><content type='html'>sevgili blog, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben istanbul'a gidiyorum :))))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatile gidiyorum demeye dilim varmiyor cunku gittigim yere kitaplarimi, notlarimi da goturuyorum. hala hazirlamakla mesgul oldugum bavulumun yarisi kitaplar ve kagitlarla dolu. orada calisabilecegimi dusunerek oldukca hayalperest biri gibi gorundugumun farkindayim. hatta ben bunu daha onceleri de denedim ve ancak ajdar'in muzik hayatinda elde ettigi basari kadar basarili oldum. ama yok bu sefer gercekten calismam gerek. annem pek hoslanmayacak bu durumdan ama kimse kusura bakmasin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yolculuk oncesi sendromu sIkca olur bende sevgili blog, su an oldugu gibi. biletimi aldigim sirada herkesi cok ozlemistim ve tatil suresini olabildigince uzun tutmaya calismistim. ama simdi daha farkli bir ruh hali icindeyim ve ben ne halt ettim diye hayiflaniyorum. su an agir basan duygu, ayrilik huznu. ben ne zaman bir mekandan ayrilmak uzere olsam (1 hafta gibi kisa bir sureligine bile olsa), o mekana daha bir baglanirim. su an evime, calisma masama, kutuphaneme, bahceme bakiyorum ve onlari birakiyor oldugum icin huzunleniyorum (feci baglanirim ben). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama ayni duygulari buraya donmek uzere istanbul'dan ayrilirken de yasayacagim, adim gibi biliyorum. oradaki herseye, herkese yeniden oyle bir alisacagim ki, birakip gelmek istemeyecegim. neyse ki bu durum sadece yolculuk oncesi surer. gidecegim yere bir vardim mi, alisirim herseye. gunesi gorup gunese tapma, ayi gorup aya tapma deyisi vardir, aradaki baglantiyi kurmussundur umarim sevgili blog. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatil suresince simdilik ufukta bir dugun, ankara'ya bir is ve bir canarkadas ziyareti, istanbul'da bolca kosusturmaca ve hepsinin ardindan denizi guzel bir yerde ders calisma cabalari gorunuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatil cok yorucu gececek sevgili blog. aklima gelmisken, vitamin haplarini da koyalim bavula.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5866904087360725672?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5866904087360725672/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5866904087360725672&amp;isPopup=true' title='12 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5866904087360725672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5866904087360725672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/07/mekan-degisikligi.html' title='mekan degisikligi'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5990985377062253843</id><published>2008-06-30T02:09:00.010+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.952+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>nerede kalmistik?</title><content type='html'>evime dondum. okul ziyareti iyi gecti. hatta oyle iyi gecti ki uzerime bir rahatlik geldi, ki gelmemesi gerekir. benim yaz-maz demeden ayni tempoda ders calismam gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avrupa kupasi iyi oyaladi bizi. son macimizi burada, norvec'te izledim. ingiltere'den ayrilirken, maclari birlikte seyrettigim (ve son iki yazida bahsettigim) grubumuz benim zinciri kirdigimi, bunun bizim takim icin iyi olmayabilecegini soyluyordu. yarattigimiz ucube inanclarin takima sans getirdigine o kadar inanmistik ki, benim de icimde bir burukluk olusmustu, turnuva bitmeden donuyor oldugum icin. ve burada seyrettigim ilk macta yenilince biz, kendimi oldukca kotu hissettim. benim yuzumden kaybettigimizi dusunmuyorum tabi, o kadar manyak degilim cok sukur. ama acaba ingiltere'deki arkadas grubumla birlikte seyretseydim sonuc farkli olur muydu diye icimden gecirmiyor degilim (belki de o kadar manyagimdir, bilemiyorum). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avrupa kupasi davasi iyi oyalamis, hayatimiza renk katmisti. ne guzel bir ortamdi, degil mi? yarattigi o birliktelik duygusu... uzak ya da yakinken bile bir yerlerde birileriyle tek yurek oldugunu hissetmek, ayni seyi istemek, ayni sey icin sevinmek... bir yerlerde koklerinin oldugunu hissetmek. bir yere ait hissetmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oyle ince cizgi ki aradaki: birincisi, bir yere ait hissetmek ve aidiyetini sevmek. ikincisi, bir yere ait hissetmek ve aidiyetinle gurur duyup kendini digerlerinden ustun gormek. ikisi de birbirinden dunyalar kadar fakli ama bir o kadar kolay karistirilabilir duygular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu konulara daha derinlemesine girme niyetim var ama benim simdi onu bunu birakip ders programima geri donmem gerekiyor. ama bu guzel havalarda oyle zor ki... yani gidip mutfaga manti acmaya bile niyetim var, sirf dersi ertelemek icin. o kadar yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de Sansévérino calarken kafayi toplayabilmek ne mumkun. insanin icinden sadece kalkip dans edesi geliyor. dylala lalalalala...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5990985377062253843?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5990985377062253843/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5990985377062253843&amp;isPopup=true' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5990985377062253843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5990985377062253843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/06/nerede-kalmistik.html' title='nerede kalmistik?'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6858956780126501769</id><published>2008-06-21T16:40:00.010+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.953+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>kirmiziiii...</title><content type='html'>hocalarimla gorusmek icin geldigim okulumda gunlerimiz futbolla gecer oldu. bir onceki yaziyi da dusununce futbol yazari gibi hissediyorum kendimi. ama yasadiklarimiz her gun yasanan seyler degil ve benim icimden baska bir seyden bahsetmek gelmiyor. universite doneminde 'spor yazarligi' dersimiz vardi ve ben bu dersin hep gereksiz oldugunu dusunurdum, en azindan benim icin. nereden bileyim gunun birinde futbol yazari da olacagimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hirvatistan macini yine kampuste izledik, ayni kadro ile: 3 Turk kizi ve etrafinda Yunan, Italyan, Sloven arkadaslar, ve karsi taraf, ve tarafsiz olan ingiliz cogunluk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soylemeye gerek var mi, yine muthis bir gece gecirdik. mac boyunca tezahuratlarimiz dinmedi. bir gun onceden Sloven arkadasa da ogretmis ve provasini yapmistik. biz kirmizi deyince o 'beyaz', biz en buyuk deyince o 'Turkiye' diye bagiriyordu. ilk baslarda beyaz yerine beyaaat diye bagiriyordu, ama sonra sonra ogrendi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir sure sonra Yunan arkadaslar da eslik edebiliyorlardi, dillerinin dondugunce. ayrica onlar da 'Turkey' diye degil de, bizim gibi 'Turkiye' diye bagirmaya basladilar. hele bir tanesi oyle bir atesli taraftar olup cikti ki, bizim oyunculara faul yapildiginda ve hakem gormezden geldiginde o da ayaga kalkip hakeme bagiriyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kesinlikle etrafimizdakilere bulasan bir enerjimiz var. sanirim en onemlisi, biz isi hic milliyetcilik boyutlarina tasimiyoruz. bayrak olsa da yanimizda, o bayrak elden ele dolasiyor, Sloven arkadas da takiyor. isi Turkluge vardirmadigimiz icin, amacin eglence oldugunu unutmadigimiz icin, ve gol yedikten az sonra da toparlanip gulebildigimiz icin, digerleri de katilabiliyor bizim eglencemize. Yunan arkadaslarin sevincimize ortak olmasi da bu sekilde oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;120. dakikanin ve penaltilarin sonunda hepimiz sevgi yumagi olmus, havalarda zipliyor, cigliklar atiyorduk. en atesli Yunan arkadasimiz almis Turk bayragini, elinde salliyordu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eve geldigimizde benim ses kisilmisti. ve hepimiz, sanki sahada 2 saat boyunca biz kosmusuz gibi yorgunduk. sabah uyandik, yan odadan bir ses: kirmiziiii. biz cevap verdik: beyaaaaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6858956780126501769?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6858956780126501769/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6858956780126501769&amp;isPopup=true' title='10 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6858956780126501769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6858956780126501769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/06/kirmiziiii.html' title='kirmiziiii...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-8356497494897936529</id><published>2008-06-16T20:07:00.009+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.953+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>yaban ellerde Turkiye cigliklari*</title><content type='html'>2 haftadir evden uzaklardayim yine. okuldayim. benim okulum baska bir ulkede. cogunlukla kendi basima calisiyor, yilin onemli donemlerinde hocalarimla bulusmaya geliyorum okula.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avrupa kupasi basladigindan beri maclari buradaki Turk arkadaslarimla birlikte takip ediyoruz. dunku Turkiye-Cek Cumhuriyeti macini da 3 Turk kizi, kampusun icindeki cafe/pub karisimi yerde, cogunlugu ingiliz, yunan ve italyan olan, karisik bir seyirci toplulugu ile birlikte izledik. etrafimizda bizim arkadasimiz olduklarindan Turkiye'yi destekleyen bir kac kisi de vardi ama seyircinin cogunlugu tarafsizdi ve mac izlemeye gelmisti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mac bizim acimizdan heyecansiz basladi. Cekler ilk gollerini atinca aramizda kimlerin Cek vatandasi oldugunu da gormus olduk. Sadece bir kisi idi, ve etrafinda cekli olmayan arkadaslari vardi. biz arada bir heyecanlanip bagiriyor olsak da, o, maci gayet sessiz sakin izliyor, sadece gollerde ayaga kalkip uzun uzun alkisliyordu takimini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-0'dan sonra bizde moraller bozuldu. bir kac degisiklik yapalim, sansimizi dondurelim dedik (insan bu gibi durumlarda batil inanclara siginiyor). onceki gun ogrenmistik ki, takim bayragini eger bir yabanci giyerse takima sans getirirmis. ikinci yarinin ortalarina dogru bayragi uzerimizden cikarip slovenyali bir arkadasa giydirdik. o bayragi giyer giymez takim buyuk bir gol pozisyonu kacirdi, biz bunu iyiye isaret saydik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dakikalar geciyor ve biz ah-vah, gitti-mitti derken, ilk golumuz geldi. 3 Turk havalara sicramis, sanki maci almisiz gibi bagrisip kucaklasiyorduk. bir daha gol atar miyiz belli olmaz, o yuzden iyi sevinmek gerekti bu gole. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mac sirasinda 'bi daha, bi daha' tezahurati yapiyorken biz, arkadaki ingiliz kizlar 'bida' ne demek diye sormuslar diger arkadasa. tahmin ediyorum epey bir Turkce kelime kapmislardir dun geceden. neyse, derken ikinci gol gelmez mi? iste burada deliye donduk. ama bagiran sadece bizler degildik. macin kazandigi heyecandan dolayi pub'daki herkes gaza gelmis alkisliyordu. tam mac uzatmaya gidecek, neyse simdilik kurtardik diyorken ucuncu gol geldi ve burada bizde ipler koptu. sevgi yumagi olmus cigliklar atiyorduk. pub'in genelinde cilginca bir hava vardi. cekli arkadasa baktim, kafasini ellerinin ve dizlerinin arasina almis oturuyordu. uzulecek halim yoktu. alti ustu futbol iste...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama mac boyle bitmedi, biliyorsunuz. biz uzatma dakikalarinin gecmesini bekliyorken, kalecimiz Volkan'in cok yaratici bir hareketiyle soklara girdik. 'nasil, niye yapar' diye agzimiz acik aval aval ekrana bakiyorken, Tuncay'in, kendisinden bir hayli iri olan Volkan'in formasini giymis ve formanin icinde kaybolmus halini gorunce biraz gulduk. guluyoruz ama yuregimiz agzimizda. 'olur mu, atarlar mi simdi Tuncay'a bir gol, aman top kaleye gelmesin' cigliklari icinde bitti mac. mac bitti ama milletin dagilmasi bir yarim saati aldi. cunku konusacak cok sey vardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne macti ama! ve biz 3 Turk, epey bir inletmisiz pub'i. oyle dedi arkadaslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bayragi giyip bize sans getiren yabanci arkadas mi? Hirvatistan'la yapacagimiz macta onlari destekleyecekmis, su Dogu Avrupalilar arasindaki dayanismadan dolayi. ne yapacagiz bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;* boyle bir baslik atacagimi ruyamda gorsem inanmazdim. &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-8356497494897936529?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/8356497494897936529/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=8356497494897936529&amp;isPopup=true' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8356497494897936529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8356497494897936529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/06/yaban-ellerde-turkiye-cigliklari.html' title='yaban ellerde Turkiye cigliklari*'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-9169752061024905190</id><published>2008-06-05T12:30:00.012+03:00</published><updated>2009-04-01T02:59:25.953+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>30</title><content type='html'>kucuklugumden beri bir kadin icin en guzel yaslarin 30lu yaslar oldugunu dusundum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kanimca bu yaslarda bir kadin, artik hayattan ne isteyip istemedigini bilen ve bu farkindalik ile kendinden emin olan kadindir. neyin pesinden kosmak istedigini ve gozune kestirdigini nasil elde edecegini bilir. ve bu ozellikleri ile kiskirtici, bazen de tehlikelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ote yandan edindigi hayat tecrubeleri onu torpulemis ve yumusatmistir. artik daha anlayislidir. merhametlidir. kollari sicak ve sevecen; dokunuslari iyilestirici ve onaricidir. etrafinda donen hayati, dokundugu herseyi guzellestirecek bir isiga sahiptir. bazen yasemin, bazen hanimeli kokuludur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayin 1'inden beri google profilimin yas kisminda 30 yaziyor. 20li olmamak garip. agzimdan cikan 30 kelimesi irkilmeme neden oluyor. baskalarinda guzel duruyor da, 30 bende nasil durur henuz idrak edemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama gecikmeli de olsa bugun hosgeldin dedim 30 yasima. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hosgeldin. guzellestir beni, baskalarini guzellestirdigin gibi. koyuver halemi basima. ben dokunmaya basliyorum, sen guzellestir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-9169752061024905190?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/9169752061024905190/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=9169752061024905190&amp;isPopup=true' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/9169752061024905190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/9169752061024905190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/06/30.html' title='30'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5953660541031926999</id><published>2008-05-30T02:53:00.005+03:00</published><updated>2008-05-30T13:07:11.244+03:00</updated><title type='text'>skal vi gå på slang?</title><content type='html'>"å gå på slang", norvecce'de, bahcelerden meyve asirma anlamina geliyor. bizim dilimizde ki karsiligi ile meyve agaclarina dalmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"skal vi gå på slang?" ise, meyve asirmaya gidelim mi demek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecen gun markette cocuklardan biri, bir digerine, "skal vi gå på slang?" diye soruyordu. o gunden beri dusunuyorum, bahcelerden meyve asirmanin bir yasi var midir acaba. simdi biz de cocuklar gibi meyve agaclarina dalsak, bu yasta, bu vaziyette, ayip olur mu? olmasa keske. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dut sevmem. ama sirf dalindan yemek olsun diye, o cocuk arsizligiyla, okul yolundaki dut agacina tirmanip patlayana kadar dut yemisligim vardir. "dut agaci boyunca, dut yemedim doyunca" der turku. oyle de bir ic burkar ki soylerken, insan kucaklar dolusu dut goturmek ister soyleyene, doyunca yiyebilsin ister. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sansli cocuklarmisiz biz. buyuk sehirde yasayip yine de bahcelerden erik, incir, dut asirabilen, agactan doyunca meyve yiyebilen cocuklar. sonra deniz kenarina inip elini yuzunu denizde yikayan cocuklar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;peki gazetelerde okudugum, birbirinin canini acitmayi gectim, anne-babalarini dograyan bu cocuklar kimin cocuklari? onlar da dut agacina dalmis midir, onlar da arkadaslarini suc ustu yakalayip "erige dalan var" diye cigirtkanlik yapmis midir? bir turku dinlerken, cocuklugunun o dut agacina gitmis midir hic?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o turkuyu ve nicelerini bilebilseydi, meyve agaclarina dalabildigi bir cocukluk gecirseydi boyle olmazdi gibi geciyor icimden. boyle olmazdik. boyle kizgin, boyle acimasiz olmazdik, o cocuk safligimizi icimizde saklayabilseydik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5953660541031926999?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5953660541031926999/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5953660541031926999&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5953660541031926999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5953660541031926999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/05/skal-vi-g-p-slang.html' title='skal vi gå på slang?'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-701903017398428680</id><published>2008-05-18T23:53:00.020+03:00</published><updated>2008-05-19T02:21:06.905+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Norvec'/><title type='text'>Guneye yolculuk...</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDCyk9bthBI/AAAAAAAAATQ/co6cfafH4ig/s1600-h/2668.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDCyk9bthBI/AAAAAAAAATQ/co6cfafH4ig/s400/2668.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201853917648749586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gecen haftasonu Stavanger'de Mai Jazz haftasiydi. biz de oradaydik. yolculuk uzundu. fotograf cekmek ve gordugumuz guzellikleri seyretmek icin durdukca biz, yol daha da uzadi. festival bahane, manzara sahaneydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yol boyunca gorduklerimi ozetleyecek olursam: dag, dere, nehir, fiyort derim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3udbthHI/AAAAAAAAAUA/z26RF7jSe5g/s1600-h/IMG_2521.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3udbthHI/AAAAAAAAAUA/z26RF7jSe5g/s320/IMG_2521.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201859578415645810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;burasi oldukca daglik bir ulke. e yagan kar da malumunuz. baharda eriyen kar sulari, daglardan atlayip intihar ederken derelere, nehirlere karisiyor, ozellikle baharda gurul gurul akiyor. o kadar cok su vardi ki, hangisi gercek selale, hangisi nehir, dere bilemedim. boyle her cesit akan suyu seyretmekle gecti iste yolculuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3u9bthII/AAAAAAAAAUI/zXDemJuhwjE/s1600-h/IMG_2633.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3u9bthII/AAAAAAAAAUI/zXDemJuhwjE/s320/IMG_2633.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201859587005580418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;norvec'te yolculuk ederken ya dag tirmaniyorsunuz/iniyorsunuz ya da vadilerden geciyorsunuz. hiz yapmaya elverisli olmasalar da yollar fena degil. hatta dag yolu olduklarini dusunursek iyi bile diyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3vNbthJI/AAAAAAAAAUQ/siuNMbo5Pls/s1600-h/IMG_2614.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3vNbthJI/AAAAAAAAAUQ/siuNMbo5Pls/s320/IMG_2614.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201859591300547730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;fiyortlardan bahsetmemek olur mu? onlar gosterinin bas oyunculariydi. bu nasil bir guzellik. ayni anda hem vahsi, hem sakin. dik ve sert kayaliklar ve aralarinda dingin, duru su. (aksime ise hic bakmadim duru suda. narsist degildim ne de olsa...)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3vdbthKI/AAAAAAAAAUY/b_nVFY7buFM/s1600-h/IMG_2584.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3vdbthKI/AAAAAAAAAUY/b_nVFY7buFM/s320/IMG_2584.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201859595595515042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;gunes daglarin ardinda kayboluyordu, bizim daha yolumuz vardi oysa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3vdbthLI/AAAAAAAAAUg/N9fyE1kqiwA/s1600-h/IMG_2645.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC3vdbthLI/AAAAAAAAAUg/N9fyE1kqiwA/s320/IMG_2645.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201859595595515058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;stavanger'e vardigimizda saat cok gecti. guzel bir uyku ve kahvaltidan sonra guzel bir gune baslayacagimiz belliydi. hava 22 derece, gunes piril pirildi. hareketli deniz kenari, retro dukkanlari ve kafeleri, dogal guzelligi ve jazz festivali ile stavanger'i sevdik biz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1VtbthCI/AAAAAAAAATY/FVBDISuC4As/s1600-h/IMG_2729.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1VtbthCI/AAAAAAAAATY/FVBDISuC4As/s320/IMG_2729.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201856954190627874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1V9bthDI/AAAAAAAAATg/Tj74ADcyx8c/s1600-h/IMG_2731.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1V9bthDI/AAAAAAAAATg/Tj74ADcyx8c/s320/IMG_2731.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201856958485595186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1WNbthEI/AAAAAAAAATo/Xf42-Eb38jw/s1600-h/IMG_2650.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1WNbthEI/AAAAAAAAATo/Xf42-Eb38jw/s320/IMG_2650.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201856962780562498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1WNbthFI/AAAAAAAAATw/QB_24QXCUw8/s1600-h/IMG_2656.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1WNbthFI/AAAAAAAAATw/QB_24QXCUw8/s320/IMG_2656.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201856962780562514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1WdbthGI/AAAAAAAAAT4/PQLut-kBVs4/s1600-h/IMG_2684.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDC1WdbthGI/AAAAAAAAAT4/PQLut-kBVs4/s320/IMG_2684.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201856967075529826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-701903017398428680?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/701903017398428680/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=701903017398428680&amp;isPopup=true' title='17 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/701903017398428680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/701903017398428680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/05/guneye-yolculuk.html' title='Guneye yolculuk...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SDCyk9bthBI/AAAAAAAAATQ/co6cfafH4ig/s72-c/2668.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7599929644239597345</id><published>2008-05-09T03:45:00.007+03:00</published><updated>2008-05-09T04:08:01.879+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kisisel'/><title type='text'>iyi ki dogdun canim abim!</title><content type='html'>bu aniyi hatirlar misin, bilmem. cooook kucuktuk. buzdolabini karistirdigim bir aksam, gozum kapagi acilmis bezelye konservesine takilmisti. oynamak amaciyla kucagima almak isterken ben konserveyi, elimden kaymis ve tum bezelye taneleri mutfagin her bir kosesine sacilmisti. ben aglamaya mi baslamistim ki sen gelip 'merak etme, anneme ben yaptim deriz' demistin. annem gelmis, mutfagin her bir kosesindeki bezelye tanelerini gorunce cok sinirlenmisti. ve sen, 'ben yaptim' demistin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iste o gun bugundur seni cok seviyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dogum gunun kutlu olsun. iyi ki varsin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7599929644239597345?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7599929644239597345/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7599929644239597345&amp;isPopup=true' title='11 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7599929644239597345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7599929644239597345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/05/iyi-ki-dogdun-abim.html' title='iyi ki dogdun canim abim!'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6753579132643240789</id><published>2008-05-04T02:58:00.008+03:00</published><updated>2008-05-04T04:58:53.294+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hatira'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>kimden, neden bu korku? kime, neye bu ofke?</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SB0L4ZcU8TI/AAAAAAAAASY/ogISRm6jL-o/s1600-h/1+mayis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5196322608585699634" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SB0L4ZcU8TI/AAAAAAAAASY/ogISRm6jL-o/s320/1+mayis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;em&gt; fotograf milliyet'ten&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayis 2007 sabahi evden ciktim. saat 7.30 civarlarinda yolcu teknesine bindim. 15 dakika sonra biz sahile yanasmak uzereyken sahil guvenlik bizi durdurdu ve denizin ortasinda bir sure bekletti. bir yolcu motoru ve etrafinda iki sahil guvenlik teknesi. o an suc ustu yakalanmisiz gibi hissettim. sanki biz bu ulkenin vatandasi degil de kacak multecileriz ya da hirsiz-katil-sucluyuz da polis bizi denizin ortasinda kiskivrak yakalamis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Mayis kutlamalari nedeniyle alinan onlemler ne onlemidir? bir ulke kendi vatandasina karsi ne onlemi alir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben o gun ilk defa hissettim, kisinin en basit ozgurluklerinin elinden alinmasinin nasil bir sey oldugunu. o sabah biz gitmek istedigimiz yerlere normal yollardan gidemedik. o sabah biz toplu tasima araclarini kullanamadik. o sabah biz polislerin, tankerlerin arasinda yuruduk. o sabah biz kendi ulkemizde, kendi sehrimizde, denizin ortasinda kistirildik. ustelik ne siyasi ne de bir orgutle iliskisi olan kisilerdik biz. oylesine, siradan insanlardik iste.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gazetelerde gordugum siddet/utanc goruntulerinin hicbirinin ortasinda kalmadim, sansliydim. ama ben o gun, kendini vatandasindan ustun goren totaliter bir ulkede yasamanin nasil bir sey oldugunu iliklerime kadar hissettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de nefret etmedim ulkemden. ama uzuldum, cok uzuldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hala guzel seylerin olabilecegine inanan bir hayalperest icin tum bunlar yeterince hayal kirici. 3 gundur yabanci basinda Turkiye hakkinda ne yaziliyor bakamiyorum. icimi acitiyor ulkem hakkinda soyledikleri ve hakli olmalari. ama yine de asil uzucu olani, bu utanc goruntulerinin pek cok yurttasimiz tarafindan da onaylaniyor olmasi. internette gazeteleri okurken, haber altlarindaki okuyucu yorumlarini da okuyorum. aralarinda pek cogu, bu siddetin hakli oldugunu, dovulen, uzerlerine biber gazi sikilanlarin birer terorist oldugunu ve polisin gorevini yerine getirdigini yaziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizim boyle bir sorunumuz var. isci ve emekci haklarindan, haksizliklarla mucadeleden, ozgurlukten bahsettiginizde solcu=terorist yaftasini yiyorsunuz. ve iste o zaman da maruz kaldiginiz her turlu siddet hakli goruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gazetede bir fotograf. bir duvara kistirilmis insanlar ve polisin elinde havaya kalkmis bir cop. bu insanlar suclu mu? sayet suclu iseler, karakola goturulurler degil mi? ama bir koseye kistirip da dovmek, hem de onlar tamamiyla savunmasizken hala vuruyor olmak... bu neyin ofkesi, bu neyin nefretidir boyle?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecen sene denizin ortasinda beklerken biz, ve bu sene de bu fotograflara bakarken dusundum: kendi ulkemiz kendini bizden korumak icin bu 1 Mayis onlemlerini aliyor. peki bizi ondan kim koruyacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;meraklisina dip not&lt;/em&gt;: 1 Mayis 2007 boyle garip baslamis ama yine de benim icin guzel bitmisti. yolda kalmam nedeniyle abime siginmis, abi-kardes basbasa cok guzel bir gun gecirmistik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6753579132643240789?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6753579132643240789/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6753579132643240789&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6753579132643240789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6753579132643240789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/05/kimden-neden-bu-korku-kime-neye-bu-ofke.html' title='kimden, neden bu korku? kime, neye bu ofke?'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SB0L4ZcU8TI/AAAAAAAAASY/ogISRm6jL-o/s72-c/1+mayis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7827346165352156690</id><published>2008-04-29T20:28:00.002+03:00</published><updated>2011-08-17T20:25:49.480+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>Havadan sudan</title><content type='html'>tabiat karsisinda insan nasil da yenik. yalnizca deprem, sel gibi felaketler degil kastettigim. mevsimin kistan bahara donusumu gibi bizimle alakasi yokmus gibi gorunen bir surecte bile nedendir bunca insanin agiz birligi etmiscesine 'halsizim, yorgunum, isteksizim' demesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bahar buralara da gelmis ki cicekler acmis. kapimin yanibasinda acan ve laleye benzeyen ciceklerin ismi ne acaba?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gunler uzadi. sabah 4 gibi gun aydinlanmaya basliyor ve gece 22'de karariyor. havalar 15 derece civarinda seyrediyor. kaskol coktan cikmisti, simdi ise ne olur ne olmaz denilerek cantaya koyulan sapka. dikkat etmeli yine de, bu parlak gunes aldatici. gokyuzu ise masmavi rengi ve beyaz bulutlariyla hep cezbedici. artik kesinlik kazandi, benim bulutlara ve mavi gokyuzune karsi zaafim var. bu kacinci gokyuzu fotografi, hem de ayni noktadan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBYOBZcU8OI/AAAAAAAAARw/9zOM_M67l4I/s1600-h/IMG_2379.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBYOBZcU8OI/AAAAAAAAARw/9zOM_M67l4I/s320/IMG_2379.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5194354637390803170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir diger zaafim ise dolunay. her ay ne zaman ciksa cekiyorum bir kac fotograf. evde, oturdugum koltuktan cama bakip da dolunayin ciktigini gorunce eve sevdigim ama davetsiz bir misafir gelmis gibi hissediyorum. oturdugum yerden cama baktigimda onu orada goruyor olmak mutlu ediyor beni. keske hic yer degistirmese, hep ayni izada kalsa. o daha fazla batiya kaymadan, camimin onunden gitmeden cekiyorum fotografini. ancak gecen haftaki dolunayi cekemedim. penceremin izasina geldigi siralar daha erken saatler oldugu icin disaridaydim. alttaki mart ayinin dolunayi. evet, bir ay once damlarda hala kar varmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBYRfZcU8PI/AAAAAAAAAR4/-y-IBJrqOO4/s1600-h/IMG_2400.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBYRfZcU8PI/AAAAAAAAAR4/-y-IBJrqOO4/s320/IMG_2400.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5194358451321762034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;havalarin guzellesmesi sehri de etkiledi. daha once fark etmedigim bir cok kafenin varligina caddelere, sokaklara koyduklari masalarla vardim. sokak kafeleri ne kadar guzel degil mi? bir sehrin yasadigina dair en guzel kanitlar. bir de kahveye olan tutkumdan midir bilmem, barlardan, restoranlardan cok kafeleri severim ben. neredeyse tanidigim herkesin vardir bir kafe sahibi olma hayali. ben niye onlardan farkli olayim ki? biz de 4 arkadas bir kafe acip sabaha kadar kahve-cay esliginde cene calmayi hayal ederdik. bizim sohbetlerimiz uzun olur, bir kafeye girdik mi en az 4 saat otururduk. sonlara dogru bir kovulma endisesi sarardi bizi. "-garson bu sefer kesin kovmaya geliyor. ne isteyelim, kahve, cay? -icim disim cay oldu yahu. -iyi peki, ikinci bir tatli?" diyaloglari neticesinde, fark ettik ki en iyi cozum kendi kafemizi acmak. henuz girisimlerde bulunmadik ama hayalini kurmak cok zevkli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecen haftasonu ise kahve icmeye kofi annan'a ugradik :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBdNCJcU8QI/AAAAAAAAASA/_XI4FM_VefQ/s1600-h/coffee+annan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBdNCJcU8QI/AAAAAAAAASA/_XI4FM_VefQ/s320/coffee+annan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5194705394484965634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;haftasonu demek bizde pizza demek. Gecen gun blog icinde temizlik yaparken ilk pizza denememi gorup guldum kendime. Ilk denemenin uzerinden aylar gecti, su an geldigim asamayi da kaydetmem gerek diye dusundum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBdOz5cU8RI/AAAAAAAAASI/DQbZ0Pab2zg/s1600-h/IMG_2258.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBdOz5cU8RI/AAAAAAAAASI/DQbZ0Pab2zg/s320/IMG_2258.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5194707348695085330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ingiltere’de okurken bir donem, cep harcligi cikarmak icin pizzacida calistim. Genelde kasada durdugum icin, pizza yapmasini biliyorum diyemezdim yine de. Ama bu aylar oncesine kadardi. Gecenlerde, yaninda calistigim kisiye yaptigim pizzalarin fotograflarini gonderip yanlarina da ‘yamaginla gurur duyabilirsin’ diye not eklemistim. O da cevap yazmis, ‘seninle gurur duyuyorum’ diye. Cok da abartilacak bir sey degil, alt tarafi pizza. ama mutfakta vakit gecirmeye pek de hevesli olmayan beni dusunecek olursak, insanlik icin degil belki ama benim (ve benimle yasayan kisi) icin buyuk bir adim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7827346165352156690?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7827346165352156690/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7827346165352156690&amp;isPopup=true' title='42 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7827346165352156690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7827346165352156690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/04/havadan-sudan.html' title='Havadan sudan'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/SBYOBZcU8OI/AAAAAAAAARw/9zOM_M67l4I/s72-c/IMG_2379.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>42</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-6491922433651927281</id><published>2008-04-20T20:47:00.006+03:00</published><updated>2008-04-20T22:04:23.860+03:00</updated><title type='text'>SIKILDIM</title><content type='html'>su son gunlerde hayata karsi cok da hevesli hissetmiyorum kendimi. 'kedidir kedi' der gibi, 'bahardir bahar' diyorum, uzerinde durmuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aklimdan yazmak icin bir cok konu geciyor, ama yazacak enerjiyi bulmak zor. yalnizca dusunmekle geciriyorum zamani. hani rozet edebiyatinda bir soz vardir, 'ders calisma istegi geldiginde, oturup gecmesini bekle'. oyle yapiyorum, aklima konular geliyor, uzerlerinde dusunuyorum, sonra geciyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istanbul'dan gelmesini bekledigim kisiyle birlikte bir de paket geldi. paketin icinden orhan pamuk-istanbul cikinca oldukca sevindim. bu kitabi henuz okumuslugum yok ama bir ingiliz'e hediye etmisligim var. istanbul'u sahsen de gezdirdigim bu kisiye kitabi nasil buldugunu sordugumda, huzunden bahsedilen kismin ona agir geldigini ve kitaba devam edemedigini soylemisti. 'ne anlarsin sen' diye gecirmistim icimden. utanmasam 'begenmediysen geri ver de ben okuyayim' diyecektim ama sonra dusundum, orhan pamuk'u niye ingilizce okuyayim ki ben. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitaba dun basladim. megoloman gibi gorunmekten cekinmesem, orhan pamuk ile aramizda ne kadar cok ortak yon varmis diyecegim (yazi kabiliyeti konusunda degil, baska konularda). demeyeyim ama demis kadar olayim, soylemek isteyip de soyleyemedigim seyi soylemis olayim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dun okulda pakistan yemekleri festivali vardi. davetiye verilmis, biz de gittik. yemek kismi guzeldi. pakistan kulturunun tanitildigi bolum ise biraz sIkti beni. oylece oldugu gibi kulturu tanitmaya calissalar hadi neyse de, onlarin ki, 11 eylul'den sonra bozulan imajlarini duzeltme gayretiydi. "11 eylul'den sonra artan dusuncelerin aksine, pakistan halki hosgoruludur" turunden seyler soyluyorlardi, bizden cok kendileri inanmak ister gibi. dogu bile kendini, batinin onu gordugu gibi goruyor. edward said oryantalizmi yazarken bunlardan bahsetmiyor muydu? ve yine burada, karsimda pakistanlilar, aslinda ne kadar iyi insanlar olduklarini soyleme geregi hissediyorlar. onlar kendilerini savunma geregi hissettikce, onlar adina ben eziliyorum. hepsi terorist yaftasini yemis olmanin ezikligini tasiyor sanki. 'dude', demek istiyorum. "dert etme, 11 eylul'den once de dusman olarak goruyordu seni amerika. hic hollywood filmi izlemedin mi sen?". ama bunlar yerine, "hersey cok guzeldi" diyerek ayriliyorum geceden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;isteksizce gecen su gunlerde That 70s Show'a vurdum kendimi. neden hayat bir sit-com tadinda gecmiyor? gecebilir halbuki. eger ben hayati daha az ciddiye alir, daha az endiselenmeyi ogrenebilir, degistiremeyecegim seyleri kabul etmeyi basarabilirsem, hayat pekala bir sit-com tadinda gecebilir. gecmeli de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat geciyor her gun, gereginden fazla endiselenme ile. neden bu endiselenmeler? el kitabinda yazili ve herkes tarafindan onaylanmis mukemmel hayati yakalayabilmek icin. hersey mukemmel olmali. evin, isin, sevgilin, arkadaslarin, dis gorunumun, ic gorunumun, gelecek planlarin... fark ediyorum ki tum bu yazili kurallar altinda eziliyorum ben. birakamiyorum da. bosver oldugu kadar diyemiyorum. dert ediniyorum. diziyi izlerken, onca soruna ragmen nasil da eglenmesini biliyorlar diye dusunuyorum. evet gercek degiller, ama yine de onlardaki hayata bakis tarzini ogrenmem gerekiyor benim. elimden geleni yaptiktan sonra, 'bundan sonrasi benim sorumlulugum degil' demesini ya da en basitinden bir 'bana ne yaaa' cekmesini ogrenmem gerekiyor. olumsuzluklari hayatin dogal bir parcasi olarak kabul etmeyi ogrenmem ve endiselenmem gerektigi kadar endiselenip ertesi gun yine sifir kafayla baslamasini bilmem gerekiyor. benim biraz bosvermem gerekiyor. ya da benim bir sit-com karakteri olmam gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-6491922433651927281?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/6491922433651927281/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=6491922433651927281&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6491922433651927281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/6491922433651927281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/04/sikildim.html' title='SIKILDIM'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2457634741688393544</id><published>2008-04-06T19:57:00.014+03:00</published><updated>2008-04-07T02:04:23.576+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>marimba ritimleri calmaya basladiginda...*</title><content type='html'>baharin hala gelemedigi buralarda, muzigin gucune biraktim kendimi...&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;caldigi surece her sey daha guzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bahar havasi degil ama, 'bosver, gel dans edelim' havasi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kâfi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;* calan sarkidan alinti.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2457634741688393544?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2457634741688393544/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2457634741688393544&amp;isPopup=true' title='13 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2457634741688393544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2457634741688393544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/04/baharin-hala-gelemedigi-buralarda.html' title='marimba ritimleri calmaya basladiginda...*'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5351598671141074932</id><published>2008-04-02T05:47:00.006+03:00</published><updated>2008-04-07T00:04:32.732+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>sana ancak bir insan kiyardi!</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R_L2b2OIfwI/AAAAAAAAAQE/UNXbPSUXrZU/s1600-h/seal.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R_L2b2OIfwI/AAAAAAAAAQE/UNXbPSUXrZU/s320/seal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5184477079328554754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kanada’da fok avi yeni baslamadi aslinda. Av sezonunun en yogun donemine girildigi icin fok avina ve Kanada’ya dair haberler yogunluk kazandi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanada’nin yanisira fok avinin yapildigi diger ulkeler Norvec, Gronland, Rusya ve Namibya. Konunun ilgi odagi yalnizca Kanada oldu cunku sayi itibariyla katliamin cok buyuk bir kismi burada gerceklesiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ava neden karsi olundugu ortada, insanin bakmaya bile dayanamadigi goruntuler… Ben neden karsi olunmadigini merak ettim. Okudugum nedenlerden bazilari sunlar. Kod baligi ile beslenen foklarin, kod baligi sayisinin azalmasina neden oldugu, bu nedenle foklarin sayisinin uygun bir seviyede tutulmasi gerektigi iddia ediliyor. Ancak Greenpeace, kod baligi sayisi ve fok iliskisinin yalan oldugunu savunuyor. Bir diger neden, fok avinin, eskimolar icin onemli bir yasam kaynagi ve geliri olmasi. Diyelim dogru, o zaman bu is sadece Eskimolar’a birakilsin. Zaten toplam avin sadece %3’u eskimolar tarafindan gerceklestiriliyormus. Katliama bir diger neden ise, ozellikle Avrupa moda evlerinden fok postuna yuksek oranda talep olmasi. Oldurulen foklarin sayisinda son 10 yilda bu nedenle artis gorulmus. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun sadece avlanma degil, avlanma sekli de. Hic bir neden, bu avlanmanin neden boyle vahsice yapilmasi gerektigini aciklayamiyor. Fok, ‘hakapik’ denen cekice benzer av aleti ile basina defalarca vurularak olduruluyor. Av sirasinda tufek tercih edilmiyor cunku kurk zarar gorurse bir kiymeti kalmiyormus. Norvec ve Gronland yasalari fokun tufekle oldurulmesini zorunlu kiliyor. Ancak asil katliamin yapildigi Kanada’da foklar baslarina vurularak olduruluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanada, gecen senelerde buyuk yanki uyandiran kanli goruntulere medya yasagi getirmis. Vahset iceren goruntulerin halkin sagligini bozabileceginden mi yoksa bu rezillik cok fazla ortaliklarda gorunmesin diye mi bilemedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanada ve avin yapildigi diger ulkeler, her yil kota belirliyorlar, bu sene bu kadar fok oldurulebilir diye. Bu kotalara sadik kalindigi muddetce fok neslinin tehlikeye girmeyecegini dusunuyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben okuduklarimdan pek coguna inanmiyorum. Hatta rakamlara hic inanmiyorum. Niye inanayim ki kac hayvanin katledildiginin cetelesinin duzgun bir sekilde tutulduguna? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hayvani bu sekilde katletmeyi kabul edilebilir goren bir zihniyete, niye-nasil inanayim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir seyler yapmak isterseniz, &lt;a href="http://www.protectseals.org/"&gt;buradan&lt;/a&gt;, bu avi protesto amaciyla tum Kanada deniz urunlerini boykot ettiginizi bildirebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5351598671141074932?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5351598671141074932/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5351598671141074932&amp;isPopup=true' title='9 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5351598671141074932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5351598671141074932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/04/sana-ancak-bir-insan-kiyardi.html' title='sana ancak bir insan kiyardi!'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R_L2b2OIfwI/AAAAAAAAAQE/UNXbPSUXrZU/s72-c/seal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-1007736731578776720</id><published>2008-03-27T21:28:00.009+02:00</published><updated>2008-04-07T00:05:19.484+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basin-yayin'/><title type='text'>gunun sinir bozanlari</title><content type='html'>bu gazetelerde akli basinda tek bir insan yok mu? dogan grubu artik kabak tadi verdi. milliyet, sabah'a camur atiyor, ama bence sabah onlarin yaninda umut verici kaliyor. hincal uluc da kendi gazetesine giydirmis. ama uluc'un kendi standardi ne, begenmedigi ne, sorgulamak gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her gazetede ayni haber. ne de olsa dogan grubundan olmayan ancak bir kac gazete var. bu demek oluyor ki ortaligi b.k goturuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gelelim bugunun sinir bozanlarina:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;@ milli takimin yeni formasi olay olmus. turkuaz rengi begenilmemis. nereden cikmis bu turkuaz, turk bayraginda hic turkuaz var miymis? bu kisiler herhalde hollanda bayraginin da turuncu oldugunu saniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;turkuaz hem cok guzel bir renk, hem de her yerde turk rengi olarak biliniyor. boylesine guzel bir seyi sahiplenmek varken, karsi olmak niye? turk'un rengi kirmiziymis, kirmizi da kanimizin rengiymis. sanki bir ingilizin kani mor akiyor. onlar da mi turk oluyor kanlari kirmizi diye. bir de 'biz milli irademizi bugune dek renklerimizle belirledik' diyenini gordum. buna bir yorum getiremeyecegim. oylece kaldim. yahu bayragimizi degistirmedik, formamiza, bizimle anilan bir rengi koyduk. milli iradeyi nereden karistirdin simdi yavrucugum?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;turkuaz forma cok guzel olmus. buradan yetkililere sesleniyorum. Sayin yetkililer stop. yeni formayi cok begendik stop. degistirmeyin sakin stop. boyle kalsin stop. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;@ ingiltere'yi ziyaret eden cicegi burnunda yeni evli cift nicolas sarkozy-carla bruni, tum dunya haber servislerinin ana sayfasinda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R-v80WOIfvI/AAAAAAAAAP8/dRPzEHUqqFU/s1600-h/_44518165_sarkozy_pa416.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R-v80WOIfvI/AAAAAAAAAP8/dRPzEHUqqFU/s320/_44518165_sarkozy_pa416.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5182513772468141810" /&gt;&lt;/a&gt;carlacigim da ne tatli olmus oyle, al koynuna sakla, o kadar sirin ablasi. evet guzel bir kadin, ne diyeyim. ama benim her fotografta gulmeme sebep, sarkozy'nin karisina bakislari. hani tamam, sevdigine inandim ve pek sirin. ama ingiliz kralicesi onunde sarkozy'nin carla'ya bir bakisi ve carla'nin da bir siritisi var ki, sanki musamere gosterisini yeni tamamlamis 7-8 yaslarinda bir kiz cocugu. nicolas da kraliceye, "bakin teyzesi ne tatli bir sey degil mi, yeni aldim, kedi gibi, hic sesi cikmiyor" diyor. hayir eger baska bir sey soyluyorsa gercekten cok sasiracagim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bu carla'nin ciddi bir sekilde gundem yaniltma nedeniyle kullanildigina inaniyorum. soyle ki: sarkozy'nin ingiltere ziyaretinin nedeni, iki ulke arasinda nukleer savunma konusunda isbirligi yapmak. tam da dunyanin ihtiyaci olan bir sey! neye kime lazim baris, sevgi, sen nukleere bak. iste iki ulke bu denli onemli konulari konusurken, carla guzelligi ile bizi ve medyayi oyalamakta ve iki ulke arasinda yapilan konusmalar arka plana itilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzucu bir sey de... ciftin ingiltere'ye ayak bastigi gun, ingiliz basini, carla'nin 1993 yilinda verdigi ciplak bir pozu gazetelerine manset yapmislar, hosgeldiniz First Lady basligiyla. benim simdi bekledigim, sarkozy'nin ingiliz gazetelerine malkocoglu gibi saldirip, sevdigi kadinin namusunu kurtarmasi. patlamis misirim yanimda hazir, bekliyorum, saldir sarko!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;@ memleketimize paris hilton gelmis. havaalaninda gazeteciler arasinda izdiham cikmis kizi goruntulemek icin. yahu neden o kadar birbirinizi yirttiniz kizin bir fotografini cekebilmek icin ben anlamadim. girin internete, kiz 'sanat' icin soyundugu filmlerinde en mahremine kadar kendini sergiliyor zaten. bundan sonra kim ne yapsin onun giyinik pozlarini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu gazeteci ordusu, boyle ne udugu belirsiz unlulerin goruntusunu bize ulastirmak icin izdiham yaratiyorlar ya, bizleri de ayaklar altina aliyorlar. simdi paris hilton saniyor ki kendisi turk halki tarafindan cok merak ediliyor ve seviliyor. tek istegim, paris hilton ulkesine donerken bu gazetecileri de alsin yaninda gotursun. evet arkadasim, biz paris hilton'un kendi ulkesinde de nasil yasadigini merak ediyoruz. oradan goruntuler ulastirmak icin siz de onunla gidin ve bir daha donmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;@ bir de annesinin bogazini kesen kiz var gazetelerde. profesor kadin, kimbilir hayatinda ne zorluklar atlatti o konuma gelmek icin. kimbilir kizini karninda tasirken de, dogumhanede de ne acilar cekti, cocugunu dunyaya getirmek icin. peki ne icinmis tum bunlar, bunun icin mi? cocugun var mi derdin var derler ya, cok dogruymus. baska bir sey soyleyemiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de babasi hemen kizinin yanina gelmis ve uyarmis kizini hic bir sey soylememesi konusunda. tek bir seyi merak ediyorum. hadi kizina 'sakin konusma, bir sey soyleme' dedin, peki 'bunu nasil yaptin' da dedin mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-1007736731578776720?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/1007736731578776720/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=1007736731578776720&amp;isPopup=true' title='15 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1007736731578776720'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/1007736731578776720'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/03/gunun-sinir-bozanlari.html' title='gunun sinir bozanlari'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R-v80WOIfvI/AAAAAAAAAP8/dRPzEHUqqFU/s72-c/_44518165_sarkozy_pa416.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-709459004026869971</id><published>2008-03-23T18:00:00.002+02:00</published><updated>2010-11-07T22:55:46.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Camus'nun Yabanci'si</title><content type='html'>Paskalya tatilindeyiz. bense pazartesi gununden beri yalnizim. 10 gun surecek bu ayrilik baslamadan once duygusal bir moda girmistim. ama bende garip bir icinde-bulundugu-duruma-alisma ozelligi var. oncesindeki duygusalligin tersine, su an yalnizligimin keyfine variyorum. yalnizligin da guzel bir yani var, uzun surmedigi surece elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;keyif yapmaktan ders calisamiyorum. onceki gun sehre indim ve uzun suredir almak istedigim kitabi aldim. Doris Lessing'in The Golden Notebook'u (Altin Defter). Kitaplari tararken bir de Albert Camus'nun The Outsider'ina (Yabanci) rastladim. Onu da aldim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R-bUzGOIfuI/AAAAAAAAAP0/ZfQyy533Abo/s1600-h/theoutsider.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R-bUzGOIfuI/AAAAAAAAAP0/ZfQyy533Abo/s200/theoutsider.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181062395644640994" /&gt;&lt;/a&gt;Yabanci'yi bitirdim. kisacik bir kitap zaten. kitabi asil alis nedenim, konusunun yabancilasma olmasiydi. ama benim ilgi duydugum yabancilasmadan farkli bu. camus, yabancilasmayi, varoluscu felsefe ile anlatiyor. toplum kurallarina gore degil de kendi gercekleriyle yasayan bir insanin toplum tarafindan dislanisini konu ediniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi efendim soyle... kahramanimiz Mersault, hic olmadik bir sekilde bir cinayet isler ve kitap onu olume goturen sureci anlatir. biraz rastlantisal bir cinayettir isledigi ama bunun pek bir onemi yoktur onun icin. cunku onun icin hayatin pek bir onemi yoktur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yuzden basina gelenleri hep duygusuz bir sekilde karsilar. annesi olur, pek bir sey hissetmez. annesinin olumu uzerine taziyelerini bildirenlere o, 'olmese daha iyiydi ama ne yapalim' gibi cevaplar verir. ve aglamadigi icin onu ayiplayanlari bir turlu anlayamaz. annesinin cenazesinde kotu hisseder aslinda, ama bunun asil nedeni, havanin cok sicak olmasi, ve bu sicak havada onun uzun bir yol yurumek zorunda kalisidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mersault bir cinayete karisir, yine pek bir sey hissetmez. ne kendini savunur ne de cezasi hafiflesin diye bir girisimde bulunur. onun bu hissizligini anlayamaz etrafindakiler. o yine rahatsiz olur cunku insanlar onun anlattiklarinin altinda baska baska nedenler aramaya kalkisir. "annenin olumunun uzerine bunalimdaydin, o yuzden mi isledin cinayeti?" der avukati. o ise "yoo, yok oyle birsey" turunden cevaplar verir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olaylar oyle bir hal alir ki, Mersault'un asil sucu, isledigi cinayet degil de, annesinin cenazesinde aglamamasi olur. cenazede aglamamak nasil bir zalimliktir! yargilanmasi bu konu uzerine odaklanir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersault'un hayata karsi bu denli duygusuz olusu rahatsiz edici. ona gore onda bir sorun yok, o hayati olmasi gerektigi gibi karsiliyor. ama insani duygulardan bu denli uzak olusu normal bir insan olmadigini dusundurtuyor digerlerine. Camus ise boyle dusunmuyor karakteri hakkinda. Camus'ya gore Mersault'un yaptigi -mis gibi davranmamak. baskalarini rahatlatmak ugruna aglamamak, ya da uzgun olup olmadigi konusunda yalan soylememek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersault, toplumun davranis kaliplarinin disinda davraniyor ve bu yuzden toplumun disinda yer aliyor. onun duyarsizligi rahatsiz edici bir hal. ancak toplum onu kabul etsin diye toplum kurallarina uyuyormus gibi rol yapmamasi ise onu durust bir insan yapiyor. cinayeti isledigine dair pisman oldugunu soyle diyorlar, o ise yine dogruyu soyluyor ve pismanlik degil ama rahatsizlik duyuyorum diyor. icinde bulundugu kotu durumdan kurtulmak icin yalan soylememesi, onun durustlugunun boyutlarini gosteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camus diyor ki, gunluk hayatin icinde yer alabilmek adina insanlar her gun yalan soyler ya da yalan olmasa da soylemek istediklerinin fazlasini soylerler. bunu hayati kolaylastirmak adina yaparlar. Mersault bunu yapmiyor, bu oyunu oynamiyor. oynasa, toplum onun canavar olmadigini gorecek ve rahatlayacak. Mersault'un toplumdan farkli davranmasi, toplumun onu bir tehdit unsuru olarak gormesine neden oluyor. toplum herkes bir olsun, herkes ayni sekilde davransin istiyor. bunu yapmayani ise, yani Mersault'u, icinden sokup atiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitabi sevdim, evet. sadece akla getirdigi sorular nedeniyle bile okumaya deger. ornegin, kitabin ardindan benim hala dusunmekte oldugum sorular sunlar: baskalari iyi hissetsin diye -mis gibi mi yapmali, yoksa dibine kadar durust davranip ne hissediyorsak sadece o kadarini mi soylemeli? tum toplum ayni sekilde mi uzulmeli? buna uymayanlari canavar mi ilan etmeli? peki bu farkliliklara nereye kadar izin vermeli? ya da farkli olmak icin izin istemek bile bir cesit kisilik hakkina saldiri degil mi? peki ama toplum olabilmek icin bazi ortak noktalar gerekli degil mi? o zaman nedir bu ortak noktalarin siniri? bu ortak noktalarin siniri ne olmali ki biz hem kendi basimiza farkli bireyler olabilelim, hem de birlikteyken bir toplum olabilelim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dusunmelerim bitmis degil, gordugunuz gibi. kafamdaki sorular azalmak yerine, yalnizca cogaliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-709459004026869971?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/709459004026869971/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=709459004026869971&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/709459004026869971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/709459004026869971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/03/camusnun-yabancisi.html' title='Camus&apos;nun Yabanci&apos;si'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R-bUzGOIfuI/AAAAAAAAAP0/ZfQyy533Abo/s72-c/theoutsider.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5464925394568064513</id><published>2008-03-18T01:17:00.030+02:00</published><updated>2008-04-07T00:05:32.182+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayata dair'/><title type='text'>cancagizim diyebilmek...</title><content type='html'>burada iki Turk'le tanismistim bir kac ay once. ikisi de 35 yaslarinda, biri Izmirli Z., digeri Ankarali S. ikisinin de esi norvecli ve ikisi de uzun yillardir burada yasiyor. ikisi de ingiliz edebiyati bolumu mezunu, ikisinin de 3-4 yaslarinda cocuklari var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boyle ardarda yazinca pek bir benzer gorunduler ama aslinda kisilik olarak epey farklilar. oyle farklilarki turkiye'de olsalar birbirleriyle gorusmeyeceklerini dusunurum. ama burada birbirlerini bulmus ve birbirlerine sarilmislar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikisine de kanim isindi diyebilirim de, bir sorun var. burada uzun yillar yasamis olmanin verdigi bir bikkinlik var onlarda. buradaki, turkiye'dekine kiyasla sinirli denilebilecek sosyal cevreleri, batar olmus onlara artik. buradaki hayatlarina yatirim yapmak degil de ozlerine donmek istiyorlar. o yuzden de S., "emekliligimi alir almaz turkiye'ye donuyorum" diyor. "e kocan ne olacak?" diye soruyorum. "cocuklar buyumus olacak, kocam da ister gelir ister kalir" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S. boyle diyor ama esi ile iliskisine baktigimda goruyorum ki hic de oyle birakip gidecek gibi uzak bir cift degiller. cok otesini bilemiyorum tabi ama uzaktan oyle gorunuyor ki paylasimlari var ve anlasiyorlar da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e o zaman insan hala sevdigi bir adami neden birakip ulkesine donmek ister? acaba, yabanci bir sevgiliyle paylasilanlar ancak bir yere kadar mi oluyor? yuzeysel mi kaliyor? ya da ona duyulan sevgi baska seylere duyulan ozlemin onune gecemiyor mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kizlar biraraya geldi mi konu donup dolasip erkeklere gelir. bu biraraya gelmeler yurtdisinda oldugunda ise bu sefer konu 'yerli sevgili mi, yabanci sevgili mi' olur. bazi arkadaslarimin ortak tercihi, hayat arkadaslarini ayni kulturden secmek. ortak bir dili super konusuyor olmak yetmiyor onlara. ayni dili konusmak istiyorlar. o yuzden benim catlak arkadasim E., "bana 'cancagizim' diyemeyen biri ile olmaz" diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunun onemli oldugunu dusunuyorum ben de. iki insan ortak bir dili cok iyi konusabilir, anlasmakta sorun yasamayabilirler. ama dilin anlatamadigi ya da ogrenmeyle hissedilemeyecek duygular var. ornegin isterim ki, ben 'selvi boylum al yazmalim' dedigimde karsimdaki ne demek istedigimi daha fazla soze gerek kalmadan anlasin. oradaki tum duygular, tum dusunceler o anda aklina dussun. ya da icimiz ayni muzikle cossun, yine ayni muziklerle kederlensin. cilingir sofrasinda muzeyyen senar dinlerken sarkiya birlikte eslik edebilelim ya da turku soyleyelim birlikte ve o sozlerin ictenligi onu da vurabilsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elbette ayni dili konusmak ayni duygulari hissetmeyi garantilemiyor. ayni kulturden insanlar ayni mi oluyor? ama ayni dili ve kultur degerlerini paylasiyor olmanin onemli etkileri var ortak duygularin paylasimi icin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de bu gibi konularda genelleme yapmamak gerek. ornegin hayatini yabanci damatlarla birlestirmis ve su an cok mutlu arkadaslarim var. ve biliyorum ki blog arkadaslarimin pek cogu da oyle. demek ki olay kisisel tercihlere ve farkliliklara variyor. bu gibi konularda dogru ya da yanlis tartisilamiyor. ne her bir Turk, ne de her yabanci ayni. farkli kisilikler farkli tercihleri ve farkli secimleri getiriyor. insan ruh ikizini bazen yanibasinda, bazen de dunyanin obur ucunda bulabiliyor. ya da baska degerler giriyor hayatiniza, o yeni insan ve getirdigi yeni kulturle birlikte. ve bunlar kompanse ediyor digerlerini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da duygular degisiyor ve  insan bir donem 'cancagizim' dedigine, yillar sonra 'benimle gelmese de olur' diyebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tum bunlarin sebebi farkli. bazen kisilik farkliliklari, bazen kultur, bazen de cok baska sebepler. ama sonunda hepsi hayatin icinden, hayatin bir gercegi. hangi tercihin ne getirecegi her zaman onceden kestirilemiyor. bazen hic ummadik biriyle size ozel ortak bir dil kuruluyor. ve siz kendi turkunuzu soyler oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dusunuyorum, ne kadar iyi anlasir gorunseler de, S. ve esi o ortak dili kuramamislar demek ki. ya da paylasimlari, S.'nin ozlemlerinin onune gecememis. yakindaki, uzaktakinin yoklugunu dolduramamis. birseyler eksik kalmis. o eksikler de onemli olanlardanmis. keske diyorum, emekliligini beklemese de, su an su vakit gitse. eger ilaci buysa...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5464925394568064513?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5464925394568064513/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5464925394568064513&amp;isPopup=true' title='23 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5464925394568064513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5464925394568064513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/03/cancagizim-diyebilmek.html' title='cancagizim diyebilmek...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-3047102567101777503</id><published>2008-03-11T14:38:00.001+02:00</published><updated>2008-03-18T22:52:53.802+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='muzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Norvec'/><title type='text'>bugun, dun, bir onceki gun</title><content type='html'>Turkiye'den gelirken yanimda getirmek istedigim pek cok seyi getiremedim. bavullara sigamiyor pek cok ivir zivirim. cd'lerimi de getiremedim. D.'nin getirdigi cd'lerin icinden sadece bir tane Turkce cd cikti. benim arada Turkce muzik dinlemem lazim geliyor. o yuzden onemliydi bu cd.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Athena 2005. acaip eglenceli bir album. insanin moralini yerine getiren albumlerden. hem temposu, hem de mars gibi olan tarziyla insanin surekli sarkilara eslik edesi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'cokuslerdeyim' sarkisinin ozellikle baslangic sozleri bir gulumseme konduruyor yuzume. "bir iyilik et kendine, lutfen git geri donme. kaldim cikmazda beni bekleme. o dumanli tepeden, sana bakan penceremden, bir haber son defa cereyanda kaldim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gulumseten kismi, cereyanda kaldigini haber edisi. ne tatli :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;em&gt;dun...&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R9Z-NSb1BQI/AAAAAAAAAPM/0md07fCyW-I/s1600-h/chat+noir.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176463588460922114" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R9Z-NSb1BQI/AAAAAAAAAPM/0md07fCyW-I/s200/chat+noir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;duvarima ilk posterimi astim. sicak renkler gormem gerek benim.&lt;br /&gt;gecen iki hafta hic durmadan kar yagdi. disaridaki kar yarim metreyi buldu. pek olagan bir sey degilmis, en son 50 sene once yagmis bu kadar kar. bunlari duymak rahatlatici, cunku bu kadari biraz fazla geldi. tamam anladik yagabiliyorsun, ama yeter. burada bunlar oluyorken istanbul'da havanin 18 dereceyi buldugu haberleri kulaga cok hos geliyor. gerci su an 18 dereceyse yazin kac derece olur diye dusunup bir iyyk geciriyorum icimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki gun once durdu kar. ve dun hava sekiz dereceydi. sifir dereceden sonra birden sekiz derece oyle sicak geliyor ki. tamam dedim, buraya da bahar geldi. ama ben telefonda 'hava cok sicak, bugun sekiz derece' deyince, annem bir tarafiyla guluyor bana, 'ay ne kadar sicakmis' diyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;em&gt;bir onceki gun...&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R9aAuib1BRI/AAAAAAAAAPU/F6JlctdknrU/s1600-h/jamie+at+home.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176466358714828050" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R9aAuib1BRI/AAAAAAAAAPU/F6JlctdknrU/s200/jamie+at+home.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;sinir harbi icinde gecen bir gunun ardindan eve varmak ve televizyonda jamie'yi yemek yaparken bulmak ne guzel. bir fincan earl grey cay kadar sakinlestirici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;jamie hep yemek yapsin, ben hep onu izleyeyim. etrafi ne kadar dagittigina aldirmadan, ellerini yemegin icine daldira daldira, 'look at that' diye diye yemek yapsin jamie. hayat onun yemekleri tadinda olsun; taze ve organik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sans iste, bugun kuzu kebabi yapiyor jamie. sanki bana yapiyor. "bizim publarda yedigimiz kebap cok tatsiz tuzsuzdur. ama turk, yunan ve ortadogu mutfaginda kuzu eti ve baharatlar cok zekice birlestirilir" turunden de bilgiler veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuzu kebap diyor ama aslinda kuzu sis kebabi yaptigi. mutfak robotunun icine kuzu eti, tuz, karabiber, kirmizi biber, kimyon, kekik, antep fistigi ve sumak koyuyor (sumak deyisi cok tatli). eti cok da parcalamadan, kiyma haline getirmeden robotta bir kac tur donduruyor. sonra bunlari sise diziyor. yanina da kirmizi soganli bir salata. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuc cok guzel gorunuyor. icimden geciriyorum: jamie simdi burada olsan, ya da ben orada olsam. birlikte yaptigin kebabi yesek, ama opusmesek. malum sekerim, sogan yedik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-3047102567101777503?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/3047102567101777503/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=3047102567101777503&amp;isPopup=true' title='8 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3047102567101777503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/3047102567101777503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/03/bugun-dun-bir-onceki-gun.html' title='bugun, dun, bir onceki gun'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R9Z-NSb1BQI/AAAAAAAAAPM/0md07fCyW-I/s72-c/chat+noir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-2930906867112048946</id><published>2008-03-06T21:57:00.010+02:00</published><updated>2008-03-11T19:10:46.491+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>hatirla sevgili'yi izliyorum, gozlerim yasli...</title><content type='html'>bir kac haftadir internetten uzaktim ya, hatirla sevgili'yi izleyememistim. simdi ardi ardina izliyorum biriken bolumleri. aglamaktan bitap dustum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gecen gun kucagimda bilgisayar, kulagimda kulaklik, 'mehmet öldü, mehmet öldü' diye hickirirken ben, D. gizlice fotografimi cekmis. fotografi buraya koymayi dusunmuyorum. hatta hic bir yere koymayi dusunmuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inanamiyorum gercekten boyle mi olmus, bu kadar mi olmus? o cocuklarin mahkemesi, o iskenceler, dusledikleri hayatla karsilarina cikan gaddarligin tezatligi kahrediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanin icini burkuyor asklarinin bu acikli, bu karsiliksiz hali. don kisotlar gibi, kocaman yel degirmenlerine meydan okuyorlar. ama nasil da dik basli ve gururlu. olum bile igreti durmuyor uzerlerinde. dokunduklari hersey guzellesiyor cunku. olum bile guzellesiyor onlarin yaninda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir yandan da elimde degil dusunuyorum, o gunden bugune ne degismis, ne degisti?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-2930906867112048946?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/2930906867112048946/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=2930906867112048946&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2930906867112048946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/2930906867112048946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/03/hatirla-sevgiliyi-izliyorum-gozlerim.html' title='hatirla sevgili&apos;yi izliyorum, gozlerim yasli...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-8446243046185710231</id><published>2008-03-04T12:42:00.006+02:00</published><updated>2008-03-11T19:11:07.947+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>sirf universitede degil, her alanda ozgurluk!</title><content type='html'>kac kisi okuyabildi bu yaziyi? Radikal'de pek yakisikli yazarimiz &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=247779"&gt;Yildirim Turker&lt;/a&gt;'den baska soz edene rastlamadim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akp'nin bu konudaki samimiyetsizligi ap acik ortada. onlarin derdi ozgurluk degil elbette. bunu nereden anliyoruz, akp'li Burhan Kuzu'nun "Eşcinseller de eşitlik istiyor, verecek miyiz? Tabii ki vermeyeceğiz!" demesinden (Yildirim Turker, 18 Subat 2008). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ozgurluk konusunda samimi olmadiklari ortada. ama universitede ozgurluge, akp tarafindan yurutuluyor diye sirt mi cevirmeli, yoksa en basindan duzeltilmesi gereken bu yanlisin, bu sefer duzeltilmesine destek mi vermeli? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgili elektra bir onceki yazinin yorumuna yazmisti, basortulu kadinlarin haklarini savunanlarin cogunlugu erkek oldugu icin, bu ozgurluk savasciligi samimi gelmiyor. hakli. ama kendince konusan kizlar, kadinlar da var. biz yalnizca onlari duyamiyoruz, duymamiz engelleniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir grup basortulu ogrenci soyle bir bildiri yayinlamis. benim utancim ise, bu turde bir bildirinin biz 'ozgur olanlar' tarafindan gelmeyisidir. bildirinin ne kadar samimi olup olmadigi uzerine ahkam kesemeyiz, cunku bilemeyiz. ama bu, verilen mesajin degerinden eksiltmiyor. benim icin burada onemli olan, yasakci zihniyete karsi durustur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk paragraf Yildirim Turker'in tanitici paragrafi, sonrasi bildirinin kendisi:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Bu konuda, bana kalırsa son sözü söyleyenler, imzaya açılmış bir metinle karanlık görünen geleceğimize güçlü bir ışık olan bir grup başörtülü kadın oldu. Onların metnini, ola ki ulaşamadıysanız, birlikte okuyalım istiyorum. Derin bir soluklanıp yeniden başlayabilmek için  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÖZ KONUSU ÖZGÜRLÜKSE HİÇBİR ŞEY TEFERRUAT DEĞİLDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZ HENÜZ ÖZGÜR OLMADIK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite kapısı sert bir şekilde yüzümüze kapatıldığı günden bu yana yaşadığımız acılar bize bir şey öğretti: Gerçek sorunumuz insanların hayatlarına, görünüşlerine, sözlerine, düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını örttüğü için ayrımcılığa uğrayan kadınlar olarak tüm samimiyetimizle açıklıyoruz ki; üniversitelere başımızı örterek girmekle mutlu olmayacağız. Ta ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kürtlerin ve ötekileştirilenlerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmesi için gereken hukuki ve psikolojik ortam oluşturulmadan,&lt;br /&gt;- Acımasızca işlenen cinayetlerin gerçek sorumlularına ulaşılmadan,&lt;br /&gt;- 301 davalarını bitirecek düzenleme yapılmadan,&lt;br /&gt;- Azınlık vakıflarının üzerinde pişkince oturanların rahatı bozulmadan,&lt;br /&gt;- Alevilerin ibadetini kültürel aktivite, ibadet evlerini de kültür merkezi olarak görmekte ısrar etmekten vazgeçilmeden,&lt;br /&gt;- Üniversitelerden sudan sebeplerle atılan arkadaşlarımız geri dönmeden,&lt;br /&gt;- Yasakçı zihniyet bize ne zaman, nerelerde ve nasıl örtüneceğimizi dayatmaktan vazgeçmeden,&lt;br /&gt;- Üniversitelerin bilimsel özgürlüğünün önündeki en büyük engel YÖK kaldırılmadan…&lt;br /&gt;Kısacası; &lt;br /&gt;12 Eylül darbe anayasasını esamesi okunmayacak şekilde ortadan kaldırıp yeni, sivil bir anayasaya yapılmadan mutlu olamayacağız.&lt;br /&gt;Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yayıp bizi birbirimize düşürerek bu adaletsiz düzenini devam ettiren yasakçı zihniyet tamamen ortadan kalkmadan hiç bir özgürlük tam özgürlük değildir.&lt;br /&gt;Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak, bundan sonra da her türlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız.&lt;br /&gt;Unutulmamalı ki;&lt;br /&gt;Gökler ve yer adaletle ayakta durur (Hz. Muhammed) "&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-8446243046185710231?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/8446243046185710231/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=8446243046185710231&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8446243046185710231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/8446243046185710231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/03/sirf-universitede-degil-her-alanda.html' title='sirf universitede degil, her alanda ozgurluk!'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5995926370321185387</id><published>2008-02-27T15:53:00.003+02:00</published><updated>2008-03-11T19:11:07.947+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>yasak kardesim yasak!</title><content type='html'>ne zamandir gazeteleri okuyamiyordum. ilk defa bugun girdim. ortalik birbirine girmis ayol. universiteler gergin. kapilarda arbede cikiyormus. oh dedim, ulke bolundu rahatladik hep birlikte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;valla kardesim burada o kadar okuyoruz ediyoruz denilen hep ayni sey, yasakci memleketler gericidir. ben de dusunuyorum, bizi gerici yapan turbani yasaklamak mi, yoksa universiteye turbanli kizlari kabul etmek mi? o kadar icim daraliyor ki hepsini birbirine vurmak istiyorum. yasakcilari da, dini kullananlari da. arada kendi hur inanciyla kapanan ve benim birsey demeye hakkimin olmadigi bir kesim kaliyor. onlari ne yapayim diye dusunuyorum. valla bu ulke boyle yasakci bir ulke kardes, hepimiz bir sekilde cekiyoruz senin cekecegin de buymus diyorum kiza. kiz surat asip gidiyor sonra. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben universitede turban yasagina karsiyim. turbanli kizlarin okumasina engel olup da onlari kucuk dunyalarina hapsetmeye, ufuklarini acmalarina engel olmaya karsiyim. onlarin da diplomalari olmali, is hayatina atilabilmeli ve bir erkegin eline bakmamalilar diye turban yasagina karsiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;turbanli olsun olmasin, herkesin egitimli olmasindan yanayim. dusmanimin bile egitimli olmasini isterim ben. bir cahille tartismak, kavga etmek bile istemem. cahile tahammul edemem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerci universite okumakla cahillik geciyor mu? ne universiteliler gorduk biz, zaten yoktular. yok olasicalar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5995926370321185387?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5995926370321185387/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5995926370321185387&amp;isPopup=true' title='14 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5995926370321185387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5995926370321185387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/02/yasak-kardesim-yasak.html' title='yasak kardesim yasak!'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-7879627208267934745</id><published>2008-02-20T16:29:00.005+02:00</published><updated>2008-03-11T19:11:07.948+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>insanlik ve Bauman</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R7w79Kp8FII/AAAAAAAAAO8/4xd_oXuZK-c/s1600-h/bauman.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R7w79Kp8FII/AAAAAAAAAO8/4xd_oXuZK-c/s400/bauman.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5169072394332804226" /&gt;&lt;/a&gt; Zygmunt Bauman der ki, ahlak / etik / erdem (morality) insanligin en onemli degeridir. Etik olmak, sadece bizim gibi olana degil, bizden farkli olana da adil olmayi gerektirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karisi Janina Bauman, Nazi kamplarinda yasadigi zulmu anlattigi kitabinda soyle der: Zalimin en zalim yani, kurbanlarini yok etmeden once onlara insanlik disi davranmasidir. Ve savaslarin en zoru, bu insanlik disi durumlarda insan kalabilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu savasi, modern hayatin icinde cesitli sekillerde dusunebilirsiniz. Hakkiniz yendiginde haksizlik yapmamak, zalimlige ugradiginizda ayni sekilde cevap vermemek, ya da zora dustugunuzde insanliginizi kaybetmemek adina verdiginiz savaslarin tumu bu ornege girer. Insanlik degerlerinizi kaybetmemek icin verilmis savaslardir hepsi, sonunda kotu duruma duseceginizi bilseniz bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern hayati analiz eden calismalariyla taninan Zygmunt Bauman, hayatta en beter asagilanmanin fakirlik oldugunu soyler. Fakirlik derken, bunu basit anlaminda degil de Afrika’daki, ya da Turkiye’nin doguda kirsal kesimlerindeki, insanlarin kendi baslarina cozum bulamadigi fakirlik anlaminda dusunun. Fakirligin en berbat yani, baska yerlerde insanlarin bambaska sartlarda yasadigini bilmektir. Bu tanimdaki fakirlik terkedilmisligin, bir basina birakilmisligin, umursamamanin getirdigi bir fakirliktir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlari okurken aklima geldi. Hani eskiden televoleler vardi, Turkiye’nin %1’lik kesiminin nasil yasadigini tum Turkiye’ye seyrettiren su magazin programlari. O programlari seyreden Anadolu’nun, dogunun ucra koylerinde yasayan insanlar, Istanbul’da herkesin oyle yasadigini dusunurlermis. Kim oldugunu hatirlayamiyorum su an, ama taninmis biri soyle yazmisti: “Bu programlari seyrettikce insanin komunist olasi geliyor”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kucuktum, ya ortaokul ya da lise caglarimda. Istanbul’da bir askerin telefon kulubesindeki konusmasina sahit olmustum. Sivesinden belli oluyordu dogulu oldugu ve telefondaki kisiye soyle diyordu: “Telefona benzer bir sey var oradan su akiyor, oyle yikaniyoruz”. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okurken bunlar geldi aklima. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt; Conversations with Zygmunt Bauman. Z.Bauman &amp; K.Tester (2001). &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-7879627208267934745?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/7879627208267934745/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=7879627208267934745&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7879627208267934745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/7879627208267934745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/02/insanlik-ve-bauman.html' title='insanlik ve Bauman'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R7w79Kp8FII/AAAAAAAAAO8/4xd_oXuZK-c/s72-c/bauman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-4409965102766791693</id><published>2008-02-15T17:55:00.002+02:00</published><updated>2008-03-11T19:11:31.017+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>rapor</title><content type='html'>isler yogun... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o yuzdendir sessizligim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yaziyi da kutuphaneden yaziyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 dakika icinde kapanacak kutuphane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ay iceride kapali kalmayayim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-4409965102766791693?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/4409965102766791693/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=4409965102766791693&amp;isPopup=true' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4409965102766791693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/4409965102766791693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/02/rapor.html' title='rapor'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-5267379566839002736</id><published>2008-02-01T13:42:00.000+02:00</published><updated>2008-03-11T19:11:51.379+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunce'/><title type='text'>bir doktoracinin gunlugu...</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R6MHBrxLJmI/AAAAAAAAAOs/CbhKlTlylp8/s1600-h/IMG_2332.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R6MHBrxLJmI/AAAAAAAAAOs/CbhKlTlylp8/s320/IMG_2332.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161977323406960226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hayat boyle bir sey iste. hersey ayni anda cereyan etmekte. yemek, icmek, calismak, eglenmek, sohbet etmek, dertlenmek, tasalanmak, endiselenmek, paniklemek, cozutmak, gulmek, aglamak, gulmek, aglamak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gider bu boyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ps: gulmelerin cogu sinir bozuklugundan, o yuzden sayilirlar mi bilmem.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-5267379566839002736?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/5267379566839002736/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=5267379566839002736&amp;isPopup=true' title='19 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5267379566839002736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/5267379566839002736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/02/bir-doktoracinin-gunlugu.html' title='bir doktoracinin gunlugu...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_6UQC5dUuU0E/R6MHBrxLJmI/AAAAAAAAAOs/CbhKlTlylp8/s72-c/IMG_2332.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7967672817505776289.post-9123040891430188298</id><published>2008-01-29T17:40:00.000+02:00</published><updated>2008-01-29T21:58:22.081+02:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>yine bir 21 Ocak gunuydu bu ulkeye ilk ayak bastigimda. 6 yil gecmis uzerinden. ne farkli duygularla ve ne kadar baska bir ben olarak geliyorum simdi. 6 yil once 21 Ocak'taki ben, tum bildiklerini, sevdiklerini baska bir yerde birakmanin huznuyle gelmisti buraya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmemenin, yabanci olmanin ne demek oldugunu o donem ogrendim.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi ise, ucak alcalmis ve ingiltere'ye yukaridan bakiyorken, 'eve geldim' diye geciriyorum icimden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutluluktan meksika halk sarkilari caliyor icimde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;havaalanindan cikmis, yaklasik 2 saat surecek tren yolculuguna baslamisken, nasil da huzurlu hissediyorum kendimi. bilmek, kendimi iyi hissettiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tren biletini alirken 'ne kadar' diye sormuyorum, ya da 'hangi trene binmeliyim', 'hangi durakta inecegim' diye endiselenmiyorum, gidecegim yeri biliyorum. yiyecek bir seyler alirken hazir sandvicler arasinda hangisini en cok sevdigimi, yaninda hangi gazeteyi alacagimi onceden biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boyle kucuk seyler nasil da etkiliyor nasil hissettigimi. gulumsuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan ne kadar bilirse, yabanciligi o kadar azaliyor. yabancilik azalinca, evinde hissettigi, burali olmayla ilintili huzuru yakalayabiliyor (burali olmakla, buraya ait olmak karistirilmamali ama. ikisi her zaman ayni sey degil. ve ikisi arasindaki fark kimileri icin onemli bir anlam ifade edebiliyor). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dun, yine biraktim ingiltere'yi. 'kisa surede gorusmek uzere' deyip, buradaki evime dondum. burasi biraktigim gibi, her yer bembeyaz. kar yagiyor, gecen haftasonundan beri simdi kuzeye yonelmis bir firtina varmis. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olsun dedim, ben de senin beyazligini severim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bembeyazligin da kendine ozgu bir huzuru var. ama baska iste. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burada hissettigim huzur, kucukken filmlerde gordugum dag evlerinin icinde yasanan huzura benziyor. hani kirmizi perdeli ahsap bir evde, pencereden, yagan kar gorunur. iceride, somineden gelen citirtilar duyulur. sen somine onundeki kanepede, los isikta, kucaginda battaniye kitap okursun. fonda da norah jones ya da jack johnson calsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buradaki huzur, bu tablodakini animsatiyor. en azindan simdilik. belki tanidikca, dilini konustukca baskalasacak anlami. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu huzur ile bir once anlattigim huzur birlestiginde nasil da huzurlu olur ama hayat, degil mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7967672817505776289-9123040891430188298?l=wordsthingsandothers.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/feeds/9123040891430188298/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7967672817505776289&amp;postID=9123040891430188298&amp;isPopup=true' title='6 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/9123040891430188298'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7967672817505776289/posts/default/9123040891430188298'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://wordsthingsandothers.blogspot.com/2008/01/yine-bir-21-ocak-gunuydu-bu-ulkeye-ilk.html' title='...'/><author><name>音楽</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17633548795259600491</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry></feed>
